Artık günümüzde her gün haber programlarında çok sık duymaya başladığımız şiddet, taciz, dayak, işkence, darp ve her türlü işkenceye maruz kalan; dahası canına kıyılan kadınlar, kadınlarımız...

Dünyadaki en değerli hak olan yaşama hakkını onların elinden alıp gururuna ve kıskançlığına yenik düşen erkekler…

Bir erkek düşünün bir zamanlar sevdiğini, belki de aşık olduğu kadın ile evlendiğini, o kadın uğruna pek çok şeyi göze aldığı kadını, hatta ve hatta çocuklarının anasını öldürecek kadar gözü dönebilen eşler...

Tüm bu olup bitenler karşısında karmaşanın tamda ortasında yaşananlara sessiz sedasız seyirci kalan ve bir şekilde anasız, babasız kalan yetimler...

O kadar acı bir durumdur ki bu, bir ucu mutlaka ama mutlaka birilerine dokunur. O dokunduğu yeri de ne yazık ki anında yangın yerine dönüştürür yakar geçer. Bu o kadar acı dolu bir tablodur ki, duyan kişilerin içini sızlatır, yüreğini param parça eder geçer. Ve her defasında da bu tablonun öteki tarafında bir kadının hayatı o kadar ucuz bir şekilde harcanır ki, herkesin gözleri önünde bir hayat yok olup gider... 
Bir insan başka bir insanın hayatına nasıl kast eder bunu inanın ki kelimeler ile açıklayamıyor insan. Bakıldığı zaman öyle önemsiz kalıyor ki sebepleri.

Ne olursa olsun karşı tarafın ne suçu olursa olsun kimse kimsenin canını yok etme hakkını tanımıyor. Kaldı ki, kadınlarımız çoğu yerde hiç ortada sebep yok iken dövülüyor, işkence görüyor, tacize uğruyor ve ne yazık ki öldürülüyorlar.
Pek çok erkekte dışarıda, belki iş yerinde, belki yolda birilerine, bir şeylere kızıyor ve akşam eve geldiği zamanda ne yazık ki hırsını karısından hatta ve hatta çocuklarından çıkarabiliyorlar.

Bunu yaparken de bir iki dakika durup düşünme zahmetine bile girmeden etraftan söylenenlere ve tüm yalanlara inanıyorlar. Etrafındaki kişiler tarafında doluyor, dolduruşa getiriliyor her ne ise siz buna ne demek istiyorsanız ama karşı taraf söylenenleri bir an olsun bile düşünmüyor. Onun için sebepler, nedenler, niçinlerin bir önemi olmuyor. Hatta bunlar üzerinde kafa yorma zahmetine bile girmiyor.
Ve olanca hırsı ile, öfkesi ile eşine, çocuklarına hayatı zindan ediyor. Bağırıyor bununla da yetinmiyor dayak atıyor. Daha da abartarak etrafında ne varsa kırıp döküyor. Ve bunların hiçbiri yetmiyor ve son noktaya geliyor...

Yazımın başında da belirttiğim gibi özellikle şu son zamanlarda kadın cinayetlerindeki artış hepimizin dikkatini fazlası ile çekmeye başladı. Her geçen gün haberlerde, sosyal medya da, gazete sütunların bir kadının eşi tarafından bıçaklandığını, öldüresiye dövüldüğünü okuyup duruyoruz. Bir insan olarak benim içim sızlıyor her haberde, benim gibi hepinizin de içinde fırtınalar kopuyordur. O çaresiz kadınların, çocukların varlığından daha önceden haberdar olmadığımız için ve onlara vaktinde el uzatamadığımız için. Ama tüm bu yapılanlara DUR diyebilecek hiçbir önlemi de ne yazık ki alamıyoruz. Ne şahsımız, ne insanlık, ne de yasa olarak... 
Ne olursa olsun bir candan bahsediyoruz. Bir hayattan. Aynı bizler gibi doğan, binbir zahmet ile büyüyen, umutları, hayalleri olan, tüm bu hayalleri gerçekleştirmek adına evlenen ve gencecik yaşlarında bu ağır travma ile ömürlerini geçiren, geçirmeye mecbur bırakılan kadınlar, kadınlarımız... 
Aynı bizler gibi doğan, binbir zahmet ile büyüyen, umutları, hayalleri olan, tüm bu hayalleri gerçekleştirmek adına evlenen ve gencecik yaşlarında bu ağır travma ile ömürlerini geçiren, geçirmeye mecbur bırakılan kadınlar, kadınlarımız...
Kadınlarında duyguları var, kadınlarında ruhları var. Onları bir oyuncak, bir mal, oradan oraya atıp sürükleyebileceğiniz bir eşya değiller.

Zaman zaman unutulsa bile onlarında annesi, babası, kardeşleri, akrabaları ve sevenleri mutlaka ki var. Bu kadınlarımızda birer can taşıyor, tıpkı sizin gibi, bizim gibi, hepimiz gibi...
Tüm bu olumsuzlukların kaldırılıp, daha sağlıklı çocuklar yetiştirmek, daha sağlıklı bir aile kurmak ve bunun bir zincir misali devamının tek ama tek bir yolu var oda SEVGİ.

Ve tabi ki bunu başarabilmek için kişinin öncelik ile kendisini sevmesi gerekiyor. Kendisini seven bir kişi zaten çevresindeki her şeye, kısaca hayata da sevgi ile bakacaktır.
Herkes insanları sevmek, onların ilişkilerine saygı duyması yaşadığımız toplumun temel ilkelerinden olmalı. Gerek toplumsal, gerekse ikili ilişkilerimizde de bu böyle olmalıdır. Çünkü eğer bir kişiyi seviyorsanız, gerçekten insanlığınız var ise, yüreğiniz titriyor ise bu sevgiden, karşınızdaki hiçbir canlıya kötülüğünüz dokunmaz, dokunamaz, dokunmaması lazım. İçimizde yaşattığımız sevgi asla buna izin vermez. Hele hele ki sevginiz birde onun ayrılmaz ortağı olan SAYGI'yı da besliyorsa. İşte o zaman bir adım geride durmayı başarırsınız. Hal ve hareketlerinizde, konuşmalarınızda, tavır ve davranışlarınızda hep bu sevginin kokusunu, saygının ise naifliğini bulursunuz. İşte o zaman ne bir başkasına el kalkar, ne dayak atılır, ne darp, ne taciz, ne de öldürme gibi olaylar bir daha asla ama asla yaşanmaz, yaşatılmaz... 
Kadın olarak kadınlarımızın özgürce hissedebildiği, sevgi ve saygı gördüğü, hak ettikleri mutluluğu yakaladıkları bir dünyada yaşayabilmek umudundayım.

Verecek cevabımın oImadığından değiI, cevabımın şiddetinden korkuyorum! Necip FazıI Kısakürek
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem - 09.01.2018
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar