Bir şeyin çok olduğu onun doğru olduğunu gösterir mi? Örneğin Türkiye'de en çok oy alan parti "Akp" bu mantığa göre Türkiye'de tek doğru parti'nin "Ak Parti" olduğunu kabul etmek lazım dediğimizde, öyle bir şeyi asla kabul etmeyiz diyerek resmen kendileri ile çelişiyorlar. Diğer bir konuya gelelim Dünya da en yaygın din Hristiyanlık tezini savunanlara şu soruyu sormak lazım. Madem Dünya'da en yaygın din Hristiyanlık ise, o zaman Dünya da en çok Hz. İsa Aleyhisselam Peygamberimizin isminin anılması gerekmiyor mu? Neden Hz. İsa Aleyhisselam Peygamberimiz'in ismi değil de Peygamberimiz Hz. Muhammed (asv)’ ın vefatının üzerinden 1400 yıl geçmesine rağmen kuşaklar boyu müminler her zaman ve bilhassa kıldıkları beş vakit namazın arkasında “Allahümme Salli alâ Muhammedin ve alâ âlî Muhammed" diyerek Peygamberimiz (asm)’a salavat getiriyorlar? Acaba yeryüzünde, adı Peygamberimiz (asm) kadar zikir edilen başka bir şahsiyet var mıdır? O yüzden en yaygın din Hristiyanlık diye bunun tek doğru din olduğunu sananların, eğer İslâm doğru olsaydı en yaygın din İslam olurdu diye tez atanların yüzleşmesi gereken bir problemlem bu konu. Hayırlı Cumalar 🤲
Dünya'da en yaygın din Hristiyanlık'tır. Eğer İslâm doğru din olsaydı en yaygın din İslam olurdu cümlesine ne cevap veriyorsunuz?
Din konusunda sürekli bir istatistik kovalamak da saçma geliyor. Hristiyanlık ya da Müslümanlık değil burada sanki mesele, hangi kümede daha çok elaman var kavramı olmuş gibi. Bi inancı diğer inançtan üstün yapan şey onun ne kadar doğru algılandığı ve ve fiilen ne kadar iyi yerine getirildiği olmalı. Birileri kasıtlı olarak bu tarz cümleler atıyor ortaya kırk akıllı kapışsın diye.
0
1 Yorumla
Soran
+1 yıl
İstatistiği biz atmıyoruz. Onlar atıyor biz dinimizi savunuyoruz. Sahih Hadislerde böyle ortaya çıktı. Kur'an'ı değiştirmeyeceklerini anlayan müşrikler, bu sefer peygamberiz efendimiz sallallahu aleyhi vessellem söylemiş gibi sözler yazmaya başlamış. Bunu gören İslam alimleri, İslam'a sahip çıkmak için Sahih hadisler için Kur'an gibi senet yazmaya başlamışlar. Ve hadis iddia eden kişileri takibe almışlar. Yalancı biri mi değil mi. Adam sözüne güvenilir biri degilse. Bu hadis uydurma demişler. Ve bir hadisin sahih olması için en az 3 farklı güvenilir kişinin ağzından cümlesi cümlesine kadar aynı olmasına riayet ederek almışlar kitaplarına. Bizde bugün İslam'a atılan iftiralara ve yanlış beyanlara cevap vermek zorundayız çünkü Kur'an da Emri bil Maruf her müslümana farz kılınmıştır.
çokluk doğru anlamına gelmez. bu kurandaki mekkeli müşriklerin durumunu anlatan ayete benzemişler. bunca yıl atalarımız ve biz yanlış biliyorduk bir tek sen mi doğruyu biliyorsun diyorlardı peygamberimize
çoğunluk doğrunu ispatı değildir.
hıristiyanlığın islamiyetten önce inmesi doğal olarak sayısal çokluğu sağlar. ama bunu diyenlerin şundan haberi yok. son araştırmalarda islamiyetin yaylıma hızı yani müslüman sayısının artışı yakın zamanda hıristiyan sayısını geçeceğini gösteriyor.
Bence cevabı çok basit. İslam hariç diğer dinlerde nefis zararlı ve tatminkar şeylerle tatmin edilirken İslamda zararlı şeyler ya haramdır ya mekruhtur. Diğer dinlerde kolayca affedilebilirsin ama islamda samimi bir tövbe edip bir daha yapmamaya gayret etmen gerekir. Bunun gibi bir çok insan nefislerine yenik düşerler e dolayısıyla bu dinler daha da yayılır.
Neden doğru din en fazla üyeye sahip olmalı ki? Az üyesi olması onu yanlış mı yapıyor? Şu an dünyadayız, bir şeyler yaratılmış ve bir akla sahibiz. Doğruyu bulmak için yeterli donanımımız var. Bundan sonrası kişinin imtihanındaki çabaşına bağlı. Kilit nokta Allahı bulabilmek ister çinde ol ister amerikada Allaha ulaşmayı dileyenler için kainatta yaratılmışlar adedince yol vardır. O yollardan birinde yürümek inşallah nasip olur.
Kur'an öyle emretmiş olsaydı, peygamberler bu yolda can vermezdi. Anlatırlar, sonra ben anlattım ister inanın İster inanmayın herkes istediği dine inansın derlerdi. Kuran'da Emri Bil maruf farz-ı kifayedir. Yani her kul İslam'ı elinden geldiği kadar anlatmak ile mükelleftir. Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker, farz-ı kifayedir. Maruf, dinimizin emrettiği hususlardır. Münker ise, dinimizin yasakladığı, yani Allahü teâlânın razı olmadığı işlerdir. Emr-i maruf çok mühimdir. Emr-i maruf yapılmazsa, ilim yok olur. Cehalet ve sapıklık yayılır. Fitne her tarafı kaplar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Allahü teâlânın yeryüzünde şehitlerden üstün mücahidleri vardır. Bunlar, emr-i maruf ve nehy-i münker yapanlardır.) [İ. Gazali]Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Ali İmran 104) gördüğüm gibi Allah boşverin diye emretmiyor
Doğruluğun bir ölçütü yok. Hristiyan nüfus fazla diye otomatik olarak en çok Hrisyanlık yaygın olmuş oluyor. Bunlarda sanıyor ki Hrisyanlık en yaygın din olduğu için doğru dindir. Hristiyanlık: 2.116.909.552 inanan (1.117.759.185 Roma Katolik, 372.586.395 Protestan, 221.746.920 Ortodoks ve 81,865,869 Anglikan). Hristiyanlar dünya nüfusunun neredeyse yüzde otuzunu oluşturuyor. Din, birinci yüzyılda Yahudilikten doğdu. Onun takipçileri İsa Mesih'in Eski Ahit'te anlatıldığı üzere Tanrı'nın oğlu olduğuna inanıyor. Hristiyanlığın üç ana mezhebi var: Roma Katolikliği, Doğu Ortodoksluğu ve Protestanlık. İslam: Dünya çapında 1.282.780.149 Müslüman bulunmaktadır. İslam Ortadoğu'da çok popüler olmasına rağmen Müslümanlık Araplara özgü değildir. Öyle ki en büyük Müslüman millet Endonezya'dır. Müslümanlar yalnızca bir Tanrı (Allah) olduğuna ve Hz. Muhammed (sav) in son elçi olduğuna inanır. Hinduizm: Dünyada 856,690,863 Hindu bulunuyor. En eski dinlerden biridir ve çoğunlukla Hindistan'da ve Güney Doğu Asya'da uygulanmaktadır. Bazıları Hinduizm'i bir din olarak görürken, diğerleri onu manevi bir uygulama veya yaşam biçimi olarak görür. Hinduizm'deöne çıkan inanç Purusartha ya da “insan arayışı nesnesi” inancıdır. Dört Purusartha dharma (doğruluk), Artha (refah), kama (aşk) ve moksa (kurtuluş) olarak sıralanır.
Şunu demeyi istedim :Nüfus yoğunluğu olabilir ama soyut bir konu ve dinlerin doğruluğu insana göre farklılık gösterir. Zaten aksi taktirde bu kadar farklı dinler oluşmazdı.
Zebur, Tevrat , İncil, Hint Mukaddes Metinleri hepsinde Hz. Muhamed (sav)'in geleceği önceden bildirilmiş. Fakat bunu hazmedemeyen zihniyetler Kitapları tahrip etmiş. Hem kendilerine gelen Peygamberlere inanmamışlar. Çoğu öldürülmüş peygamberleri. Daha sonra bir kısmı helâk olmuş. Kalanlarda sadece kendi ırklarını üstün gördükleri için. Kendi dinlerini yaymaya kalkmışlar. Tarihte savaşların çoğu dinlerini yaymak amacıyla ülkeleri sömürmek için çıkmış. Bugün Afrikadaki çocukların aç kalma sebebi Hrisyanların ta kendileridir. Adamları İncil ile uyutup, Kendi ülkelerinde köle olarak çalıştırmışlar. Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil onların elinde topraklarımız vardı. - Jomo Kenyatta
@Chıld_Of_GOD 1. Hz. İsa dedi; “Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi tutun. Ben de Rab’den dileyeceğim ve O size başka bir Faraklit verecektir; ta ki, daima sizinle beraber olsun.” (Yuhanna, Bâb 14, Âyet: 15-16), 2. Hz. İsa dedi;“Benim adımla Rabbin göndereceği Faraklit size her şeyi öğretecek ve size söylediğim her şeyi hatırınıza getirecektir.” (Yuhanna, Bâb 14, Âyet: 26) 3. Hz. İsa dedi; “Faraklit geldiği zaman iman edesiniz diye, gelmeden önce size şimdi söyledim.”(Yuhanna, Bâb 14, Âyet: 29) 4. Hz. İsa dedi; “Rab’den size göndereceğim Faraklit geldiği zaman, O benim hakkımda tanıklık edecektir...”(Yuhanna, Bâb 15, Âyet: 26), 5. Hz. İsa dedi; “Ama size gerçeği söylüyorum, benim gitmem sizin için yararlıdır. Çünkü gitmezsem, Faraklit gelmez... Ama gidersem onu size gönderirim.” (Yuhanna, Bâb 16, Âyet: 7) 6. Hz. İsa dedi; “ Ama Faraklit gelince sizi tüm gerçeğe yöneltecektir. Çünkü kendiliğinden konuşmayacaktır. Ne işitirse onu söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir.” (Yuhanna, Bâb 16, Âyet: 13).
