Günümüzde özellikle siyaset alanında yaşanan bir sorunu sizlere aktarmayı planlıyorum. Siyasi rekabet içerisinde, siyasi partilerin ideolojilerinde bulunan kavramlar, muhalif kitlenin siyasi partiden ziyade ideolojisindeki kavramları yermesi başlı başına büyük bir mesele hâline gelmiş. Aslında bu rekabeti ideolojilerdeki kavramlara isnat etmek, tarihimize ve kültürümüze yapılabilecek en büyük saygısızlıklardan biridir.
Osmanlı'dan kalan eserlerin yok edilmeye çalışılması.
Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda, geçmişe olan hasretin yok edilmeye çalışılması ve tamamıyla yeni kurulan devlete odaklanmak istenilmesi, halkın Osmanlı özlemini kırmak için atılan adımlardan biriydi. Bu kararın ardında atılan adımlar, Türk tarihine ve kültürüne karşı bir hakaret niteliği de taşımaktaydı.
1) Osmanlı arşivlerinin yok edilmek istenilmesi.

Geçmişin izlerini kaldırmak adına birçok Osmanlı arşivinin satıldığını biliyor muydunuz? Ki ifadelerde, ''Okkası 3 kuruşa satılık tarih var.'' ibaresi bile geçmekteydi. Kâğıt fabrikasında satılmak üzere 1931 yılında İstanbul'dan Bulgaristan'ın başkenti Sofya'ya doğru çok sayıda Osmanlı arşivi gönderilmek istendi. Osmanlı arşivleri, Osmanlı tarihinin açıklanması bakımından oldukça önemli bir mahiyet taşıyordu. Refik Şevket, Halil Edhem ve Muallim Cevdet adlı kişiler, nihayetinde İsmet İnönü'ye başvurarak hatta sert çıkaşarak tarihimizi anlatan bu arşivlerin yola çıkmasını önlemişlerdi. Bu kararlar, Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez.'' sözüyle çelişmekteydi. Osmanlı arşivleri, daha sonraları büyük bir titizlikle Turgut Özal zamanında bir araya getirildi.
2) Osmanlı'dan kalan sanat eserlerinin yok edilmesi.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Osmanlı sanatını mimar üzerine en iyi yansıtan hat yazılarının kazınmasıydı. Birçok hattatın bu sanat eserleri, Cumhuriyet'in ilk yıllarında kazmalarla, küreklerle kazınmıştı. İsmet İnönü, İstanbul Üniversitesi'nin giriş kapısında yer alan Kur'an-ı Kerim'deki Fetih Suresi'ni sildirtme emrini vermesi üzerine dönemin rektörü ayeti sildirmek istememiş yerine ayeti sildirdiğini gösterecek yanıltıcı bir duvar süngüyle kapatmayı tercih etmişti. Kapının üzerindeki Osmanlı tuğrası üzeri, ''T.C.'' ibaresiyle kaplanmıştı.
Osmanlı'yı unutturma çabalarının 1950'li yıllara kadar devam ettiğini görüyoruz.
Osmanlı İmparatorluğu'nun Türk milleti açısından önemi nedir?

Tarihte birçok Türk devleti kurulmuş ancak bunlardan sadece dört tanesi ''imparatorluk'' mertebesine ulaşabilmiştir. Bunlar; Hunlar, Göktürkler, Selçuklular ve Osmanlılar'dır. Hunların, Göktürklerin ve Selçukluların, zamanla bölünmelere uğraması; sınırları kuzeyde Ukrayna, Doğu'da Hazar, Batı'da Viyana'ya kadar uzanan ve bugünkü 54 devleti içerisine alan büyüklüğü ve devlet teşkilatlanması yönüyle Osmanlı'nın bu imparatorluklar arasında da lider bir konumda olduğunu görüyoruz. Kısacası Osmanlı İmparatorluğu, Türk tarihinde kurulan en büyük devlettir. Sadece Türklerin değil, birçok milletin ilgi odağı olan ve üzerinde araştırmalar yapılan bu devleti her Türk gencinin tanıyıp bilmesi fevkalade bir önem arz eder.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk milleti açısından önemi nedir?

Söz konusu Osmanlı İmparatorluğu'nun bu başarıları bizleri gururlandırsa da geçmiş Türk devletleriyle aynı kaderi yaşaması varlığının sona erdiğinin bir kanıtıdır. Bir zamanlar Viyana önlerine kadar gelen bir devletin, daha sonraları Ankara'nın Polatlı ilçesine kadar çekilmesi zaten yok olmayla karşı karşıya geldiğini bizlere göstermektedir. Ancak en azından namusumuz olan toprakları koruyabilme ümidiyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere birçok gazimiz, canını dişine takarak mücadele vermiştir. Bu mücadele neticesinde dinimiz, dilimiz, kültürümüz ve namusumuz tarihin karanlığına gömülmekten kurtulmuştur. Binaealeyh devre uyum sağlaması açısından daha çağdaş, temeli demokrasiye dayalı bir devlet kurulması farz olmuştu.
Geçmiş namustur, geçmişine sahip çık!

Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamak için Osmanlı İmparatorluğu'nu bilmek gerekir. Osmanlı İmparatorluğu'nu anlamak için Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nu bilmek gerekir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nu anlamak için Orta Asya Türklerini bilmek gerekir. Geçmişimiz; namusumuz, kültürümüz bu şekilde zincirle birbirine bağlıdır. Hepsinin değerini bilmek ve o dönemin şartlarına göre yorumlamak gerekir. Zinciri kemirip ortadan kesmek ve Türklüğü bölmek esasen namusa ve kültüre leke sürmek demektir.
Günümüzde siyasi partilerin ideolojileri arasında tarihî değerlerimizin olması, ideolojideki kavrama karşı olan bakış açımızın değişmesine neden olmamalıdır. Sevmediğiniz bir parti, Atatürkçülüğü esas alıyorsa bu Mustafa Kemal Atatürk'e olan bakış açınızı değiştirmemelidir. Aynı şekilde Osmanlıcılığı savunan bir parti, Osmanlı'ya olan düşüncelerinizi kin ve nefrete dönüştürmemelidir. Kayı boyunun sembolünü taşıyan bir parti de Kayı boyuna olan sevginizi azaltmamalıdır. Osmanlı ve Cumhuriyet'te de olduğu gibi bütün bu kıyaslamalar, özümüze zarar vermekten ve birbirimizi ayırmaktan başka bir işe yaramaz.
Geçmişin değer yargılarını siyasi partilere bağlayarak köreltmeye çalışmayalım. Zira Atatürk'ün de dediği gibi: ''Türk gençliği atalarını tanıdıkça daha büyük işler yamak için kendinde kuvvet bulacaktır.''
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar