Neden yazdığımı bilmeden başlıyorum sözlerime. Kelimelerin neresinden tutsam nasıl anlatsam sana bazı şeyleri. Anlamayacağını bile bile...
Hiç yargılandın mı? Kilolu, türbanlı, mini etekli, sarı saçlı, güçsüz, sessiz veya bambaşka herhangi bir özelliğe sahip olduğun için... Ben yargılandım.

Peki kilolu biri sence öyle olmak ister mi? "Ben obez olmaya bayılıyorum!" diyen biri var mı? Dünyanın bambaşka bir yerinde farkli bir renkte farklı bir ırkta doğsaydın şu an sevdiklerini sevip, yargıladıklarını yargılayacak mıydın?
Ben daha küçük bir çocukken başladı her şey. Kim olduğumu ve neden bu dünyada yaşadığımı bilmezken nasıl değişebileceğimi düşünüyordum.

Hiç futbola ilgim olmadı. Her zaman sahnede olmak, beğenilmek, insanlarla yakından ilişkisi olan meslekler yapmak istedim. İlk okulda çok dışlandım. Kavga etmeyi bilmeyen bir çocuktum çünkü. Hep bir abim olmasını diledim. Çok istedim, olmadı, yoktu.
Kadın olmam gerektiğini düşünmüştüm.

Bir erkekten sadece kadınlar hoşlanırdı çünkü. Sonradan fark ettim. Ben hiç kadın olmak istemiyordum. Kadın gibi davranmak da istemiyordum. Ben erkektim, erkek gibi olmalıydım ve erkek seviyordum.
Çok şey okudum "tanımadığım ben" hakkında. Çok kez ağladım. Büyüdüm. Beğenilmeye başladım, ilgi gördüm. Ama hiçbir zaman sevmediğim biriyle olma fikrine olumlu bakamadım.
İnternet dünyasına daldım.

Çok hayal kırıklığı yaşadım o zamanlar. Evli adamlar gördüm, profilinde gaylere hakaret edip bana mesaj atan insanlar, gay olduğunun farkında olmayan erkekler, bunu kabullenemeyenler...
O vakit anladım nereye düştüğümü. Aşka inanmayan varlıklara benimde aşık olabileceğimi anlatmakla geçti ömrüm. Anneme bir torun veremeyecek olmanın acısıyla çok ağladım.
Sokakta el ele tutuşan insanları, sarılan insanları izledim. Nasıl tarif edilir ki o his? Susamak ve asla su bulamayacak olmak gibi. Hem de denizin ortasında, tuzlu olduğu için...
Konuşacak kimse yoktu. Hormon, psikoloji, aile... Hepsini araştırdım. Gay olmamın dış bir etkenle alakası olmadığını doğuştan böyle olduğumu fark ettim.

Bir sabah biri sizi sevmediğiniz bir cinsi sevmeniz için zorlasa ne yapardınız? Her gün maske takmak, olmadığın biri gibi gözükmek nasıl bir duygu düşündünüz mü?
Aşık oldum. Hiç yanaşmadım aksine kaçtım. Biri için ilk kez ağladım. Etrafta bizim cinsimizin canavar olduğunu düşünen insanlar vardı. Tanrım neden böyleydim? Aç susuz bırakmaktan ne farkı var sevgisiz bırakmanın?
Gaylerle tanıştım. Bana benzediklerini düşünmüştüm.

Her biri gelip geçici ilişkilerin peşinde sürükleniyordu. Aşık olduğum adamla sonsuza dek yaşamak istediğimi söylediğimde güldüler. Bense onun avuç içlerini düşünmeye devam ettim. Cinsel hiçbir şey düşünmüyordum. Bir müzik açıp yanına uzanmak ve kokusunu içime çekmek yeterdi. Herkes gibi o da gitti.
En yakın arkadaşıma açıldım. Belki de beni bildiği için bir şey demedi. Destek oldu. Lakin her şeye rağmen içinde bir şeylerin değiştiğini görebiliyordum.
Hayallerim vardı. Elbet karşıma beni sevecek biri çıkardı.

Ellerini tutar dört duvarın arasında kıvrılır yatardım. İçimde dizelenen bütün şiirleri yazardım. Yaşardım, yalnız ölmeden. Önüme çıkan herkeste bunu aradım, sevgiyi. Bulunması en zor şeymiş bulamadım. Depresyona girdim. Kendimi kandırdım.
Şehrimden kilometrelerce uzakta okumaya gittiğimde ruhum annemde kaldı. Zor günlerdi. İnsanlar beni kabullenir miydi?
Daha ilk günlerden, hiçbir feminen tavrım olmamasına rağmen, giyimim yüzünden gay denildim. Samimi olmadığım oda arkadaşlarım okulda kahkahalar atarak "Odamızda gay var!" diyerek beni ifşa etti.
Kimin ne düşündüğünü takmıyordum artık. Yaptığım tek şey yaşamaktı.
Oda arkadaşlarım beni tanımaya ve sevmeye başladı. Zamanı birlikte geçirdik çokça. Bir gün o karşıma dikildiğinde 17 yaşındaydım.
Bir insanı tanımadan sevmenin mümkün olmadığını söyleyenlere inat, gördüğüm an kalbimde kelebekler uçuştu. O an orada onlarca yakışıklı erkek varken hiçbiri bana onun hissettirdiklerini hissettirmedi.
Dost olduk, yakınlaştık. Onu kaybetmekten öyle korkuyordum ki. Gay olduğumu ve ondan hoşlandığımı anlarsa yanlış şeyler düşünür diye çok korktum. Çünkü o uyurken ona bakmaya kıyamayacak kadar aşıktım.
Son görülmelerini sabahtan akşama kadar takip edip, o an kime gülüyordur diye düşünüyordum.

Gülüşü içimi paramparça ediyordu. Yemek yemiyor sürekli uyuyordum. Onsuz bir an bile hayal edemiyordum.
Arkadaşları benle arkadaş olduğunu duyduklarında çok dalga geçmişler onunla. Ölseydim daha mı çok acırdı? Bence hayır.
Onun yüzünde bana bakarken o tedirginliği gördüm ya öldüm zaten. Hemde can çekişerek...
Koca bir şehirde yalnızım şimdilerde. Konuşacak, derdimi anlatacak kimsem yok. Güvendiğim herkes tek tek giderken el sallamakla yetindim ben hep. Hiç giden olmadım, ağlayan oldum. Su bulamadım çölümde, su gibi gidemediler ki gelsinler. Ben bulduğum her bir damlayı başımdan aşağı döktüm. "Duyun sesimi!"
İnsanları yargılamayın. İnsanları eleştirmeden önce anlamaya tanımaya çalışın.
Duygusal olduğum, bakımlı olduğum, futbol sevmediğim, kızlarla sohbet edebildiğim, kimseyi kıskanmadığım, herşeye rağmen güçle ayakta durup savaşabildiğim, insanları ve hayvanları sevdiğim, hakları savunduğum ve en önemlisi bir insanı en saf duygularla sevdiğim için benden nefret edeceksen et.
Ben buyum...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer