Sevgi, sözcüğü ilk olarak bizlere neyi çağrıştırıyor acaba. Kaç çeşit sevgi vardır. Sözlüklerde "insanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu" ya sevgi deniyor. Bu tanım bana göre hem yetersiz hem de biraz yüzeysel kalıyor. 
Sevgi dediğimiz zaman akla ilk gelen, iki karşı cins arasındaki duygusal çekimin oluşması olarak akla gelen bir durum. Aslına bakarsanız sevgi yöneldiği hedefe (sevgiliye duyulan sevgi, Allah'a duyulan sevgi, vatana duyulan sevgi, ebeveyne duyulan sevgi, çocuğa duyulan sevgi vb.) ve biçimlerine göre çeşitlilik gösterir. Sevgi aslında şefkat, merhamet ve fedakarlık olarak çeşitli şekillerde bizlere yansıyabiliyor. Sevgi yalın anlamıyla bir duygu ve heyecan türüdür. Sevgi, insanın bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermesi ile oluşur. Yani kısacası sevgi "öğrenilen duygusal bir tepkimedir."
İbn Arabî Hazretlerine göre sevginin tanımı yapılamaz. Sevgi ancak tadılır. Tadan kişi de sevginin ne olduğunu yeterince anlatamaz. Aynı zamanda sevgi evrensel bir duygudur. Annenin çocuğunu sevmesi, eşlerin birbirlerini sevmesi, ilâhî bir sır olarak, gayesi “bir tenle bir teni, bir canla bir canı kavuşturmak” olan sevginin evrenselliğine en güzel örnektir. Aynı zamanda İbn Arabî sevgi için, “Sevgi seveni sevilene bağlayan bir bağdır ve sevgi sevenin var oluşudur” der..
Sevgi aslına bakılırsa çok kolay bir şey değildir yürek ister. İçten gelen sese kulak vermek, gönül gözü ile karşınızdaki ne olursa olsun kayıtsız şartsız sevmeyi gerektirir.

Sevgi öyle bir şeydir ki elinde avucunda ne varsa başkaları ile paylaşmak ve bölüşmek demektir.

Acı çeken birini gördüğünüz zaman o kişinin sızılarını dindirmeye yardımcı olmak, bakışlarında bir pırıltı, bir ışık, bir umut olmak demek...

Biz Türk milleti olarak bunu başarabilecek kadar yüce gönüllü insanlarız aslında. Heyecanını, acısını, üzüntüsünü paylaşmasını, bunu yaparken de sevgi ile el uzatmasını çok iyi biliyoruz. Hepimizin merhamet dolu yüreği var ve buranın kapısını da sonuna kadar açabilen bir milletiz. Her koşulda şartları zorlarız. Zengini ile, fakiri ile, sanatçısı ile, halkı ile, genci ile, yaşlısı ile, çocuğu ile kocaman tek bir yürek halinde milletimize sahip çıkıyoruz.

Bizler Türk milleti olarak altın gibi bir kalbe sahibiz. O kadar ki bu kalbe onlarca sevgiyi sığdırabiliyoruz.

Birbirimize ne kadar öfkelenirsek öfkelenelim, birbirimize ne kadar kırgın olursak olalım, birbirimize ne kadar bağırıp çağırsak da öyle bir yüreğe sahibiz ki bu hazinen var olduğunu belki çoğumuz farkında bile değiliz.
Şöyle bir dünyaya baktığınız zaman hiçbir ulus bizde olduğu gibi duygu yüklü, merhametli, paylaşımcı ve fedakar değil.

Bizim ülke sevgimiz, milli birlik ve beraberliğimiz öyle güçlü ki, ne kadar sarsılırsak sarsılalım aksine o kadar kenetleniyoruz. Ne mutlu ki bana bunu bana hatırlatabilecek çok güzel tarihim, geçmişim var. Bir ton örnekler ile dolu.
Bazen öyle bir an oluyor ki herkes birbirinden nefret ediyor, din, dil, ırk ayrımı yapılıyor. İnsanlar birbirlerini kırıyor ve birbirlerine sevmediklerini haykırıyorlar.

Bazen bu sözler gerçekten çok canımızı acıtıyor ve bizlerde öfkemize yenik düşüyoruz. Ama öyle bir an geliyor ki, ortak sevgimiz ve merhametimiz her şeyi bir anda değiştirebiliyor. Bir anda her şey tam tersine dönüyor sihirli bir değnek değmişcesine...
Biz Türk milleti olarak sadece kendi ülkemiz için değil, yeri geldiği zaman dünya üzerinde yaşayan tüm inşalar içinde üzülüyor ve elimizden gelen bir yardım olursa yapmaya çalışıyoruz.

