Lise son sınıfım bu arada, belki ergenliğimin son demlerini yaşıyor olabilirim, bu yüzden böyle melankolik olmuş olabilirim, ancak canımı çok sıkan bir olay var. Sınıfımda laf arasında çıtı pıtı bir kız kilomla dalga geçti. "gıdın çıkmış senin beni de ye" dedi
En zayıf noktamdan vurdu beni, yağlarım!
Yaklaşık 4 senedir 60 kilodan aşağı inmeyi amaçlayan ancak kıçını kaldırmayan, kaldırsa bile 2 m yürüyüp yorulan biriyim.
Bazen diyorum ki keşke beni daha fazla ezseler, keşke herkes kilomla dalga geçse. Yine de bir spor salonuna yazılmam...
Obez de değilim ama yine de batıyorum millete.
Ben kilolarımla mutlu idim, ben karşımda TV, elimde kumanda önümde 4 kişilik çikolatalı yaş pastayı tek başıma yerken mutluydum.
Geceleri reflü ve gastriti umursamayıp, garip isimli garip kokulu "proton pompası intihabörü" bile kullanmadan yemek yerken mutlu idim.
Hep bu medya! Hep pembe, şirin görünümlü moda dergileri!
Herkesi 50 kilo olmaya zorluyorlar!
Ben kimseyi umursamıyordum yemek yerken mutlu idim. Hiçbir şeyde , hiç kimsede bulamadığım mutluluğu, profiterolün içindeki kremanın boğazımdan yavaşça süzülüşünü hissederken buluyordum.
Ben , sırf bu kilo takıntım yüzünden akşamları düzgün yemek yiyemiyorum, "ya kilo alırsam" "ya giydiklerim yakışmazsa" "acaba kaç kilo aldım?"
Bu garip takıntılardan sonra ise yemeğe saldırmaya başlıyorum, sınıftaki çırpı bacaklı 50 kiloluk çakma sarışın Eda'nın beni yaralayan lafını da hatırlıyorum, daha fazla yemek yiyorum, annemin " az ye kızım çok kilo aldın bu aralar" lafını bile umursamadan yiyorum.
Ben her şeye rağmen, fazladan birkaç kiloma ve boy aynanın karşısına geçtiğimde sarkan göbeğimle oynayabildiğimi fark edip hafif bir burukluk yaşamama rağmen mutluydum.
Hala da mutluyum, ben sadece kendime üzülmüyorum, böyle iğrenç düşünceli insanlarla aynı havayı soluduğumuz için üzülüyorum.
Lütfen konuşmadan önce iki kez düşünün, lafınızı tartıp öyle eleştirin milleti. Söylediklerinize kimin ne kadar üzüleceğini bilemezsiniz.
Belki de sizin fark etmediğiniz, söylediğiniz " gıdın çıkmış!" lafına üzülen birileri vardır.
Bunları blogumda da yazıyorum, insanın içinden gelenleri en duygusal anında direkt kaleme alması, yazması kadar güzel bir şey yok.
Çıplak ayakla ıslak çimlere basmak gibi, vücudun elektriğini alıyor.
EMİNİM Kİ, ÇOĞUNUZ BU UZUN SORUMU OKUMADI HATTA "ÖZET GEÇ" DİYE GEÇİRDİ İÇİNDEN.
SADECE İÇİMİ DÖKTÜM, OKUYAN OKUR OKUMAYAN OKUMAZ.
En zayıf noktamdan vurdu beni, yağlarım!
Yaklaşık 4 senedir 60 kilodan aşağı inmeyi amaçlayan ancak kıçını kaldırmayan, kaldırsa bile 2 m yürüyüp yorulan biriyim.
Bazen diyorum ki keşke beni daha fazla ezseler, keşke herkes kilomla dalga geçse. Yine de bir spor salonuna yazılmam...
Obez de değilim ama yine de batıyorum millete.
Ben kilolarımla mutlu idim, ben karşımda TV, elimde kumanda önümde 4 kişilik çikolatalı yaş pastayı tek başıma yerken mutluydum.
Geceleri reflü ve gastriti umursamayıp, garip isimli garip kokulu "proton pompası intihabörü" bile kullanmadan yemek yerken mutlu idim.
Hep bu medya! Hep pembe, şirin görünümlü moda dergileri!
Herkesi 50 kilo olmaya zorluyorlar!
Ben kimseyi umursamıyordum yemek yerken mutlu idim. Hiçbir şeyde , hiç kimsede bulamadığım mutluluğu, profiterolün içindeki kremanın boğazımdan yavaşça süzülüşünü hissederken buluyordum.
Ben , sırf bu kilo takıntım yüzünden akşamları düzgün yemek yiyemiyorum, "ya kilo alırsam" "ya giydiklerim yakışmazsa" "acaba kaç kilo aldım?"
Bu garip takıntılardan sonra ise yemeğe saldırmaya başlıyorum, sınıftaki çırpı bacaklı 50 kiloluk çakma sarışın Eda'nın beni yaralayan lafını da hatırlıyorum, daha fazla yemek yiyorum, annemin " az ye kızım çok kilo aldın bu aralar" lafını bile umursamadan yiyorum.
Ben her şeye rağmen, fazladan birkaç kiloma ve boy aynanın karşısına geçtiğimde sarkan göbeğimle oynayabildiğimi fark edip hafif bir burukluk yaşamama rağmen mutluydum.
Hala da mutluyum, ben sadece kendime üzülmüyorum, böyle iğrenç düşünceli insanlarla aynı havayı soluduğumuz için üzülüyorum.
Lütfen konuşmadan önce iki kez düşünün, lafınızı tartıp öyle eleştirin milleti. Söylediklerinize kimin ne kadar üzüleceğini bilemezsiniz.
Belki de sizin fark etmediğiniz, söylediğiniz " gıdın çıkmış!" lafına üzülen birileri vardır.
Bunları blogumda da yazıyorum, insanın içinden gelenleri en duygusal anında direkt kaleme alması, yazması kadar güzel bir şey yok.
Çıplak ayakla ıslak çimlere basmak gibi, vücudun elektriğini alıyor.
EMİNİM Kİ, ÇOĞUNUZ BU UZUN SORUMU OKUMADI HATTA "ÖZET GEÇ" DİYE GEÇİRDİ İÇİNDEN.
SADECE İÇİMİ DÖKTÜM, OKUYAN OKUR OKUMAYAN OKUMAZ.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar