Yazıma ünlü Afgan asıllı Amerikalı bir yazarın sözü ile başlamak istiyorum.
İstedikleri şeylere göre yaşadıklarını düşünüyorlar. Oysa işin aslı, onları yönlendirenler, korktukları şeyler. İstemedikleri şeyler. Kimimiz baş belası olmaktan korkarız. Kimimiz bir yerde çakılıp kalmaktan.
Hepimiz dünyaya geldiğimiz andan itibaren kendi hayat hikayelerimizi yazıp akabinde de oynamaya başlıyoruz aslında.

Bizi yönlendiren duygularımız ve düşüncelerimizi bir anda kenara atıp, hayatın akışını tamamen kendimiz yönlendirmek istiyoruz. Bastırılmış olan duygularımız, yok saydığımız bir ton olumsuz duygularımız aslında hayatta en büyük rolleri üstlendiğimizi görmemezlikten gelmemize neden oluyor.
Her yaşta hepimizin elinde mutlaka ki kurşun kalem vardır.

Kimimiz bu kurşun kalem ile bir şeyler yazar çizeriz. Kimimiz elindeki bu kalemi sever iken, kimisi de elindeki kalemi sevmez. Bir tabir vardır hani ben de çok severek kullanırım. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Bundan yola çıkarak da herkesin bir kalem tutuş şekli vardır. Kimileri (benim gibi) kalemi sımsıkı kavrıyor. Bunun anlamı da şöyle açıklıyorlar. O kalem olmadan hayatını kaleme alamaz. Bazı kişiler de elindeki kalemi hor kullanır. Öyle tutar ki o kalemi elinde gördüğünüz zaman düştü düşecek gibi. Ama bunun onun için herhangi bir önemi yoktur aslında hatta umurunda bile değildir.
Bazen öyle bir an gelir ki o elimde bulunan kalemi daha çok bastırırız, o zamanda suç kalemin olur.

Çünkü kalem suçludur silik yazdığı için, kalitesiz olduğu için suçlarız kalemi. Oluşan korkularımız ve kaygılarımızın sebebini çizdiğimiz yazılar ile yok saymayı yeğleriz. Ama asıl korkumuz hata yapmaktır. Aslında silgiyi kullanıp yapılan hataları silebileceğimizi her defasında unutarak.
Aslında kurşun kalemler bizlere verilmiş muhteşem birer armağan.

Ama bizler bunun değerini anlayıp tadına varamıyoruz sadece. Kalem sözde söylemesi çok kolay bir kelime olmasına rağmen onunla yapılabilecek o kadar önemli şeylerimiz var ki. Mesela telefonla konuşuyorsunuz not almak için kalem gerekli, diyelim ki bir senaryo yazacaksınız bunu yazmak için de gene bir kaleme ihtiyaç duyacaksınız.
Bir yerde okumuştum ve sizlerde paylaşmak isterim. Brezilyalı ünlü bir yazar olan Paulo Coehlonun kurşun kalem ile ilgili bir hikayesinden bahsetmek istiyorum. Öyle ki basit bir kurşun kalem imgesi bile bizlere hayat dersi verebiliyor.
Çok eski zamanlarda bir nine ile torunu varmış.

Bu ninemizin elinde bir kurşun kalem ve masanın başına oturmuş birine mektup yazıyor. Bu esnada ninesinin bir şeyler yazdığını gören küçük torun hemen koşarak ninesinin ne yazdığını merak ederek yanına gelir. Ninesinin de kendisini çok sevdiğini bildiğinden dolayı onun hakkında yazıp yazmadığı merak eder ve sorular sormaya başlar. Ninesi ise torununa gülümseyerek onunla ilgili bir şeyler yazdığını onaylar. Ancak kullandığı kurşun kalemin; yazdığı kelimelerden daha çok önemli olduğu vurgular torununa. Ve büyüdüğü zaman kendi kalemini sevmesini arzu ettiğini söyler ve torununa nasihat verir. Küçük çocuk bir anlam veremez bu duruma. Ve mektup yazmaya devam eden ninesinin elindeki kurşun kalemi dikkatlice incelemeye başlar.
Sonuç itibari ile onun için sıradan, basit bir kalemdir ninesinin elindeki.