Ve hatta ve hatta çok güçlü olduğunu savunan ve bunu ilan eden yeri gelince bize el uzatmaktan çekinen bir çok ülkeye inat, bizler ülkece onlar içinde çırpınıyoruz, onlar için dualar ediyoruz, yardımlar yolluyoruz.
Bir de bu sorular, bu acılar kendi ülkemizde ve kendi milletimize karşı yapıldığında işte o zaman tüm Türkiye için akan sular aniden duruyor.

Ve herkes dil, din, ırk ayırt etmeksizin tek bir vücut oluyoruz. Üzerimize sinen tüm kırgınlıklara, tüm öfkeye ve kızgınlığa rağmen onları bir kenara koyuyor ve tek yürek oluyoruz.
Ülke olarak son zamanlarda biraz kendimizi dağıtmış olsak bile çok zor durumlarda kenetlenmeyi bir anda başarabilen bir milletiz.

Nerede bir deprem olsa, bir yangın, bir afet olsa biz Türk halkı olarak hep zor durumda kalan insanların yanında oluruz. Kimimiz bedenen, kimimiz kalben, kimimiz duaları ile ve en işten merhamet duygularımız ile ağlıyoruz. Çünkü bizler Mustafa Kemal Atatürk'ün torunlarıyız. Bizim dedelerimiz her daim cesur, her daim güçlü, ana en önemlisi de dedelerimiz gibi sevgi ve merhametle dopdolu oluşumuzdur.
21. yüzyılında o kadar çok şey değişti ki eskiye göre. Aslında geçmişimize bir bakıp bu günlere nasıl geldiğimizi hatırlamak için, şöyle bir silkelenmemiz gerekiyor sanki. Birlik ve beraberlik her zaman olması gereken ve bir milleti yıkamayacak tek yegane güçtür benim gözümde.

Güzel ülkemin topraklarının bir yerlerinde, bir köşelerinde gereksiz kayıplar verip duruyoruz. Ve bizim sadece yapabildiğimiz gözyaşı dökmek, üzülmek. İşte durum böyle olunca da en uzak mesafe dahi bizim için fark etmeye biliyor. Bazen ben haberlerde kayıpları duyunca kanatlanıp oraya uçasım, dertli analara, dertli babalar, anasız ve babasız kalan çocuklara sarılıp onları teselli etmek geliyor. O an tüm dualarımız ile elimizden gelen her ne var ise onlar için yapabilmenin çabası içine girerek bir bütünlük oluşturuyoruz adeta. Hep bir elden İMECE usulü bir şeyler yapmaya, acılara merhem olmaya çalışıyoruz.
Çünkü biz Türk Milleti olarak ne kadar da kavga dövüş etsek, ne kadar birbirimize kırıcı sözler de sarf etsek halkımızı seviyoruz.

Bunu serzenişlerimi ne kadar inkar edersek edelim, ne kadar kimseye belli etmemeye çalışırsak çalışalım biz millet olarak hepimiz A'dan Z'ye merhametli bir toplumuz. Doğusu ile, batısı ile, kuzeyi ile, güneyi ile, sahili ile, ovası ile, dağı ile, nehiri ile, denizi ile, gölü ile, ormanı ile bozkırı ile her bir karış toprağımız bizim için çok ama çok kıymetli. O Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yaşayan her Türk vatandaşı da hepimizin gözünde aynı değerde.
Türk halkının içi sevgi dolu, merhamet dolu, aşk dolu ve kocaman bir yüreğe sahiptir. Yeri geldiğinde tüm dünyaya tek bir Türk bile kafa tutacak kadar gözümüz kara, yeri geldiği zamanda dünyanın en uzak köşesindeki bir bebek için ağlayacak kadar da hassas yüreğe sahip insanlarız. Başkaları aç iken kendisinin tok olmasından utanan, başkaları üşürken kendisinin sıcacık bir evde ısınıyor olmasından rahatsız olan bir milletiz.

Tabi ki bencil olduğumuz zamanlarda olmuyor değil. Sonuç olarak insanız. İnsani dürtülerimiz, çekişmelerimiz, birbirimizi yemelerimiz, kalp kırmalarımız, can yakmalarımız da oluyor. Ama tek bir kötü olayda tüm bunları unutup bir toplum olarak o anda TEK BİR YÜREK olabiliyor ve ellerimizi birbirine hiç bırakmayacak gibi kenetleye biliyorsak işte o zaman tüm dünya bizden korksun. Çünkü biz Mustafa Kemal Atatürk'ün torunlarıyız ve bu güzel vatanın merhamet dolu insanlarıyız...
Belki de bu yüzden bize ÇILGIN TÜRKLER diyorlardır...
Sevgimiz, el ele, omuz omuza birbirimize kenetlenmemiz ise bu lafı doğruluyor aslında. Sadece sesimizin ne kadar güçlü olduğunu anlamak adına kötü olayları, afetleri, depremler gibi büyük kayıpların olmasını beklememiz gerekiyor.

Dostça ve sağlıkcakla kalın...

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar