“Sorun sende değil bende” diyenlere kızıyor musunuz? Kızmayın.
Çok sevdiğiniz bir arkadaşınız hakkında konuşurken birden telefon çalar ve şaşırırsınız, çok farklı düşünce kalıplarına sahip olduğunuz kardeşinizle hiç konuşmadan aynı fikre kapılmış olursunuz, bazı kişilerle diyalog bile kurmadan anlaşırsınız ya o zamanlar neler olduğuna hadi hep beraber göz atalım.
Duygular çene altından kasıklarımıza kadar olan bölgede algıladığımız hislerdir.
Heyecanlanınca karnımız ağrır, aşık olduğumuzda midemizde kelebekler uçuşur, kötü bir olayla karşı karşıya geldiğimizde göğsümüzde fiziksel bir ağrı hissederiz.
Bu hislerin adı her ne kadar öfke, sevinç, heyecan, aşk, nefret, kıskançlık ve türevleri olsa da bunlar aslında zihnimizin ürettiği “sanal” hislerdir, desem tam yerinde bir cümle kurmuş olurum. İnsan beyni sadece iki duyguyu algılar; sevgi ve korku. Diğer tüm hisleri beynimizde kurgular ve isim takmaya çalışırız.
Yoğun bir kıskançlık yaşıyorsanız ya aldatılmaktan, ya kaybetmekten korkuyorsunuz demektir.
Bir konuda hırs yaptıysanız başaramama korkununuz çoktan sizi ele geçirmiştir. İntikam alma dürtüleriniz yüksekse tekrar kırılmaktan, acı çekmekten korktuğunuzdan kuşkunuz olmasın. Eğer çok kırılgan bir yapınız varsa muhtemelen siz de bir şeylerin raydan çıkmasından korkuyorsunuzdur. Birine karşı öfkeliyseniz onunla bir daha görüşmemekten korkuyor olabilirsiniz. Her duygu iki uçludur. Duygular bedeni ele geçirdiği andan itibaren onların yaydığı frekansla hareket etmek zorunda kalırız ve eşimiz, dostumuz bize “Leyla” der. Leyla olmamışızdır aslında sadece algıladığımız hislerle nasıl başa çıkacağımız bize henüz öğretilmemiştir. Bunun yanında bütün korkuların temelinde yatan 5 tane temel korku vardır ki ben bu yazımda bağlanma korkusunu ele alarak örneklendirme yapıyor olacağım.
Bağlanma korkusu olan biri aşık olduğu andan itibaren normalden farklı davranmaya başlayacaktır.
Çünkü bu his aslında onun karakterinde var olmayan iki yeni karakter getirir. Birincisi çok güçlü, ilişkisini her an silip atabilecek hatta partnerine fütursuzca öfkelenen ve ondan neredeyse nefret eden bir karakter. İkincisi ise partnerine ondan gitmemesi için neredeyse yalvaracak, her kötü zamanında ona tutunmak isteyecek bir karakter. Ve kişi sadece bu korkuyu hissettiği kişi veya kişilere karşı böyle davranacaktır. Yani kişi ya sevgiye, ya korkuya tutunacaktır. İlişkinin sonuna gelindiğinde ise eğer sevgiye daha çok tutunduysa mutluluğa, korkuya daha çok tutunduysa ayrılığa sebebiyet verecektir.
İlişkide korkuya tutunan bir kişi partnerine “benden uzak dur, mümkün olan en kısa zamanda benden vazgeç.” Mesajını telepatik olarak iletir ve karşı taraf er ya da geç bu mesaja cevap verir.
Bu durumun süresi ilişkideki sevgi oranına göre değişecektir. Kişi sevgiye daha çok tutunursa vereceği mesaj ise “beni bırakma, seni sonsuza kadar seveceğim” olacaktır ve partneri bu mesaja da mutlaka cevap verecektir.
Başa dönecek olursak çok sevdiğiniz arkadaşınızla ilgili övgü dolu bir konuşma yaparken, arkadaşınız o sıcaklığınızı hisseder ve sesinizi duymak ister. Kardeşiniz her ne kadar zıt düşüncelere de sahip olsanız korkmadan ondan bir şey isteyeceğiniz zaman sizin için çoktan isteğinizi yerine getirmiş olur. Ya da o diyalog kurmadan anlaştığınız kişiye karşı hiçbir korkunuz olmadığı için konuşmadan bile telepatik olarak mesajlarınızı iletebiliyor olursunuz.
Algıladığımız her hissin bir enerjisi ve o enerjiye bağlı bir frekansı vardır.
Bu frekanslar karşımızdaki kişiye anlık olarak iletilir. İşte buna “telepati” diyoruz. Lütfen yaşadığınız hiçbir şey için karşınızdakini suçlamayın ya da yaşadığınız olumsuz olaylar için kimseye arkanızı dönmeyin. Şunu unutmayın ki ilişkiyi bitirmek çözüm değildir. Siz aynı korkulara sahip olduğunuz sürece benzer sıkıntılar yaşayacağınız kişileri hayatınıza almaya devam edecek ve bunun adına “kader” diyeceksiniz. Eğer mutlu bir aşk istiyorsanız partnerinizi değil duygu durumunuzu değiştirin. Lütfen herkes kendi kalbinin önünü süpürsün. “Ben şimdi niye öfkelendim?” diye düşünüp bu duyguyu sevgiye dönüştürün. Sevginiz çığ gibi büyüsün. Partner değiştirmek ya da karşımızdakini değiştirmek için inanın çok kısa bu hayat. Sevgilerimle..
