İnsan Beynine Emir Veren Hastalık: OKB'yi Tanıyalım

Okb hastalığı aslında birçok kişide var ama bunların bir kısmı hasta olduklarının farkında bile değil. Ben de aslında o gruptan birisiydim. Hem hastalığı elimden geldiğince tanıtmak hem de bu hastalığı yenmiş birisi olarak kendi deneyimlerimi paylaşarak, bu dertten muzdarip olan arkadaşlar varsa yardımcı olmayı amaçlıyorum. Çok uzatmadan konumuza geçelim.

İnsan Beynine Emir Veren Hastalık: OKByi Tanıyalım

Okb nedir, ne değildir?

İnsan Beynine Emir Veren Hastalık: OKByi Tanıyalım

Okb'nin açılımı obsesif kompulsif bozukluktur. Türkçesi takıntıdır. Aklınıza gelebilecek her konuda olabilir bu takıntı ama tabi ki bu çocuk benim peşimde koşuyor bana takık galiba türünden değil :) Türlerine yazının devamında değineceğim ama takıntılarınızın okb olarak nitelendirilebilmesi için günde en az 1 saat vaktinizi sizden çalması gerekiyor. Kelime anlamlarına bakarsak;

Obsesyon, kişinin aklına gelen takıntılı düşüncelerdir.

Kompulsiyon, kişinin aklına gelen düşüncelerin verdiği rahatsızlıktan kurtulmak için yaptığı davranışlara verilen addır.

Kendi deneyimlerimi anlatırken etkilerine değineceğim.

Okb'nin nedenleri nelerdir?

İnsan Beynine Emir Veren Hastalık: OKByi Tanıyalım

Okb'nin maalesef nedenleri bilinmemektedir. Geçmişte yaşanan travmatik olayların sebep olabileceği gibi genetik olma ihtimali üzerinde de durulmaktadır. Bununla birlikte okb'ye sahip bireyler incelendiği zaman beyinsel fonksiyonlarının daha aktif çalıştığı tespit edilmiştir. bu insanların neredeyse hepsinde bulunan ortak özellik, mükemmelliyetçiliktir. Her şeyin en iyisini yapmaya çalışmaları da aslında takıntıları az da olsa açıklıyor. Beyin de salgılanan serotonin hormonunun da bu kişilerde az olduğu tespit edilmiştir ama azlığı mı hastalığa sebep oluyor yoksa hastalık mı bu hormonu baskılıyor bilinemiyor. Biraz yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı paradoksu yani.

Okb'nin Türleri

İnsan Beynine Emir Veren Hastalık: OKByi Tanıyalım

Okb daha önce de değindiğim gibi birçok şekilde ortaya çıkabilir ancak bunları belirli başlıklar altında toplamak da mümkündür. Belli başlı türleri şunlardır:

  • Temizlik: En çok rastlanılan türü temizlik hastalığıdır. Kişi sürekli olarak dokunduğu her yerden hastalık kapacağını düşünür ve bu sebeple ellerini, başkasının dokunduğu yerleri defalarca yıkarlar ve hiçbir zaman temizlendiğine inanmazlar. Ellerini tek seferde yarım saatten fazla yıkayanlar bile var. Sanırım bu pandemi döneminde işleri biraz daha zor.
  • Kontrol: Bu türünde kişi yaptığı işi birden fazla kere kontrol etme isteği duyar. Ocağın altını kapatır ama acaba kapattım mı diye defalarca gidip kontrol eder.
  • Düzen: Simetri hastalığıdır. Her şey belirli bir düzende olmalıdır. Mükemmelliyetçiliğin bir örneği yine.
  • Sayma: Aklınıza gelecek her şeyi saymak olabilir. Arabalar, ağaçlar, tuvaletteki fayanslar :)
  • Biriktirme: Sakla samanı gelir zamanı misali her şeyi saklar hiçbir şeyi atmazlar. Hatta bazen çöpleri bile. O sebeple bu türüyle muhatap olanlar için oldukça çok zor bir durumdur.

Daha birçok türü var ama konuyu çok uzatıp sıkmak istemediğim için en yaygın olanları belirtmek istedim.

Okb tedavi yöntemleri

İnsan Beynine Emir Veren Hastalık: OKByi Tanıyalım

Okb hastalığının tedavisinde birden fazla yöntem tek tek veya birlikte kullanılabilmektedir. Hastalığın derecesi tedavi şeklini ortaya koyuyor. Hastalığın ilerlemiş olmasıyla birlikte depresyon da ortaya çıktığı için okb tedavisi, depresyonu tedavi etmekten daha zorlu bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.

