Başlığa tepki verme isteğiniz varsa, anlayabiliyorum. Bu bakış açısını vereceğim örneklerle o kadar iyi anlayacak ve o kadar şaşıracaksınız ki ve tarihte “Toplumsal Damga”ya sahip olduğu için katledilen o kadar insan var ki.. O dönemlerde vahşeti meşru kılabilecek şeyleri gördüğünüzde bence insanlığı bir süre sorgulayacaksınız.
Katledilen yüz binlerce kadından belki de en cesuru: Jeanne d'Arc (Jan Dark)

Fransa’nın kurtarıcısı.. Yüzyıl Savaşları’nda, Fransa ve İngiltere savaş halinde ve Jan Dark henüz 13 yaşında. Rüyasında Fransa’yı kurtarabileceğini görüyor ve bunu krala anlatıyor. Elbette kimse ona inanmıyor, söylediklerinin gerçek olabileceğine bile ihtimal vermiyorken bir şekilde bunu başarıyor 13 yaşındaki Jan Dark’ın emrine bir ordu veriliyor. Ardındansa İngiltere’ye karşı zaferler kazanıyor ve Fransa tarihini önemli ölçüde değiştiriyor. Jan Dark’ın hikayesini her yerden okursunuz, benim anlatmak istediğim bu değil.
Jan Dark 19 yaşına geldiğinde, kendisine karşı zaferler kazandığı İngiltere tarafından esir alınıyor ve cadı olduğu gerekçesiyle 10 binlerce insanın karşısında, meydanda yakılarak katlediliyor. İlginç olansa, onu yaktıktan sonra bir Azize ilan ediyorlar..
“Cadı” damgasını yemek hiç zor değil ve bir cadıysanız, yakılarak katledilmeniz kaçınılmaz.

Avrupa’nın orta çağında yüz binlerce kadın cadı olduğu inancıyla katledildi! Hatta bazen erkekler ve çocuklar da ama çoğunlukla kadınlar. Şifacıların ve ebelerin büyü yaptığına, Tanrı’yla anlaşma yaptıklarına falan inanıyorlardı. Üstelik birinin cadı olduğu gerekçesiyle yakılması için tek bir kişinin şikayeti yeterliydi. Biri onu ifşalar, yargılanır, türlü işkencelerle “Ben cadıyım” demek zorunda bırakılır ve sonra onları yakarak katlederlerdi.
Bir kadını damgalamak oldukça kolay: Güzelsen, çirkinsen, dua ediyorsan ölmelisin!

Eğer bir kadın çok güzelse, erkekler “beni büyüledi” diyerek cadı olduğunu iddia ederlerdi ve o kadını yakarak katlederlerdi.
Eğer çirkinse, “Bu kadar çirkin biri zaten cadıdır” derlerdi ve onu yakarlardı.
Eğer kilisede çok dua ediyorsanız, “Demek ki çok günahı var, bu kesin cadı!” derlerdi ve yine katlederlerdi.
Tarihte damgalamayı ilk kullananlar: Yunanlar

O dönemlerde toplumun kabul etmeyeceği kim varsa, hain, suçlu, hırsız vb. insanların bedenlerine kazıyarak ya da yakarak çeşitli işaretler bırakıyorlar, onları damgalıyorlardı. Böylelikle normal insanlar onlardan uzak duruyorlardı.
Peki normal insanlar kim mi?
-Görünen kusursuzlar!
Toplum normlarına uyan, hiçbir sıkıntısı olmayan ve görüntüde bir bozukluğu olmayan insanlardı. Ve bu insanlar kendileri gibi olmayan herkesi damgalama eğilimindeler. Tıpkı şu anda, günümüzde olduğu gibi. “Ama o kör, ama onun bir parmağı yok, güzel ama estetikli, iyi biri ama yürüyemiyor, o bir ahlaksız çünkü mini etek giyiyor!”
Damganın sınırı yok! Bir kişi bağımlıysa, işsizse, eşcinselse, en basitinden bir kere bile olsa intihara kalkışmışsa damgalabilir. Bir de etnolojik sebepler var, yani dinin, ırkın, ulusun damgalanma sebebin olabilir.
Kendini “Çirkin” olarak damgalayan Ahmet Haşim, geceleri yaşardı.

Evet, bu gördüğünüz adamdan bahsediyorum. Ünlü Türk Şair Ahmet Haşim o kadar çirkin olduğunu düşünüyordu ki, geceleri yaşama eğilimindeydi. Şiirlerini de hep geceleri yazardı.
Damgasının ortaya çıkmasından korkanlarsa, Gönüllü İfşa’ya giderlerdi.

Herkes damgasıyla yaşamayı başaramıyor. Kimileri intihar ediyor, kimileriyse onu ölene kadar saklayıp hayatlarını bir yalan üzerine kuruyor; damgalanmamak için evlenip çocuk yapan eşcinseller gibi...
Gönüllü ifşa nedir biliyor musunuz? Damgasından o kadar utanıyor ve ortaya çıkmasından o kadar korkuyor ki, “ilişkilerim bozulur mu? İnsanlar ne der?” düşünceleriyle ve bu korkuyla yaşamaktansa “ne olacaksa olsun” deyip belki de en olmayacak zamanda kendisini, damgasını itiraf ediyor. Kendini biraz olsun rahatlatmak için, saklanmadan yaşamak için.
Sene 2015, Ankara’da bir kadın kendi oğlunu öldürüyor!

“Bir anne bunu neden yapar ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Söyleyeyim, çünkü kulakları kepçeydi.. Kadın çocuğunu zorla ameliyat ettiriyor, ameliyattan sonra “bir tuhaf olmuş bu, kafası tuhaf, kulakları tuhaf” deyip kendi eşarbıyla boğuyor. Ve sonrasında ona sorulduğunda “okulda o kadar çok dışlanıyordu ki, ben onu kurtardım.” diyor. Oğlunu öldürerek, onu damganlanmaktan kurtardığına inanıyor.
Toplum işinize karışmaya bayılır!

Toplum damgalamaya eğilimlidir ve her zaman damganıza uygun davranmanızı beklerler. Evliysen harika yemek yapmalısın, evin tertemiz olmalı ve misafirlerini mükemmel ağırlamalısın. Birinin karısı olman bile damgalanmak için yeterli bir sebep. Şerefsiz manavın karısıymış bu, “zavallı kadın!” derler. Üstelik kocan şerefsizin teki de olsa kocanı elinde tutmalı, usturuplu davranmalısın. Çocuklu bir anneysen düzgün giyinmelisin, genç bir kızsan sokakta kahkaha ata ata gezemezsin.
Kusursuzsan yine damgalanırsın!
Blöf yapıyor derler, iki yüzlü derler. Çok mu zenginsin? Kesin kibirlidir derler. Parası var ama berbat giyiniyor derler, onun kıymetini bilmiyor derler. Çirkin burunlusundur, damgalanırsın. Estetik operasyon geçirirsin damga geçmez, sadece adı değişir. Artık burnu kemerli biri değil “estetikli” biri olursun.
İnsanlar damgalamaya bayılırlar. Sivilceli olabilirsin, heyecanlandığında kekeliyor olabilirsin, ellerin büyük olabilir veya dişlerin ayrık olabilir. Her ne damgan olursa olsun, unutma: Sen bir insansın ve yaşadığın müddetçe çok güzelsin.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar