Yobazlık; kendince doğru kabûl ettiği bir fikri körü körüne savunmak, bağnazlık , taassubtur.
Gelenekselci bir anlayışla, birşeyi hiç sorgulamadan , araştırmadan aksini reddederek savunmak, yobazlıktır.

Yobazlık denince birçok insanın aklına dinde aşırı mutaassıb ve tutucu olmak geliyor; oysa, birşeyde aşırıya kaçma, bayağılık anlamına da gelen yobazlık, hayatın her alanında ve her anlamda olabilir.
"Kim ne derse desin en doğrusunu ben bilirim, en iyisini ben yaparım! " mantığından tutun da "Ah şu yobazlar! Bu konuya da dini karıştırdılar!" diyenine değin, herkes dar bir kalıp içine girmiş pervâsızca yalnız kendi doğrusunu savunmakta.

Ancak ben burada kelimelere yüklediğimiz mânâlar üzerinde durmak istiyorum tıpkı yobazı nasıl anladığımızı sorgulamak gibi...
Sorsam; çoğunuz, Batı'ya " medenî " , Doğu'ya ise " yobaz " diyecektir zihniyet vurgusu ile...
Peki şöyle soralım; Batı neresidir, Doğu neresidir? ya da islam karşıtı x ülkesi batıda mıdır doğuda mı?
İslâm, Doğu'da ya da Ortadoğu'da mı yaşanır?
Normalde ben de batı diye diye battık , İslâm'ı , Şark'ı ve Osmanlı'yı doğru anlayamadık diyenlerdenim.
Burada hiçbir görüşü savunmuyor yahut hiçkimseyi sempatik göstermeye çalışmıyorum. Provoke değil amacım lâkin peki kendini lâik olarak tanımlayanları ya da cumhuriyeti doğru anladık mı? Şer'îâtı doğru anladık mı meselâ?

Batı nedir, İslam nedir, medeniyet nedir, lâiklik nedir, Doğu nedir ?
Yüzyıllardır, toplum olarak hep bâzı akıl babalarının yönlendirdiği şekliyle düşünüyoruz.
İnandığımız gibi yaşamıyor, yaşadığımız gibi inanıyoruz. Zaten inancımızı dâhi kendi çıkarlarımız doğrultusunda yontmuyor muyuz?
Ya da şöyle bir örnek vereyim isterseniz; erkek çocuğu doğar doğmaz mavi, kız çocuğu doğar doğmaz pembe ile ilişkilendiriliyor.
Bazı renkleri ben de erkeklere yakıştırmıyorum bunu kabul ediyorum fakat burada amacım a zihniyetini ya da b yargısını kötülemek yâhut sevimli göstermek değil hattâ renklerin dâhi bir karakteri var fakat renkleri bile kategorileştiriyoruz.

Gelenekselci bir yaklaşımla, bize empoze edilen anlayışa göre geldik ve gidiyoruz.
İslâm'a bakışımız da demokrasi anlayışımız da hep şekilci bir algıdan ibâret. Çoğu kavramı, içi boşaltılmış hâliyle kör gözle savunuyoruz.
Peki dirâyet bunun neresinde? Muhakeme gücü neresinde?
Şimdi , artık eskisi gibi değiliz sorgulamaya başladık diyenler olacaktır. Neyi neye göre sorguluyoruz peki? Tamâmen tarafsız olabiliyor muyuz , eksikleri ve hataları kabul edebiliyor muyuz? Ya da kıyas eder ve sorgularken gerçekte neyi baz alıyoruz?
İsterseniz başa dönelim..?
Hayvan haklarını savunanlar, insan haklarına ne derece önem veriyorlar ?
İslâm'ı savunanlar, dilindeki küfürle kime neyi nasıl anlatıyorlar?
Elhamdüillah Müslümanız tabii ki ama içkim de benim keyfim diyen mi
Medenî insanlarız derken güçsüzü ezen mi?
Hangisi daha samîmî ?
Alkol kullanmak dinden çıkarmaz. Kul hakkı yemek de dinden çıkarmaz.
Lâkin demek istediğim şu; birşeyleri kendi kılıfımıza uydurmak ve aksini kınamak hangi kategoriye giriyor?
Sâhi, yobazlık ne demek?..
14.06.2018
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar