“Vay be… bunu gerçekten bilmiyordum” Yaşam ile Ölümün iç içe olduğu gaz OKSİJEN bizi yaşatıyor mu Öldürüyor mu?

Oksijen Hayat veren değil, hayatla pazarlık yapan gaz
Bir okuyucu şöyle bana yazmıştı...

“Yaram açıkken daha çabuk iyileşiyor gibi hissediyorum. Kapattığımda ise sanki daha geç iyileşiyor.” Bu cümle tıbbi kitaplarda dipnot olarak geçer ancak kimse yüksek sesle söylemez.

Şöyle söyleyelim...

Oksijen iyileştirir gibi görünür…
Ama fazla oksijen, iyileşmeyi de bozar.

Oksijen neden hem iyi hem kötüdür?

Oksijen Neden Gerçekte Ölümcüldür? Çünkü oksijen vücutta yanma başlatır.

Ama bu ateş sobada değil... hücrenin içinde yanar
Oksijen hücrede “kontrollü yangın” çıkarır.

Hücreler enerjiyi şöyle üretir: oksijen + besin → enerji
Ama bu süreçte kaçınılmaz olarak şunlar oluşur!

Serbest radikaller, Reaktif oksijen türleri (ROS)
Bunlar: DNA’yı kırar, hücre zarını deler, proteinleri bozar
Yani oksijen: Hücreyi çalıştırırken aynı anda onu yıpratır., bu yüzden yaşlanma, kanser, organ yetmezliği oksijenle doğrudan ilişkilidir.

Çünkü oksijenin iki yüzü vardır!!!

  • Enerji üretir
  • Hücreye zarar verir
  • Hücreler enerjiyi oksijenle üretir.

Ama bu üretimin yan ürünü şudur. Serbest radikaller

Bu moleküller DNA’ya zarar verir, hücre zarını yıpratır, yaşlanmayı hızlandırır.
Yani oksijen, hücreyi çalıştırırken yıpratır.

Yaralar neden bazen açık bırakılır? Şimdi tıbbın en ters köşelerinden biridir sskiden her yara kapatılırdı.

Bugün biliyoruz ki... Her yara oksijen sevmez. Neden?
Yüksek oksijen → artan oksidatif stres Bu da hücre bölünmesini yavaşlatır.

Bazı yaralarda amaç şudur.

  • kontrollü oksijen
  • nemli ortam
  • aşırı hava yok

Bu yüzden modern yara bakımında.. Yarayı tamamen kapatmak her zaman iyi değildir.
tamamen açık bırakmak da her zaman iyi değildir. Yani Denge esastır.

Hiperbarik oksijen tedavisi neden kontrollüdür?
Hiperbarik oksijen tedavisi yapılır ama!!!

  • belirli süre
  • belirli basınç
  • belirli hasta grubu

Çünkü Tıp şunu bilir.

  • Oksijen ilaçtır.
  • İlacın fazlası zehirdir.

Saf oksijen.

  • Akciğer alveollerini yakabilir
  • Merkezi sinir sistemini bozabilir.
  • Epileptik nöbeti tetikleyebilir

Bu yüzden “ne kadar çok oksijen, o kadar iyi” diye bir şey yoktur.

  • Balık, insan ve aynı hata
  • Balık suda oksijen alır.

Ama sudan çıkınca... daha çok oksijenle karşılaşır, ama solunum sistemi buna uygun değildir
sonuç: ölüm

Aslında bu durum İnsan için de benzerdir.

  • Saf oksijen uzun süre solunursa
  • akciğer hasarı kaçınılmazdır.

Yani mesele ortam değil, uyum. Bilimsel yönden şayet "Zaman yolculuk" yapsaydık tıbben çok ciddi hasta olurduk...
Milyonlarca yıl önce.

  • oksijen oranı daha düşüktü.
  • canlılar buna göre evrimleşti

Bunun sebebi bugünkü yüksek oksijen oranı!!!

  • yaşlanmayı hızlandırır.
  • oksidatif hasarı artırır.

Eğer “daha temiz oksijen” solusak

  • bağışıklık sistemi şaşırır.
  • hücre dengesi bozulur.
  • ciddi hastalıklar ortaya çıkar.
  • Temizlik her zaman sağlık değildir.

Saf oksijen hücreyi “yakmaya” başlar
Normal havada %21 oksijen
Saf oksijende %100 oksijen
Bu durumda: serbest radikal üretimi patlar, antioksidan sistemler yetmez hücre savunmasız kalır.
Sonuç?

  • akciğer hücreleri ölür.
  • alveoller çöker.
  • solunum yetmezliği gelişir.

Bu duruma tıpta açıkça şu denir: Oksijen toksisitesi. Evet, oksijenin kendisi zehirdir.

Hayat–ölüm sınırı oksijende gizlidir Oksijen

  • olmadan yaşayamıyoruz
  • ama onunla yaşlanıyoruz

Bu bir çelişki değil... Bu, biyolojik sözleşme.

Hayatta kalmak için oksijeni kabul ettik.
Bedeli zamanla tükenmek.

Oksijen ne düşman ne dosttur.
O, hayat ile ölüm arasında çalışan bir memurdur.

Ne eksik olacak, ne fazla.

Hayatı uzatmaya çalışmak değil, oksijenle olan pazarlığı doğru yapmak.

“Vay be… bunu gerçekten bilmiyordum” Yaşam ile Ölümün iç içe olduğu gaz OKSİJEN bizi yaşatıyor mu Öldürüyor mu?
Cevapla