Oncelikle guzel bilgiler tesekkurler dicegim sey ne kadar konuyla baglantili bilmiyorum ama beni deli eden bir konu var nedense sizinlede paylasmak istedim yasantimizda boyle erkekler oldugu surece birakin midede kelebeklerin ucmasini insan asik olmaktan soguyor ya anlamiyorum bir erkek neden sevgilisi oldugu halde baska bir kiza defalarca bakip onun aklini karistirir ki ya bu serefszlik degilde nedir :( kimsenin basina boyle bir talihsizlkk gelmesin garanti veriyorum sevmekten korkar olacaksiniz :( o sana defalarca baksin sen onun seni sevdigimi dusun ve aradan az aan gecince ogrenin ki sevgilisi var bence en agir cezayi bunlar hak ediyo.
Merhabalar.. Bence sadece erkekler olarak kısıtlamamak gerek. Bunu yapan binlerce kadın da var. Asıl soru şu, siz neden başkalarının hataları yüzünden kendi kalbinizdeki sevgiyi korkuya dönüştürüyorsunuz? Bu yaşadığınızı alın, kabul edin. Direndikçe korkuya kapılıp benzer vakaları çekmeye devam edeceksiniz. Burada size düşen bu sınavı doğru vermek. Teşekkür ederim 😊
Ben askla olan baglantimi kapattim artik birinin gercekten beni sevip ve bunu dile getirdigini gormeden bu defter benim icin acilmayacak inanin yasimin kucuk olmasina ragmen cok mutsuzluk ve aci cektim sevdigim kadar hic sevilmedim bu dedigim kisi boyle yaptiktan sonra inanin baskisini sevmekten korktum cok aci bir durumdu benim icin sevgilisi oldugunu ogrenmek ama kahretsin ki kalbim daha tam anlamiyla ondan vazgecmis degil :( soruyorum hergun kendime biraz olsun beni sevmedimi ki diye ask zor bence en eyisi defteri kapatmak zaten inanin yuzum hic gulmedi bu konuda lise asklari filan derlermis liseyi bitireli iki yil oldu ne normal ask yasadim ne lise aski kapattim gitti bu cocuktan sonra..
Bence bu kadar kasmaya gerek yok, inceldiği yerden kopmalı bence bir ilişki. Kimseyi terbiye edemezsin böyle, kimseyle uğraşmayacaksın, bir olmayacaksın. Ha, iş hayatında zorunlu olarak yüz göz oluyoruz ama fazlasına gerek yok. Böyle umut tanecikleri vererek de mutlu olunacağını sanmıyorum. Karşıdaki kişi hiçbir şekilde değişmeyecektir. Olan sizin kendinize saygınıza olur. Tek başına da yaşayabilirsiniz, ki oldukça güvenli de yaşarsınız böyle, kimse sizi üzemez, kıramaz. Kimseye yalvarmaz, kimseye öfkelenmezsiniz. Çeşitli uğraşlar bulur, mutlu edersiniz kendinizi. Unutmayın ki yaşamak için, mutlu olmak için kimseye ihtiyacımız yok.
Son cümlelerinize katılıyorum, kişinin mutlu olması için birine ihtiyacı yok. Siz yazımdan farklı bir anlam çıkarmışsınız. Bu da sizin bakış açınız olarak burada dursun. Yaptığınız yorumla ilgili ancak yeni bir bence yazabilirim ve sizinle orada tartışabilirim. Dediğim gibi haklı olduğunuz bir çok taraf var ancak burada bahsedilmek istenen o değil ne yazık ki.. Yeni bir bence için bana ilham verdiğiniz için teşekkür ederim 😊
Alışveriş & Hediyeler konusunda 1,9b cevap paylaştı.
Malesef kiii korkularımızla çoğu durumu kendimize çekip ardına veryansın ediyoruz. İnsan yaşadıkça yıpranıyor ve üst üste gelen olgularla tamiri zor süreçlere giriyor. Aslında korkuların tetikleyicisi yine kısmen biz olmuyoruz. Bu noktada karşımızdaki insan (duygusal bağ olan/olmayan) anlamadığı in veyahut anlatamayacağımızı düşündüğümüz için cevapsız kalıyoruz. Burada kısmen biz suçlu oluyoruz. Ellerine sağlık🙋🏻
Başlık güzel iyi bir taktik olabilir ama yazıda buna yol olabilecek bir tarif bulamadım 😕 ayrıca duyguların sadece gövde kısmında hissedildiğini düşünmüyorum üzülünce incilince parmak uçlarımıza kadar acı hissediyoruz ya da heycanlanınca ellerimiz buz kesiyor bunlar teoriye aykırı ozaman.. yinede bilgi yüklü kaliteli buldum emeğine sağlık :)
Çok haklısın , bu bilgilere nasıl ulaştın peki? Kendi araştırman mi? Herneyse tebrik ediyorum herkesin kendine oay biçecegi bir bence. Sana kişisel olarak bir aoru sormak istiyorum eğer izin verirsen..
