Tüm Merak Edilen Yönleriyle Red Light District /Amsterdam

Amsterdam’a ilk 2006 yılında bir kafile ile beraber fuar için gitmiştim. İnanılmaz heyecanlıydım tabii ki de. Gideceğimi duyan herkes Redlight deyip sırıtıyordu. Kafamda öyle şeyler canlandı ki sanki gidince Karaköy Zür*fa sokak gibi bir cadde ile karşılaşacağımı düşünüyordum. Zaten görmeyenler de genelde bu canlanma olur hep nedense.

Tabii internet o zaman bu kadar detaylı olmasa da yeterince bilgi sağlıyordu. Ve sonunda Amsterdam’daydık arkadaşlarla ama Redlight’ın yerini bilmiyoruz. Navigasyon denen uygulama ya da cihazın da henüz varlığından haberimiz olmadığı zamanlar. Klasik birilerine soracağız ama öyle utanıyoruz ki bir türlü soramıyoruz. Türkiye’de sokaktaki birisine genel*vin yeri sorulur mu? Öylesine bir utanç içerisindeyiz. Bir şekilde bir cesaret bulup birisine sorduk ama adam o kadar rahat cevapladı ki biz de şaşırdık. Lan dedik adam ne kadar da rahat. Her gün genel*ve gidiyor herhalde diye biz ona tavır yaptık. Ne bilelim onlar için bu sokağın herhangi bir sokaktan farkı olmadığını. Algılar işte.

Biz yine de utana sıkıla sokağı bulduk. Zaten Dam Square’den pek de uzak değilmiş. Ama sokağa girince biz şok tabii ki. Bekliyorduk ki Türkiye’deki gibi kocaman bir demir kapı, kapıda bekçiler, polisler falan. Nedense Redlight denilince hep Cem Yılmaz’ın Business Class esprisi aklıma gelir. Hani diyor ya orda biz Business Class yolcuları uçak havalanınca perdeleri çekip soy*nuyoruz. Portakal sularımızı elimize alıp sev*şiyoruz diye. Bizim ki de o hikaye kafamda o sokağa giren herkes sanki sokağın başında soy*nuyor. Sokak bitinceye kadar kim denk geliyorsa seviş*yor gibi bir aldı var Türkiye’de maalesef.

Bir arkadaşım Redlight
Bir arkadaşım Redlight

Ama hiçbir şey yok. Sıradan sokaklardan tek farkı çooookkkk daha kalabalık olması. Hatta alt katta kırmızı ışıklarla aydınlanmış kapılar var ama üst katlar bildiğimiz insanların oturduğu evler var. Hiç de özel bir alan değil. Ve kalabalık olmasına çok kalabalık ama ziyaretçilerin ortalama %60’ı kadın. F*huş sokağı olarak adı çıkmış bir yerde erkekten çok kadın ziyaretçi olması da başka bir ilginçlikti. Bir ara far görmüş tavşan gibi kaldım. Kafamda oluşmuş bir algı var ama gördüğüm gerçeklerle kafamdaki algıların alakası yok. İlk defa bu durumla karşılaşmış birisi olarak da bir an kalakaldım.

Sonra anladım ki aslında durum hiç de bizim kafamızda anlatılanlarla oluşturduğumuz algılar gibi değil. Bu durumda suç anlatanlar da mı yoksa bizim c*nselliği kafamızda çok büyüten ve/veya abartan algı sistemimizde mi bilmiyorum ama insanlar gayet rahat ve sokakta gayet sıradandı.

Şimdi size orda neler görebileceğinizi tek tek kendi yorumlarımla anlatayım.

Redlidght a adını veren kırmızı fosforlu ışıkla aydınlatılmış kapılar

Kırmızı ışıklandırılmış kapılar
Kırmızı ışıklandırılmış kapılar

Evet, sokağa girdiğinizde ilk dikkat çeken bazı kapıların kıpkırmızı renklerle ışıklandırılmış olması. Zaten sokak da adını bu odalardan alıyor. F*huşun yasal olduğu Asmterdam’da kadınlar bir oda kiralıyorlar. Odanın sokağa açılan camdan bir kapısı, kapının hemen arkasında bir kişi sığacak kadar bir alan ve onun da arkasında acil sedyesine benzer bir yatağın sığacağı kadar bir alan. Bu odaları f*huş yapmak isteyen kadınlar kiralıyorlar ve mayolarını giyip camın arkasına geçiyorlar. Kırmızı fosforlu ışığı da üstlerine vurunca en çirkin kadın bile oluyor sana Afrodit. Sokağı gezen insanlar arasından müşteri bulabilmek, onları cezbedebilmek amacıyla da ufak dans figürleri sergiliyorlar. Eğer birilerinin dikkatini çekebilirlerse kapıyı açıp şahsı içeri alıyorlar ve otobüs penceresi perdesine benzer kırmızı bir perdeyi çekip müşterilerini arka odaya alıyorlar. Şahsen ben hiç girmedim ama giren abimiz durumdan hiç de memnun kalmadı . Şipşak olaylar benim ilgi alanıma girmiyor çünkü. O da girdiğine pişman oldu zaten. Bu sokakta direk kadınların fotolarını çekmek yasak. Eğer yasağa uymayıp çekmeye kalkarsanız kapıdan çıkıp gelen bir kadının hışmına uğrayabilirsiniz. Güvenlik amacıyla sokakta yüzlerce sivil polis geziyor. Anında müdahale edip muhtemelen fotoyu size sildirirler. Ben bu fotoyu çaktırmadan zoom yaparak çektim.

Coffee Shoplar

The Bulldog c*ffee shop
The Bulldog c*ffee shop

Bilindiği gibi Hollanda’da belirli bölgelerde ken*vir içimi serbest. O bölge genelde Redlight ve çevresi. Dolayısıyla da ken*vir satmaya yetkili coffe shoplar genelde Redlihgt ve çevresinde. Bizim tekel büfeleri gibi dükkanlar. İçerde az da olsa oturmak için bir kaç masa var. Müşteriler oralara oturup içebiliyorlar. Her yer duman altı olsa da içerde normal sigara içmek yasak. Sadece ken*virle sarılmış tütün içilebilir. Ben de bir kez denedim ama hiç sevmedim. Kafalar iyi olsa da içerde herkes Allah korusun anası babası ölmüş de yas tutuyor gibi kasvetli. Kimse kimse ile konuşmuyor. Benlik bişey değil. Ben kasvetli havaları, modları sevmem. Bana kahkaha attıracak ürünler lazımdı. Onu da buldum. Ben genelde kek diye ile meşhur olsa da mantar yemeyi tercih ediyorum. 2-3 saat ota b*ka gülmek kahkaha atmak çok daha keyifli.

Bu ken*vir kullanımı ile ilgili olarak da birkaç not yazmak istiyorum. Türkiye’de kime sorsanız Hollanda’da uy*şturucu serbest derler ama işin aslı öyle değil tabii ki. Sigara gibi olan ken*vir içmesi serbest iken ağır uy*şturucular kesinlikle yasak. Yani %5’lik alk*l oranına sahip bira serbest iken %45 alk*l oranlı rakı kesinlikle yasak diyebiliriz. Satıcılar da yüksek ken*vir gelirini kaybetmemek için kesinlikle bu yasağa riayet ediyorlar ve ağır uy*şturucu satmıyorlar.

2. nota gelirsek de buradan bakınca sanki Hollandalı’lar müptezel gibi görünse de Hollandalı’ların ve Hollanda’da yaşayanların pek çoğu coffee shopların yerini bile bilmez. Müşterilerin çoğu dışardan gelmiş insanlardır. Özellikle de İngiliz ve Ortadoğulular. Üzgünüm ama her ne kadar Türkiye’de yasak olsa da coffe shoplara ne zaman girsem 6-7 masadan en az 1-2 tanesi Türkler. Gördüm ki bizdeki bağımlı sayısı Hollanda’dan bile çok daha fazla.

Live P**n Show Tiyatrosu

Live s**s tiyatrosu
Live s**s tiyatrosu

Belki de bu sokaktaki en ilgi çekici mekanlardan bir tanesi. Kapı önündeki kuyruğu görünce çok şaşırmıştım. Tabelaya bakınca canlı s**s how yazıyor ama kuyrukta bekleyenlerin %60’ı bayan. Klasik algı bu tarz şeylere erkeklerin ilgi gösterdiği yönde olursa da aslında bu algının çok yanlış olduğunun ispatı aslında bu kuyruklar. Neyse o zaman 40 euro olan giriş ücreti şimdilerde 50 euro çıkmış durumda. Biz de girdik kuyruğa ve başladık beklemeye. Sıramız gelince içeriye girdik. Ama içeri girerken dikkatimi çeken en büyük olay ise normalde tek kelime Türkçe konuşamayan kapıdaki Hollandalı görevlinin biz Türkleri görünce “Ot*zb*r çekmek yok haaaaaaaaaa.” demesiydi. Şaştım kaldım doğrusu. Artık bizden önceki Türkler içerde neler yaptıysa. :)

İçerde klasik bir Tiyatro salonu var. Sıra sıra izleyici koltukları. Ama sahnede yaklaşık 8-10 farklı gösteriden oluşan bir Show var. Showun 4-5 tanesi bayanların bireysel olarak yaptıkları er*t*k Show, geriye kalan 4-5 tanesinde ise iki farklı çift seyircilerin gözü önünde canlı olarak ilişkiye giriyorlar. Seyirciler de büyük bir ilgiyle showu izliyor ve bazen de tempo tutuyorlar. Sonra Show başa dönüyor ve non-stop bütün gece klüp kapanana kadar devam ediyor. İçerden çıkmak zorunda olmasanız da aynı şeyleri 2. kez izlemek pek de ilginç gelmiyor.

İlk defa gören için oldukça ilginç bir deneyim ama ben o kadar ziyaretimde 2 ya da 3 defa girmişimdir. Çünkü içerdeki gösteri hiç değişmiyor. 3 yıl sonra da gitseniz yine aynı şeyleri izliyorsunuz.

S**S Shoplar

S**S shop caligula
S**S shop caligula

İlk defa gördüğümde ben de şaşkınlıkla girdim içeri. Bizde Apartmanların 1. katlarına saklanmış, kimsenin girmeye cesaret edemediği shoplar. Biz de erkeklerin bile girip alışveriş yapmaya utandığı, arkadaşlarına yerini biliyorum demekten bile çekindiği, bir kadının ise girmeyi hayal bile edemediği shoplarda kadın erkek herkes sıradan bir markette alışveriş yapar gibi ürünlere bakıyor, kadınlar filmler, oyuncakları satın alıyor, ekstra gizlemeye gerek duymadan sıradan bir poşete koyup gidiyordu. Bizim gibi ped ya da c*nd*m alırken utanan, kasiyerin ve sırada bekleyenlerin dik dik baktığı bir ülkeden gelip de bunları görmek başlangıçta inanılmaz şaşırtıcı idi.

The S**s Palace P*ep Show

the p*ep show
the p*ep show

İlk gittiğim zamanlarda pek de dikkatimi çeken bir yer değildi. Ben de bir arkadaşımla beraber gittiğimde onun dikkati sayesinde öğrendim. 2 euro atarak bir süre p***o film ya da canlı er*t*k dans eden kadınları izleyebileceğiniz küçücük kabinlerden oluşan bir yer. Açıkçası bir kez "Ne oluyor lan burada" merakımdan dolayı girdim ama benim çok da ilgimi çekmedi. Çok sıradan geldi. Hele de o daracık kabinde kalmak bana çok bunaltıcı geldi. Ben böyle düşünsem de meraklıları az değil. Oldukça kalabalık bir mekan.

The p*ep Show
The p*ep Show

Sonuç olarak ilk izlenimlerim bunlar olsa da sonrasında da pek çok kez gittim ama izlenimlerim pek değişmedi. Artık çok sıkılırsam belki uğrarım ama öyle kolay kolay da gitmem. Davulun sesi uzaktan hoş gelse de, büyüdüğümüz toplum gereği ilk başta şaşırtıcı olsa da aslında öyle çok da matah bir yer değil. Ama publarında atılan kahkahaları seviyorum. Bana kim bakar kim deli der demeden , başkasına ayıp olur mu diye atılan hunharca kahkahalar gerçekten çok hoş. Ben çok seviyorum.

Biraz uzun bir yazı oldu. Umarım okurken sıkmamışımdır. 2 bence halinde yayınlayacaktım ama bu sefer de bütünlük kaybolacak diye tek bence olarak yayınladım.

Bir başka bence de görüşmek üzere sağlıkla kalın.

Tüm Merak Edilen Yönleriyle Red Light District /Amsterdam
Cevapla