Hayvanların Uğradığı Vahşete Sessiz Kalmamak İçin "Hayvansever" Olmanıza Gerek Yok!

Nedir şu meşhur hayvanseverlik?

Hayvanların Uğradığı Vahşete Sessiz Kalmamak İçin

Sokakta gördüğümüz kedinin başını okşamak, ona mama vermek, bir golden ile evimizi paylaşmak, balkona kuşlar için bir kap su koymak... Evet, bunlar güzel işler biliriz, fakat artık sıkılmadık mı yufka yürekli hayvan severler olmaktan?

Dünyanın bir ucuna da gitsek karşılaşacağımız trajikomik bir sıfat vardır, hayvansever!

Üstelik apayrı bir sınıfta dahi yer almadığımız halde, hayvandan dem vurmak bile dilde kendine özgü bir kalıp buluyor!

Kediler sempatik, köpekler sadık, peki ya hamam böcekleri?

Hayvanların Uğradığı Vahşete Sessiz Kalmamak İçin

Veya domuzlar, inekler, orangutanlar... Hatırlamak için illa aynı kaldırımda yürümek mi gerekiyor veya aynı dili mi konuşmak gerekiyor, illa lazımsa bugün doğada işaret dili öğrenen hayvanlar da var.

Zarar vermediğimizde kötü insan olmaktan kurtuluruz, sempati beslediklerimiz, gözümüze hoş görünenler ile birkaç anımızı paylaştığımızda ise pek bilindik, duygusal hayvanseverlerizdir. Peki, onların da yaşamda var olduklarını kabul etmek? Böyle bir gerçeğin adı "Hayvanseverlik" mi olmalı? Böylesine gerçekliği su götürmez bir olayı kabul ederken ayrı bir sınıfa mı koymalıyız kendimizi, bu hepimizi ilgilendiren bir konu değil midir?

ABD Savunma Bakanlığı'nın, bazı öldürücü gazları üzerinde test ettiği için büyük bir protesto ile karşılaşınca köpek yerine sıçan kullanmaya karar vermesi beni rahatlatmaya yetmiyor. (Peter Singer "Hayvan Özgürleşmesi" s.40.)

Hayvan yaşamına saygı duymak, hayvanları önemsemek bir yürek meselesi değildir!

Hayvanların Uğradığı Vahşete Sessiz Kalmamak İçin

Eğer toplum yaşamından soyutlanmanızı gerektiren bir hasarınız yoksa, evinizde rastladığınız bir hamam böceğini öldürmeden uzaklaştırmanın alternatif yollarını aramak sizi "hayvansever" yapmaz, bu yalnız akıl sağlığınıza işarettir, daha fazlası değildir. Benzer evrimsel basamaklardan geçip bugüne geldiğimizi bilmek, onların da en az bizimki kadar yaşam hakkına sahip olduğunu anlamak yalnızca bir akıl meselesidir. Bu doğrultuda hayvan özgürlüğünü savunmak, hayvanlara zarar veren uygulamaların karşısında durmak bizleri bir başlığa sığdırmaz, bir canlının, başka bir canlının keyfine göre acı çekmemesi gerektiğini haykırmak için hayvanseverler çatısı altında toplanmamıza gerek yok. Hatta yalnızca kendi türünün özgürlüğüne inanan biri için bile, sırf bencillik duygusu dahi hayvanları önemsemesine zemin hazırlar zira insan tek başına ve öteki türlerden bağımsız olarak yaşamda var olamaz.

Diğer insanların zihne sahip olduğunu ama hayvanların sahip olmadığını söylemek için şahsen bir sebep göremiyorum... En azından hayvanların ilgi ve faaliyetlerinin bilinç ve duygular ile bağıntısının bendeki ile aynı olduğundan hiçbir şüphem yok ve bunlar da, bilebildiğim kadarıyla, aynı derecede aktif olabilir. (Lord Brain, "Presidential Adress" s.11.)

Havai fişek patlatmamak için hayvan sever olmanıza gerek yok!

Hayvanların Uğradığı Vahşete Sessiz Kalmamak İçin

Basit bir eğlenceyi (!) başka bir canlının yaşamına son vermesi yüzünden reddetmeniz, gün içinde mama dağıtımı yaptığınız, evinizde üç beş kedi ile birlikte yaşadığınız anlamına gelmez.

Nasıl ki doğmamış bir bebeğin yaşam hakkını savunup onun hayatının kutsallığından söz açarken bebek severler olarak anılmıyorsanız, aynı tutumu sırf zevk doyumuna ulaşmak adına 21. yy'da başka canlıların yaşam alanına girerek onları avlayan bir insana karşı gösterdiğinizde de yaptığınız aynıdır; kürtaja karşı durmaktan, yahudi veya zenci hakkını savunmaktan, ırkçılığı reddetmekten farklı değildir.

Havai fişek patlamasının yarattığı gürültü, başta insanlar olmak üzere bütün yabani ve evcil hayvanları korkutuyor. Onların sağır olmalarına, paniklemelerine, şok nedeniyle ölümlerine yol açıyor. Ayrıca, patlayan havai fişeklerin yakınında olan kuşlar yanmakta, bu yanma ölüm derecesinde dahi olmakta, gözlerine zarar vermekte, göç eden kuşların bir süre oryantasyonunun bozulmasına neden olmakta. 2003’te New York’ta yeni yıl kutlaması için yapılan havai fişek gösterisinde yaklaşık iki bin kuş panikten ve panik içinde birbiriyle çarpışmaları sonucu öldü. Yoğun havai fişek gösterilerinde oluşan dumanın da kuşların ölmesine neden olduğu biliniyor. (Prof.Dr.Cihan Demirci.).
Işıklara aldanıp onların etrafında sürekli uçuşan kuşlar sonunda aşırı yorgunluktan düşüp ölüyor veya özellikle camlarla kaplı kırk kat ve üzeri yükseklikteki gökdelenlerin meydana getirdiği yansıma nedeniyle hızla bu binaların camlarına çarparak can veriyorlar.
Bu şekilde yılda yüz milyondan fazla kuş kaybedildiği tahmin ediliyor. (Nazım Yılmazer.)

Hayvanlara zarar veren uygulamaları araştırıp, onlara karşı mücadele etmemiz için hayvanları sevimli bulmamıza gerek yok!

Buraya bir deney örneği koymak isterdim fakat sitenin müsaade edeceğini sanmadığım için ne yazık ki...
Buraya bir deney örneği koymak isterdim fakat sitenin müsaade edeceğini sanmadığım için ne yazık ki...

Bugün hayvanları deneylerde kullanmamak adına, deneyleri gerçekleştirmek için alternatif yollar arayan şirketler mevcut! Hayvanlara işkence ederek, vahşet saçarak, onlara laboratuvar ortamında türlü eziyetler uygulayarak ürün üreten şirketlerin ürünlerini almamak için, bu ortama destek vermemek için "hayvansever" olmamıza gerek yok! Nasılsa her sektör hayvanları kullanıyor diye bir bahane üretmenin tarihi geçti, hayvanlara karşı farkındalık kazanan şirketler kurgu değil, bunları araştırıp kullandığımız ürünlerde, yeme alışkanlığımızda değişikliğe gitmek hayvan severlik değildir, nasıl ki sahipsiz bir insan bebeğinin üzerinde canlı olarak deney uygulamıyorsak, bir yetişkin tavşana, kediye de yüzümüze süreceğimiz boya için vb... işkence edemeyiz. Bunu savunmanın ismi hayvanseverlik değildir, buna karşı mücadele etmek için "hayvanseverler" başlığı altında gruplanmak yanlıştır, bu duygusal ve yalnız yufka yüreklilerin sergileyeceği bir tutum değildir, çok daha fazlasıdır!

Fransızlar bir insanın sırf derisi siyah diye kayıtsız şartsız bir zalimin keyfine terk edilemeyeceğini anladılar.(Fransızların Köle Siyahları serbest bırakmaları)... Belki bir gün, bacak sayısının, derideki tüy miktarının ya da sağrı kemiğinin nerede bittiğinin de duyguları olan bir varlığı aynı akıbete terk etmek için eşit derecede yetersiz sebepler olduğu anlaşılır. Bu aşılamaz sınırı çizecek başka ne olabilir? Akıl yürütme yetisi mi? Ya da belki konuşma yetisi mi? Ama yetişkin bir at ya da köpek, gerek akıl gerekse iletişim kurma açısından, bir günlük, bir haftalık, hatta bir aylık bebekten kat kat üstündür; ama öyle olmasa bile bu neyi gösterirdi ki? Sormamız gereken soru, "Akıl yürütebiliyorlar mı? ya da " Konuşabiliyorlar mı?" değil, "Acı çekebiliyorlar mı?" olmalıdır.(Jeremy Bentham "Ahlak ve Yasama İlkeleri,17.bölüm.)

Acı duyumları sizinle aynı olan bir canlının uğradığı zulme susmamanın ismi hayvanseverlik değildir!

En alta yazacağım siteden KULLANDIĞINIZ MARKALARI araştırabilirsiniz!
En alta yazacağım siteden KULLANDIĞINIZ MARKALARI araştırabilirsiniz!

Evrende kendi başımıza, diğerlerinden ayrı, fanusun içinde insanlar olarak yaşamadığımızın farkında olmak bile hayvan özgürlüğü adına mücadele vermemiz için fazlaca yeterli fakat daha da önemlisi onların da bizimki kadar hatta bazı durumlarda daha fazla acı çekebildiği, insan beyninin gelişmişlik düzeyinin fazlalığından bahsederken beynin korteks bölümünden söz edildiği, bunun da his ve duygular ile değil düşünce işlevi ile alakalı olduğu, his ve duyguların ilgili kısmı diensefanolun insan dışı hayvanlarda, özellikle memeli ve kuşlarda daha gelişkin olduğu artık bilinen bir gerçek ise (araştırmacılar: Lord Brain, C.A.Keele, R.Smith) onları anlamamız için aynı dili konuşmamız, aynı idealler peşinde koşmamız, ortak bir siyasi partiyi desteklememiz, aramızda akrabalık bulunması (hoş birbirimizden bağımsız türler değiliz, burada bahsetmek istediğim, çocuklarımıza veya ebeveynlerimize duyduğumuz yakınlık) benzer hobilerde buluşmamız, onları sevimli yaratıklar olarak görmemiz, olan biten vahşetin gözümüzün önünde olması veya meşhur "hayvanseverler" sıfatı ile anılmamız gerekmiyor!

Ortak bir yaşamın içinde var oluşumuz, onların da, yalnız içgüdüden oluşan otomatlar olmadıklarını, bizler gibi karmaşık fizyolojik yapılarının bulunduğunu ve bizler gibi acı çekebildiklerini, hissedebildiklerini ve bazı araştırmacıların (Jane Goodall, Dian Fossey, Birute Galdikus, Roger ve Deborah Fouts, Francine Patterson, Lyn Miles...) ortaya koyduğu gibi, geleceğe dair plan yapabildiklerini bilmemiz yeterli.

Hayvan deneylerinin detaylı bilgisi, tarihten bugüne hayvanlara karşı kazanılan farkındalık ve deneylerde gidilen alternatif yollar, hayvan özgürleşmesini savunan şirketler vb... için bkz: Peter Singer "Hayvan Özgürleşmesi"

Kullandığınız markanın, hayvanlar üzerinde deney yapıp yapmadığını aratmak, yeni markalara yönelmek için bkz: Beauty Without Bunnies (Link bırakamıyorum, site ismini yazdığınızda ulaşabilirsiniz.)

Hayvanların Uğradığı Vahşete Sessiz Kalmamak İçin "Hayvansever" Olmanıza Gerek Yok!
Cevapla