Torununun elindeki kalem için sıradan bir şeymiş gibi masum yorumunu duyan nine, torununa tebessüm ederek, ona hayat ile ilgili ders vermeye başlar. Dünya ile barışık bir insan olmak istiyorsan şayet, biraz sonra sana sayacağım özellikleri benimsemen gerekir der.
Şu gördüğün kurşun kalemin aslında 5 tane özelliği bulunuyor. Ve her biri bizim duygularımız ile birebir örtüşüyor.

Birinci özellik harika şeyler yaparken dahi onu yönlendiren bir güç olduğunu unutma.

İkinci özellik ara ara durup kalemin ucunu açma zorunluluğu.

Kaleminin canı acısa da yeni ve sivri hali ile daha güçlü yazacağını hiçbir zaman unutma. Acıların insanı zayıflatan değil de, aksine güçlendiren bir duygu olduğunu unutma.
Üçüncü özellik kalemin ile yanlış bir şeyler yazabilirsin ama bunu bir silgi yardımı ile silme olanağı tanır sana.

Hatalarımıza üzülmek yerine, istenirse düzeltilebileceğini unutma.
Dördüncü özellik kurşun kalemin esas işe yarayan kısmı albenili, şaşalı dış kısmı değil, içi olduğunu ve onu koruma gerçeğini unutma.

Sevgi dolu bir kalbin titreşimleri ile özgür vicdan sesine paha bilemeyeceğinin önemi sakın unutma.
Beşinci özellik her zaman bir iz bırakmalı insan.

Hayatta yapılan her şeyin iyi ya da kötü bir iz bırakacağını bilip, davranışlarını ona göre ayarlaman gerektiğini unutma.
Hepimiz aslında duygularımızı, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı oya oya işliyoruz.

Bir yanda umutlarımız bir yanda hayallerimizi gerçekleştirmenin peşinde mutluluğu arama peşinde koşup gidiyoruz. Ama mutluluğumuzun anlarda saklı olduğu unutuyoruz.
Mutluluğumuzu arama yolculuğunda başarılarımız olduğu kadar başarısızlıklarımız da olacak.

Ama geçmişi geçmişte bırakıp, geleceğimize odaklanmamız gerekiyor. Geçmişte yaşadıklarımız, var olan acılarımız, çekmiş olduğumuz ve ilerde de çekmeye devam edeceğimiz acılarımızı unutmadan, değişime ve gelişime açık olmamız gerekiyor.
Antik Yunan filozofu Sokrates’in dediği gibi : “Değişimin sırrı ; eski ile savaşma değil, tüm enerjini yeniyi inşa etmeye odaklamaktır.”
Kendi bakış açımızı ve enerjimizi nasıl kullanabileceğimizi bilirsek önümüzde hiçbir engel kalmayacaktır. Buna endişeleriniz, korkularınız ve kaygılarınız da dahil.

O yüzden lütfen herkes kendi elindeki kurşun kaleme iyi baksın. Sevginiz ile, korkusuzca herkes hayat hikayesini yazsın. 
Kalemimiz yazmaktan biter mi diye endişe duymadan, ucunu kırarım endişesi olmadan. Bırakın yazdıklarınız yanlış olsun, yanlış yazın, yanlış yapın. Burada asıl önemli olan özünüzün iyi olması. Özünüz iyi olduktan sonra hatalarınızdan aldığınız dersle zaten yola rahatlıkla devam edeceksiniz. Hepimizin zamanı çok kıymetli. O yüzden günlerimizi, saatlerimizi boşa tüketmeyelim.

Sevgi hepimizin en değerli harcıdır. Ne kadar bol bol kullanırsak yaptığımız eserler de o denli sağlam olacaktır. Bunun içinde yürekten inanmak yeterli olacaktır.
“Sevginin manevi evi KALP’tir ve kalbimin gördüğü her şey güzeldir. Seni görüyorum” diyen yazar Diamon Eros gibi…
BEN sizleri görüyorum. Sen, sen, sen, herkes de lütfen beni görsün.
Herkesin sevgi dolu bir kalp ile beni görmesi dileğiyle…

Dostça ve sağlıcakla kalın...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar