Dene. Şahsen, TV izlemeyeli aylar oldu. Benim gibi yap. Önce birkaç günlük aralar ver, sonra tamamen kurtul. Televizyonu odandan, hatta evden çıkar. Bütün dizilerden kurtul, tek amacı tüketim olan ve izleyiciyi sömüren bitmek bilmez reklamlardan, yanlı ve manipüle edilmiş haber bültenlerinden, zap yaparken denk gelmenin asap bozmaya yettiği şov programlarından, herşeyden kurtul. Ruhunun ve beyninin temizlendiğini fark edeceksin. Arkadaşların laf arasında bilmem hangi reklamdan, bilmem hangi diziden şikayet ederken; senin beyninde o reklam veya dizi hakkında en ufak bir veri olmamasının tadı ne kadar güzel biliyor musun? Arkadaşlarına "hehehe, beynimin ırzına geçen böyle bir sorunum yok" diye gevrek gevrek gülebilirsin.
Ev reisi yorgun argın işten dönünce, televizyonu açarak birlikte akşam haberlerini izleyen bir aile o televizyondan ne alır?
Bir kente kuş bakışı bakın, her çatının altında en az bir televizyon olduğunu bir düşünün. İşte halka ulaşmanın, halka topluca mesaj vermenin, en temiz, en kestirme yolu. Evlerin çatısına takılan antenler, aslında gelecekte zihin kontrolü için beyinlere takılacak olan çiplerin ilkel fakat etkin birer prototipidir. Çatılardaki bu antenlerle halkın doğrudan beynine yayın yapılıyor; halkın neyi nasıl ve ne kadar öğreneceklerine bu yayını yapanlar karar veriyor. Böyle etkili bir silâhı egemen güçlerin umursamıyor ve kullanmıyor olması söz konusu olabilir mi?
Aklıma gelen bir örnek; "bbg evi" denilen bir coğrafyada yenen baskınla tam bir fiyasko yaşayan "dünyanın 4.büyük ordusu"nun, "imaj düzeltme ve halka mesaj verme" telâşı televizyonlardaydı bir ara. Her baskından, halkta infial yaratan her olaydan sonra, televizyondan sistematik bir biçimde halka "güçlüyüz, peşlerine düştük, gerekeni yapacağız" minvalinden mesajlar verilmesi, güçlü ordu portresi çizilmesi, gen.kurmay başkanının çıkıp sert açıklamalar yapması, "masaya yumruğunu vurması", şehit cenazelerinde atılan "şehitler ölmez, kahrolsun pkk" gibi sloganların ekrana taşınması (ama hükümeti eleştiren sloganların makaslanması), başbakanın askeri ziyaret edip halk adamı imajı çizmesi, düşünen adam heykeli gibi pozlara bürünmesi, milliyetçilik, militarizm demagojisi...Bütün bunlar bir tek amaca hizmet ediyor: Halkın neyi nasıl ne kadar öğrenmesi gerektiğine karar verenlerin çıkarlarına. Peki halk düşünüyor mu, bize anlatılanlar, bize yansıtılanlar ne kadar doğru? Gerçekten herşeyi olduğu gibi bilmemize izin vereceklerini mi sanıyordunuz? Terör aleyhine ayaklanabilmemize "izin" verdikleri kadar, sistem aleyhine ayaklanmamızı engellemek için bir hipnotizma makinesi gibi kullandıkları televizyon, sadece basit bir vakit öldürme aleti mi?
İşte tüm bu sebeplerden ötürü, haberlerde söylenen hiçbirşeye bütünüyle inanmam, kendime soracağım soru "bana neyi nasıl ve ne kadar yansıtmaları işlerine gelir?"dir.
"The Network" isimli filmi öneririm, izlemeyenler mutlaka izlesin. Filmden bir kesit: link
Ev reisi yorgun argın işten dönünce, televizyonu açarak birlikte akşam haberlerini izleyen bir aile o televizyondan ne alır?
Bir kente kuş bakışı bakın, her çatının altında en az bir televizyon olduğunu bir düşünün. İşte halka ulaşmanın, halka topluca mesaj vermenin, en temiz, en kestirme yolu. Evlerin çatısına takılan antenler, aslında gelecekte zihin kontrolü için beyinlere takılacak olan çiplerin ilkel fakat etkin birer prototipidir. Çatılardaki bu antenlerle halkın doğrudan beynine yayın yapılıyor; halkın neyi nasıl ve ne kadar öğreneceklerine bu yayını yapanlar karar veriyor. Böyle etkili bir silâhı egemen güçlerin umursamıyor ve kullanmıyor olması söz konusu olabilir mi?
Aklıma gelen bir örnek; "bbg evi" denilen bir coğrafyada yenen baskınla tam bir fiyasko yaşayan "dünyanın 4.büyük ordusu"nun, "imaj düzeltme ve halka mesaj verme" telâşı televizyonlardaydı bir ara. Her baskından, halkta infial yaratan her olaydan sonra, televizyondan sistematik bir biçimde halka "güçlüyüz, peşlerine düştük, gerekeni yapacağız" minvalinden mesajlar verilmesi, güçlü ordu portresi çizilmesi, gen.kurmay başkanının çıkıp sert açıklamalar yapması, "masaya yumruğunu vurması", şehit cenazelerinde atılan "şehitler ölmez, kahrolsun pkk" gibi sloganların ekrana taşınması (ama hükümeti eleştiren sloganların makaslanması), başbakanın askeri ziyaret edip halk adamı imajı çizmesi, düşünen adam heykeli gibi pozlara bürünmesi, milliyetçilik, militarizm demagojisi...Bütün bunlar bir tek amaca hizmet ediyor: Halkın neyi nasıl ne kadar öğrenmesi gerektiğine karar verenlerin çıkarlarına. Peki halk düşünüyor mu, bize anlatılanlar, bize yansıtılanlar ne kadar doğru? Gerçekten herşeyi olduğu gibi bilmemize izin vereceklerini mi sanıyordunuz? Terör aleyhine ayaklanabilmemize "izin" verdikleri kadar, sistem aleyhine ayaklanmamızı engellemek için bir hipnotizma makinesi gibi kullandıkları televizyon, sadece basit bir vakit öldürme aleti mi?
İşte tüm bu sebeplerden ötürü, haberlerde söylenen hiçbirşeye bütünüyle inanmam, kendime soracağım soru "bana neyi nasıl ve ne kadar yansıtmaları işlerine gelir?"dir.
"The Network" isimli filmi öneririm, izlemeyenler mutlaka izlesin. Filmden bir kesit: link
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar