Öyle hayatlar, öyle yaşamlar var ki günümüzde. Hayat gerçekten de çok zor. Öyle hayat hikayeleri var ki insanın içini acıtacak kadar hüzünlü.
Bazen bu hayatlar karşısında empati yapmak, bazen neden niçin olduğunu anlamaya çalışmakta ne yazık ki zorlaşabiliyor.

Size öyle bir sendromdan bahsedeceğim ki ben okudukça, araştırmaya başladıkça ve bu konuda bilgi sahibi olmaya başladıkça şaşkınlığım da bir o kadar arttı.
İşte o Munchausen Sendromu ve onunla sendromla bağlantılı Proxy Sendromu. Ve hayatım boyunca adını ilk defa duyduğum bir hastalık türü.
Bu sendrom oldukça tehlikeli bir hastalık türü aslında. İsmini de Karl Fredrich Von Munchausen 18. yüzyılda yaşamış olan bir Alman baronundan aldığı bilinmektedir.

Hikayemizin kahramanı Rus ordusunda süvari olarak görev yapan bir baron. Öyle böyle yalancı değilmiş. Savaş sırasında yapmış olduğu kahramanlıklara bine bin katıp, allayıp pullayıp etrafındaki insanlara abartarak anlatırmış. Gel zaman git zaman etrafa yayılan bu hikayeler bir süre sonra öyle bir hal almış ki, herkes baronun gerçek yüzünü görmüş, söylediği her şeyin yalandan ibaret olduğu anlamışlar.

Bu sebepten dolayı 1951 yılında Doktor Richard Asher, gereksiz yere doktorları meşgul eden, tüm hastaları tek tek dolaşıp onların hasta olduklarını ispatlamaya çalışan, gerçekte hiçbir hastalığı olmayan kişiler için kullanılamya başlamıştır.
Bu sebepten dolayı da bu yalancı barona ithafen "Munchausen Sendromu" sağlık alanında yerini almıştır.
Bu sendrom tamamen ruhsal ve fiziksel olarak sağlıklı olan ve çok ustaca hasta taklidi yapan, bununla yetinmeyip kendisine zarar vermeye kadar giden bir hastalık türüdür. Aslına bakılırsa bir nevi kişilik bozukluğu.

Bu hastalık dünya çapında ve hatta bizim ülkemizde de oldukça sayıları yüksek. Ama ne yazık ki bu hastalık öyle gizli bir şekilde seyrediyor ki, dışarıdan bakıldığı zaman anlamanın imkanı çok zor.

Bu kişiler bu hastalık konusunda o kadar bilgililer ki, hemşreleri ve doktorları da ustalıkla kandırabilme yeteneğine sahipler. Öyle ki yaptıkları şeyler kimi zaman kimsenin aklına gelemeyecek boyutlara uşlaşabiliyor. Bu kişiler bilerek ve isteyerek bedenlerine zarar veriyorlar. Kendilerini yaralamak, susuz bırakmak, zehirlemek, doktorlar tarafından istenen testleri bile başka maddeler karıştırarak değiştirmek sadece bunlardan birkaç tanesi.

Peki bunu yapmalarındaki amaç ne olabilir. Tabi ki sadece ama sadece ilgi çekmek. Öyle ki bu uğurda acı veren tedavileri kabul ediyorlar, en ağır ve ölümcül olan ameliyatlara göz yumuyorlar, öyle ki bunu yapmaktan da büyük bir keyif ve haz alıyorlar.

Bu sendrom daha çok çocukken istismara uğramış, özgüveni yüksek, kendisi ya da aile bireylerinden biri ciddi bir rahatsızlık geçirmiş, medikal alanlarda faaliyet göstermeyi istemiş, kendisini sürekli olarak suçlayan ve cezalandırılan genç yetişkinlerde görülen bir rahatsızlık.

Bu hastalığın bir tedavisi var mı diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Ne yazık ki bu hastalığın teşhisi ne yazık ki o kadar zor ki. Bu hastalığı kabullenenlerin sayıları da ne yazık ki bir hayli az. Bu durumda da tedaviler ne yazık ki yetersiz kalıyor.

Birde bu sendromun bir TIK öteside var. Ve bu Munchausen Sendromundan daha da kötü ve vahim. Bu Proxy Sendromu.
Ama tüm kayıtlar da "Munchausen by Proxy Sendromu" olarak geçmektedir. Yani kısacası bir nevi özel bir çocuk istismarı şekli.
Burada ki kişilik bozukluğu genellikle anneler oluyor ve kurban olarak da ne yazık ki kendi çocuklarını seçiyorlar.

Tedavi süreçlerinde bile azar, tehdit, şiddeti kendi çocuklarına uygulamaktan çekinmiyorlar. Ve tamamen dış dünya ile bağlantısını keserek sadece ve sadece kendine saklıyor.
Dışarıdan bakıldığı zaman ilgili, fedakar, sevgi dolu bir anne imajı yaratırlar. Ama işin aslında çocuğuna bebekliğinden bu yana işkence yapar.

Ve ne yazık ki ona muhtaç, ilaçlara bağımlı, gerçekten hasta haline getirene kadar da işkencelerine devam ediyor.

Bu sendromu anlatan bir belgesel ile karşılaştığım için böyle bir hastalıktan haberdar olmuş oldum.
Bu belgeselin adı "Mom Dead and Dearest" yani Türkçesi "Annesi Ölü ve Sevgili" olarak çevrilmiştir.
Annesi öldürmek suçu ile cinayetten yargılanan ve 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Gypsy Rose Blanchard'dan bahsetmek istiyorum. Doğduğu günden bu yana Dee Dee Blanchard tarafından işkence görmüş bir genç kız. İlk etapta bakıldığı zaman sadece annesini öldüren bir genç kızın hikayesi gibi görünse de, ilerleyen süreç içerisinde nedenler, gerçekler, yaşanan tüm acılar ortaya çıkıyor.
Bahsettiğim olay 2016 yılında Amerika'da geçiyor. Gypsy şu an hapiste ve hapisten çıkacağı günü bekliyor.

Doğduğu günden bu yana işkence gören ve bebekliğinden beri tekerlekli sandalyeye mahkum olarak yaşıyor. Yemek yiyemediği için midesindeki tüp ile besleniyor, her ay saçlarını ustura ile kazıyor, devamlı olarak ağır ilaçlar almaya zorlanıyor ve yaşamı boyunca da ne yazık ki hep yalanlar ile kandırılan bir çocuk. Ve işin een acı yanı ise tamamen sağlıklı iken bu durumda olması.

Ama o zor koşullar altında okuma ve yazmayı kendi kendine öğrenmiş. Yetenekli, sevecen, sevgi dolu bir kız. Ve annesinin ona yapmasına rağmen de en çok annesini seviyor. Ama yaşamış olduğu travmalar ne yazık ki onu bu acı sona taşımış.

Aslına bakarsanız hayatımızdaki hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi olmayabilir. Her zaman madalyonun bir de öteki tarafı olduğunu unutmamamız gerekiyor.

O yüzden olaylara, başkalarının yaşamlarına, davranışlarına hiçbir zaman ön yargı ile yaklaşmamak gerekiyor. Çünkü her olayın altından başka yaşanmışlıklar ortaya çıkabiliyor. Bu sebepten dolayı da her iki tarafı da anlamamız gerekiyor ki konu çocuklar olunca bu gerçekten çok zor durum.

Tıbba, doktorlara meydan okuyan iki tehlikeli sendrom var. Ve ne yazık ki her iki sendromun altında yatan tek gerçek sebep ise sevgi ve ilgi eksikliği.
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem - 19.05.2020
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
15Cevap
Harika bir yazı. Rahmetli amcam doktor doktor gezeedi, hep birşeyin yok derleedi. En son bir doktor buldu sürekli ona gitmeye başladı. Verdiği ilaçlar ve amcamın iki katı kullanması yüzünden, böbrekleri sonun da iflas etti. Eşi böbreğini verdi. Tüm söylenenlere ramen yine ilaçlar ve en sonun da vefat etti. Sanırım bu sendrom onda vardı.
Olabilir. İnsanların çoğu hastalık hastası oldu özellikle koronadan sonra bence bu sayı daha da arttı.
Bana da öyle geliyor.
Güzel bir bence.. Buna benzer bir film izlemiştim. Adını anımsamıyorum. Ama ergen bir genç kız mikrop kalmasın diye annesinin etkisi ve kontrolü altında sürekli ev hapsinde yaşıyordu. Sonradan annesinin bunu farklı amaçla yaptığını öğrendi.. vs
Bu arada bencene yine tek bir kız yazmamış.. Sen bişey mi yaptın yoksa onlara 😅
Ne bilim arkadaşım bende bir sıkıntı var galiba 😬
Yoksa gerçekte mavilimisin de bizi kandırıyorsun 😂
Bak buda olabilir 🤪😬
Tabi insanlar ahlaktan yoksun olunca çevrelerine karşı yanlış davranışlar sergiliyor. Sonuçta da böyle psikolojik rahatsızlıklar çıkıyor. Eger bu şahıslar mantıgını nkullanan ve iyi ahlaklı olsalardı yaptıklarının yanlış oldugunu bilir ve yapmazlardı.
bunun bir adı varmış demek ki
teşekkür ederim, bilgilendim
bir ara bu konu ilgimi çekiyordu
insan neden fiziksel acı çekmek ister ki
özellikle transseksüeller :P
Duymuştum bunu daha önce. Biliglerimizi tazelemiş olduk. Emeğine sağlık 48’lik masterim. Gönüllerin fenomeni
Enteresan bir olay. Yazı çok güzel ve eğitici. Ellerinize sağlık.
Vay anasını. Daha neler öğreneceğim bakalım sayenizde.
Ellerine sagkik iftara yakin su saatlerde kafamin aldiği kadariyla okudum. 😊😊😊
cok ılgınc guzel bence olmus gene sagol
Hastalık hastası kısaca bu insanlar
Harika olmuş eline sağlık
Teşekkürler çok güzel
eline sağlık güzel olmuş
Bic bı fiktim yok
Afiyet olsun vv