Dogru diyorsun, fakat Umut veren kisi, söz veren, gercekten guven hissi veren biraktiysa? Pes ettiyse? Cok severken ve bir hata olmadan onun pes etmesi dogrumu? Aile ve mesafe yuzunden? Ozaman hissetimiz Duyguyami kizalim? Yoksa böyle davrayan insanimi? 1/2 yill mucadele ettik sözler veripte sonra okadar kolay pes etmek
Alışveriş & Hediyeler konusunda 432 cevap paylaştı.
Okumaya başladığımda bu konuda profesyonel bilgisi olan biri olduğunuzu tahmin etmiştim. Yazınızı zevkle okudum, fırsat bulduğumda daha önce yayınlanmış bence'lerinizi de okuyacağım. Elinize sağlık
Kader kavramının tanımına bir bakın lütfen. Allah kullarını yaratırken mutlak ve muğlak kaderlerini belirler. Doğumunuz, ölümünüz ve hayata geliş amacınız mutlak kaderdir. Muğlak kaderinizi ise sizin belirlemenizi ister. Tevekkül ve dua işe yolunda kalmamızı ister. İşte bunlar sizin sınavlarınız, kaderiniz değil. Mesela aşk kavramı dünyada Allah'a ulaşmak için var. Çoğu insan Korkudan beslenerek ve acı çekerek isyan boyutuna gelecek kadar yaşıyor bu duyguyu. Allah'tan çok karşısındakini sevmeye başlıyor. Sınavı geçemiyor. Buna ne yazık ki kader diyemeyiz. Geri bildiriminiz için teşekkür ederim. Umarım anlatabilmişimdir. 😊
Bende zaten diyorum ki... Kader diyeceksiniz ne demek? Tek gerçek kader dir. Ben kaderi inkar eden değil. Kadere inan biriyim. Yazıdaki diyeceksiniz kelimesi bana ters geldi.
O zaman kader tanımı size... Örnek verelim. bir bilgisayar oyunu düşünün. Yazilimci tarafından yazilian. siz bu oyunu istediğiniz gibi oynuyorsunuz ama sadece yazılımcinin yazdığını oynarsiniz. netice de sınırlıdır. Ama siz bu sınırlılik içinde hürsünüz. bunun sınırlılığı sizin katınızda malum değil dir. bir fark vardır yazilimci sizin hangi karakteri veya hangi oyunu oynayacağınızı Bilmiyorum."mevla" ise biliyor aradaki fark budur... Kader vardır...
Gerçek hayat böyle yazılanlar gibi olmuyor maalesef. İnsanlar yaşamadıkları bir şey hakkında konuşmayı çok iyi bilirler. Kimse kimsenin ne yaşadığını bilemez. Başkası için sizin hakkınızda akıl vermesi çok kolaydır. Çünkü o sadece teoride bildiklerini anlatır ama o acıyı pratikte dibine kadar sadece siz yaşarsınız.
Merhabalar.. Yaşanılan olaya göre değişiklik göstermekle birlikte göğüsteki o yanma hissini yarım kalmışlık olarak adlandırmak en doğrusu olacaktır. Anlatılamayacak duygular, hayal kırıklığı, beklentilerin karşılanmaması vb durumlarda ortaya çıkar. Ağlamaya çalışın, bol bol dertleşin ya da yazın, bağıra bağıra duygularınıza tercüman olan şarkılar söyleyin eminim iyi gelecektir. Soru için teşekkür ederim. Sevgilerimle..
Bağlanma korkusu üzerinde durulması gereken ciddi bir problem aslında. Çoğunlukla erkeklerde görülmekte beraber, günümüzde kadınlarda da sık rastlanan bir durum haline geldi. Bir de bunun bağlanma fobi hali var ki sormayın gitsin derim.. 😅
İlişki koçu; doğru ilişkiler kuramayan, var olan ilişkilerini yönetmekte zorlanan ya da daha iyi ilişkiler içerisinde olmayı hedefleyen kişilere yol gösteren bir rehberdir. İlişki koçu kişinin geçmişinden getirdiği bakış açılarını temizleyip, yeni bir sayfa açması konusunda yardım edip geleceğine daha iyi bakmasını sağlar. Tabi bunu sadece aşk ilişkileri ya da sevgili ile olan iletişimler olarak algılamakta yarar var. İş ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, ebeveyn ilişkileri, sunum ve pazarlama gibi bir çok dalda ilişki koçlarına danışmanız mümkün. Bunu yapabilmemiz için uluslararası geçerliliği olan sertifikalar edinmemiz gerekiyor. Yani her önüne gelen bu işi yapamaz. Hem yasal değil, hem yeterli bilgi düzeyinde olup olmadığından emin olamazsınız. Sorunuz için teşekkür ederim.
En İyi Cevaplar