İlk yöntem ilaç tedavisidir. Okb'nin spesifik bir ilacı yok. Bu sebeple antidepresanlar kullanılıyor. Ancak antidepresanlar sadece obsesyonların oluşturduğu kaygıyı hafifletmeye yarıyor. İlaç tedavisi, serotonin hormon seviyesini arttırdığı için biraz olsun kişide olumlu etki bırakabiliyor.

İkinci yöntem TMS yani "Transkraniyal manyetik stimülasyon". Bu yöntemde beynin belirli noktalarına manyetik uyarılar verilerek, hastalığın oluşturduğu semptonları hafifletmek istenmektedir. Depresyon tedavisinde de kullanılan TMS, ilaçlara göre yan etkisi daha az olduğu için ve etkisi bilimsel olarak ispatlandığı için kullanılabilmektedir. İlerlemiş düzeylerde ilaç tedavisi ile birlikte yürütülür.

Üçüncü yöntem bilişsel-davranışsal tedavidir ki en etkili tedavi şeklidir. Kompulsiyonları yapmamayı içerir. Yani elinizin kirlendiğini mi düşünüyorsunuz? Sizi lavabonun başına getirip ellerinizi yıkamamanızı söylerler. Bu gayet kolay bir şey gibi gelse de okb hastalığından muzdarip birisi delirecek seviyeye gelebilir.

Okb ile mücadelemde yaşadıklarım ve izlediğim yol

İnsan Beynine Emir Veren Hastalık: OKByi Tanıyalım

Lise zamanlarımda aklıma gelen kötü düşüncelerle başlamıştı. Herhangi bir şey olabiliyordu bu. Mesela, "Masanın üzerindeki kalemi alıp başka bir yere koymazsan ailedekilerin başına kötü bir şey gelsin." diye bir düşünce geliyor ve bu düşüncenin verdiği etkiyi ortadan kaldırmak için bunu yapıyordum. Ancak bu olay uyuşturucu kullanmak gibiydi. Yaptıkça hep daha fazlasını isteyen bir yapıya büründü. Farklı farklı olaylar ancak hep aynı tehdit. Okb tedavi edilmezse olmayan sesleri duymaya kadar gidiyor. Bizzat yaşayanları tanıyorum. Bu düşünceler sanki bir ses tarafından onlara söyleniyor olarak hisseden arkadaşlarım var.

İnternetten araştırmam sonucu okb olduğunu anladım ve doktora gittim. İlaç verdi, bunlar senin düşüncelerin değil dedi. İlacı sadece ilk ay kullandım. Aklıma gelen düşüncelerden artık iyice sıkılmıştım. Bu sebeple mücadeleme irademle devam etme kararı aldım. İlacı bıraktım ve aklıma gelen düşünceleri yapmamaya başladım. İlk başlarda delirecek gibi oluyordum. Hep kendimi telkin etmem gerekiyordu. İşin ilginci de okb hastalığında düşüncelerin saçma olduğunu bilirsiniz ama kendinizi yapmaktan alıkoyamazsınız. Stresli dönemlerde daha da artardı.

Ne kadar süre sonra hatırlamıyorum. Bir gün farkettim ki aklıma artık bu düşünceler uzun süredir hiç gelmiyor. O gün bu hastalıktan kurtulduğumu anladım. Hala mükemmeliyetçi bir insanım ama okb'ye sahip değilim.

Not: Okb'ye sahip olan arkadaşlar kesinlikle ilaç tedavilerini bırakmasınlar. Her vaka başka çünkü ve önemli olan doktorun dedikleridir.

Akıl Oyunlarında John Nash şizofren olduğunu yine kendi zihniyle anladı. Düşünceler size emir veriyor olabilir ama hala irade denen dizginler sizin ellerinizde. Bunu unutmayın.

Elimden geldiğince sizlere bu hastalığı, yaşadıklarımı ve mücadelemi anlatmaya çalıştım. Umarım içinizden bir kişinin bile derdine derman olmayı başarabilirim :) Okuduğunuz için teşekkür ederim.

#Pulsarr

İnsan Beynine Emir Veren Hastalık: OKB'yi Tanıyalım
Cevapla