Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat

Merhaba arkadaşlar.


'Anksiyete Bozukluğu' tanısı konan birisi olarak size yaşadıklarımı anlatmak, hem sizi bilgilendirmek, hem de içimi dökmek istedim.


Anksiyete Bozukluğu'nu 'haddini aşmış kaygı, korku, endişe' şeklinde özetleyebiliriz. Genellikle bir travma sonrası ortaya çıkıyormuş. Bende ne zaman hastalık halini aldı bilmiyorum. Geçen sene farkına varıp tedaviye başladım. Birden fazla travma yaşadığım için ne zaman bozuldu anksiyeteciğim bilmiyorum. Kendisi bozulduğu yetmiyormuş gibi sosyal hayatımı da epeyce bozdu terbiyesiz. Nelere sebep olmuş görelim.


Bıçakla bölünen uykular.


Uyanır uyanmaz kalbimde bıçak saplanmış gibi bir hisle hemen telefonumu elime alırdım. Bütün sosyal medya hesaplarımı tek tek kontrol eder bir sorun olup olmadığına emin oluncaya kadar bakardım. Tabiki bu beni rahatlatmazdı. Gün içinde aynı hareketi belki 100 kere tekrarlardım.


Gelmek bilmeyen kötü haber.


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat


Her gün, her saat, her dakika kötü bir haber beklerdim. İşin en kötü yanı geleceğine inanırdım. Süreli 'kötü birşey olacak' hissiyle dolaşırdım. Bazen öyle bir olurdum ki "Ne olacaksa olsun artık, dayanamıyorum!" diye isyan ederdim.


Korkuyla doyan karınlar.


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat


Bu geçmek bilmeyen korku, tedirginlik hali hayatımın her alanında olduğu gibi yiyip içmede de etkiliydi. Hiçbir şey yiyemiyor, yediğimden birşey anlamıyordum. E tabi boğazda bir düğümle dolaştığımı düşündükçe normal bu da. Sonuç olarak 6 ayda 10 kilo verdim.


Acaba başıma ne gelecek?


Sosyal hayatım alt üst olmuştu. Dışarıda arkadaşlarımlayken aklım evde, annemde, babamda olurdu. Bir keresinde hiçbir neden yokken harika bir doğum günü partisinin ortasında korkuya tutulmuş evi arayıp annemi binbir türlü bahaneyle kontrol etmiştim. Her şeyin yolunda olduğuna inanmak da zaman alıyordu. Üstüne üstlük kötü bir rüya gördüysem bir hafta etkisinden kurtulamaz deliye dönerdim.


"Acaba ne olacak da rezil olacağım? Acaba kaybolur muyum? Peşime sapık takılırsa?"


Sorular gibi korkular da uzayıp gidiyor.


Mesaj sesiyle hoplayan yürek.


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat
Telefonunuza mesaj geldiğinde siz nasıl bir tepki veriyorsunuz bilmem ama benim ellerim titrer, yüzümü ateş basardı. 'Ne oldu acaba?' diye karşımdaki tekrar cevap verene kadar canım çıkardı. Mesaj atanın kim olduğu, nasıl bir mesaj attığı önemli değil. Her mesaja verdiğim tepki buydu. Konunun ne olduğunu öğrenmeden rahatlayamazdım.


Eyvah! Ya ölürsem?!


Vücudumda küçük bir değişiklik görsem kendi kendimi yerdim. Bazen bir değişilik olmaz, ben var olan şeyi yeni fark ederdim tabi. Öyle zamanlarda bu siteye de doktorların soru cevap yaptığı sizelere de hunharca sorular sorup kendimi rezil ettim. Sonuç olarak hayattayım ve sapasağlamım!


Ah o geceler..


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat


En kötü zamanlar geceler şüphesiz. Günlük problemlerle, gelecek kaygısıyla kafamı meşgul edip uykudan olmanın yanında aniden tutan öyle şiddetli bir korku oluyordu ki anlatamam. Sebebi de yoktu. Neden korktuğumu bilmiyordum. Bütün vücudum titriyor, bütün hücrelerimle ağlıyordum. Günün ilk ışıklarını görmeden uyku haram olmuştu. Bazen bu kadar şiddetli olmazdı. O zaman da sırtımı duvara yaslar yorganı ağzıma kadar çeker, etrafı kolaçan etmekten uyuyamazdım. Bazen babamın uykusunda konuşan sesi gelirdi odasından bu da cabası.


Ya olduysa?


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat


Aklımdan geçen ama hiç gerçekleşmeyen kötü haberler.. Gerçeleşme ihtimali %1'ken banyoda düşüp bayılmama bile sebep olmuştu. Sadece küçücük bir ihtilam bile bende bu etkiyi yaratıyordu. Gerçek olsaydı ne olurdu düşünün.


Üşümeler, titremeler.


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat


Aklıma gelen kötü ihtilaller sadece ruhuma değil bedenime de zarar veriyordu. Aniden tutan bir titremeden bütün vücuduma sarılırdım. Bazen üşür buz gibi olurdum. Bu hal genelde sicim gibi boşalan gözyaşlarıyla son bulurdu.


Gelmesin gelecek!


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat



Gelecek konusunda içimde zerre kadar ümit yoktu. Hep kötü şeyler olacak, hep başıma kötü şeyler gelecek, ben bu günlerimi arayacağım diye düşünürdüm. Geleceği düşündükçe boğulurdum. Yaşama hevesim sıfırın altındaydı. Bu geleceğe duyduğum korku, o müthiş karanlık boşluk belki beni intihara bile sürükleyebilirdi.


Gittikçe daha çok dine yöneldim.


Bu korku o kadar şiddetliydi ki beni ibadetten uçacak hale getirdi. Namaz üstüne namaz, Kur'an üstüne Kur'an, dua üstüne dua.. Bir an ciddi ciddi buharlaşacağım sandım. O zamanlar beni rahatlatan tek şey Allah'a duyduğum güvendi.


Lanet olası savunma mekanizması.


Beni öyle iğrenç bir insan yaptı ki bu boş korkular.. Sadece o küçük ihtimaller bile aklımı başımdan alırdı. Kendi kendime derhal harekete geçip birşeyler yapma ihtiyacı hissederdim. Tabiki benim durumumu benden başka bilen yoktu. Dolayısıyla yalan üstüne yalan söyleyip, senaryo üstüne senaryo yazdım. Allah affetsin..


Aylar aylar sonra bu durumun normal olmadığını anladım.


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat


Psikiyatriye gitmek istedim ama kaygı buna da uzun süre engel oldu tabiki. "Ya birşeyim yoksa? Ya adam bana 'Bu buraya niye gelmiş?' derse? Ya rezil olursam?" diye diye gittim psikiyatriye. Kapıdan içeri girer girmez problemimi anlamıştı doktor. Yüzü domates gibi kızarmış, gözleri dolmuş, elleri tir tir titreyen bir mahluk girdi içeri. Beden dili her şeyi anlatıyordu aslında. Ama doktor beni bile rahatlatıp konuşturmayı başardı ya helal olsun. Uzun uzun anlattım durumumu. İlaç tedavisine başladım. 6 ay kadar doktor gözetiminde ilaç kullandım ve o sürede kendimi çok iyi hissettim. Ama bu gel git akıllı arkadaşınız kendi ruh durumundan başka hayatında hiçbir şeyin değişmediğini, hala her şeyin kötü gittiğini fark ettiği anda "Yaşadığım mutluluk sadece ilaca bağlıysa onu istemiyorum!" diyerek doktora danışmadan ilacı bıraktı. Galiba eski haline geri dönüyor. :(



Anlatacaklarımı burada noktalarken okuduğunuz için teşekkür ediyor ve nacizane tavsiyemi sunuyorum. Lütfen psikolojik durumunuzu önemseyin. Tabiki sonunda benim gibi yapmayın doktor gözetiminde olsun her şey. :D Benim hayatımda hiçbir şey yolunda gitmediği için bu isyanı kendime hak biliyorum. Bu ergenlik değil. Bu delilik değil. İlgi çekme çabası değil bu. Bir psikolojik rahatsızlığın, küçük dahi olsa, insan hayatını nasıl etkilediğini anlabilmişimdir umarım. Lütfen kendinizi önemseyin.


Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat


Tam bağımsız ruh hastalarına selam olsun.

Bir Anksiyetesi Bozuğun Gözünden Hayat
Cevapla