Hepimiz dünyaya gelip gelmemeyi, ailemizi, toplumumuzu, fiziksel özelliklerimizi seçemediğimizi biliyoruz. Peki ya şimdiki özgürlüğünüze kıyasla başka bir sistemin içine doğsaydınız ne olurdu, hiç düşündünüz mü?
Sistemde olmamalarına rağmen sömürülen hayatlar

Dalit'ler Hindistan'da kast dışı ve insanlığın en alt tabakası olarak kabul edilen bir grup. Grup dediğime bakmayın, Hindistan nüfusunun yaklaşık %16'sını oluşturuyorlar. Toplumda kirli olarak adlandırılırken, hiçbir hakka da sahip değiller. İzole edilmiş hayatlarında hiçbir şekilde kast sistemi insanlarının bulunduğu yerlere alınmıyorlar. Tapınaklara, yeme içme ortamlarına bile. Kast sisteminde bulunan tüm gruplar, bu insanların varlığının sebebinin onlara pis işlerde hizmet etmek olduğunu savunuyorlar. Üstelik Dalit'ler de, tanrının onları bu şekilde yarattığına ve bu insanların pisliklerini temizlemeleri gerektiğine, kendi varlık sebeplerinin bu olduğuna inanıyorlar. Kirli olarak kabul edilen bu insanlar, halka açık alanlardaki tuvaletleri çıplak elleriyle temizliyorlar. Bu işi genellikle kadınlar yapmak zorunda olurken, erkekler de tabakhanelerde çalışıyorlar.
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi yine en fazla eşitsizliğe maruz kalanlar; kadınlar ve çocuklar

Bir su kaynağına, Dalit kadınların yaklaşmasına asla müsaade edilmiyor. Çünkü eğer kadın suya dokunursa tüm su kaynağının kirleneceğine inanıyorlar. Okulda çocuklar sınıfın ayrı bir bölgesinde eğitim görürken, asla aynı ortamda diğerleriyle yemek yemelerine de izin verilmiyor. Sıra oyun vaktine geldiğinde de bu çocuklarla kimse oynamazken, kirlenirim korkusuyla onlara dokunmuyorlar bile.
Özgürlüğün sorgulanmasının bile mümkün olmadığı, tüm sistemin dışında bir yerde kalan bu insanların acaba yaşama dair hayalleri var mı? Yoksa tanrının onlara bahşettiği nesiller boyunca pislik temizleme görevini yaşama amacı mı ediniyorlar? Dalit'lerin hayatına bir göz atıp özgürlüğü ve birçok şeyi farklı bir boyutta sorgulamanız için iki tavsiye belgeselim var. Untouchability and Casteism ve Untouchable: Life as an Outcaste.
Bir gözlemci olarak bence diye başlayacağım ilk cümle, bence gerçekten de bazı hayatlarda sorgulamaya ayrılacak kadar bir zaman, özgür düşünmeye izin veren bir inanış biçimi yok. Bence inancın sunduğu düşünce özgürlüğü insanı gelişmeye, hayal kurmaya iten en büyük destek. Tüm insanlık için sorgulamaya yetecek kadar 'özgür' bir hayat diliyorum.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
3Cevap
Dünyanın en değerli, en kıymetli şeyi özgürlüktür kim ne derse desin. Ancak Hint toplumunun içine doğsaydık bizler de doğduğumuz sosyal grubun dünya algılamalarıyla sınırlıyacaktık büyük ihtimalle kendimizi. Bu durumda kesinlikle Türk olmamıza, İslam'ın kapsayıcılığına, sunduğu eşitlik, adalet, yardımlaşma gibi birçok anlayışın içerisine doğmuş olmamıza milyonlarca şükretsek azdır. Dalitler gibi dünyanın tüm kesimlerinde İslam ile tanışmamış zihin ve gönüllerin tanışmasını , kaynaşmasını diliyorum 😊
Zaten dünyada kast ; guruplara ayrıştırma hep var be var olacak zengin fakir güzel çirkin aptal akıllı başarılı başarısız iyi kötü hızlı yavaş Çalışkan tembel
İnançlar kişileri ne hallere sokuyor...