@Chıld_Of_GOD 7. Hz. İsa dedi; “... O Faraklit beni yüceltecek, çünkü benimkinden alacak ve size bildirecek.” (Yuhanna, Bâb 16, Âyet: 14)
İncil’in yukarıdaki ifadelerinde Hz. İsa (as) tarafından gelmesi müjdelenen ve “Faraklit” olarak geçen kelimenin aslı; Süryanice’de “Münhamenna“ Yunanca’da “Piriklitos”tur. Bu kelimenin birebir Arapça karşılığı ise “Ahmed”dir.
İncil ayetlerinde Grekçe Priklitos yani “Ahmed” ifadesi bazı kaynaklarda “Briklitüs” olarak geçmektedir. “Ahmed”, Efendimiz (asm)’in bir ismi olduğu gibi, Kur’ân-ı Kerim’de de, O’nun İncil’de“Ahmed” olarak geçtiği açıkça ifade edilmektedir. (bk. Saff, 61/6)
Hem az önce bahsedilen bütün vasıflar sadece Efendimiz (asm)’da mevcuttur. O halde İncil’de gelmesi beklenen ve kendisi müjdelenen kişi, Hz. Muhammed (asv)’dır.
Ayrıca “Faraklit” kelimesi, İncil tefsirlerinde “hak ve batılı birbirinden ayıracak hakperest zat” olarak izah edilmiştir ki, Hz. İsa (a. s)’dan sonra gelecek insanları hakka sevk edecek zatın ismidir. Acaba Hz. Muhammed (asv)’dan daha fazla bu vazifeyi yapmış başka birisi alemde gösterilebilir mi?
8. Hz. İsa dedi; “Size gerçeği söylüyorum; benim gidişim size faydalıdır. Zira ben gitmezsem, tesellici size gelmez.”(Yuhanna Bab 16, ayet 7)
Acaba, şu âleme gelen ve insanlara hakiki teselli veren Hz. Muhammed (asm)’dan başka kim vardır. Evet, O’dur, fani insanları ölümün ebedi idamından kurtarıp hakiki teselli veren.
9. Hz. İsa dedi; “Artık sizinle konuşmayacağım: Çünkü bu dünyanın reisi geliyor ve bende onun hiçbir şeyi yoktur.”(Yuhanna, Bâb 14, Âyet: 30)
10. Hz. İsa dedi;“... ve O geldiği zaman günah, salâh ve hüküm için dünyayı ilzâm edecektir.”(Yuhanna, Bâb 16, Âyet: 8)
Acaba Hz. İsa (a. s)’dan sonra, dünyanın reisi olacak ve hak ve batılı ayırıp, Hz. İsa (as)’ın yerinde insanları irşad edecek, Hz. Muhammed (asv)’dan başka kim gelmiştir? Ve Ondan başka “Alemin reisi” olma unvanına kim layıktır?
@child_of_god Hem Hz. Davud (as)’dan sonra, Hz. Muhammed (asv)’dan başka hangi nebi gelmiş ki, doğudan batıya kadar dinini neşretmiş ve memleketleri cizyeye bağlamış ve padişahları kendine secde eder gibi itaat altına almış ve her gün insanlığın beşte biri kendisine dua ve salavat okur olsun? Bunları yapmış tek kişi olarak Hz. Muhammed (asv)’dan başka kim gösterilebilir? Demek, İncil’de, Hz. İsa (a. s)’dan sonra geleceği belirtilen “Alemin reisi” tabiri ile kastedilen; Hz. Muhammed (asv)’dır. Hem “fahr-i alem” yani “alemin kendisiyle övündüğü” unvanı, Efendimiz (asm)’in en meşhur unvanıdır.
11.“Yahya'nın tanıklığı şöyle oldu; açıkça konuştu, inkâr etmedi: "Ben Mesih değilim" diye açıkça konuştu. Onlar da kendisine: "Öyleyse sen kimsin? Sen İlyas mısın?" diye sordular: O da "Değilim" dedi. "Sen O Peygamber misin?" dediler. Yahya: "Hayır" diye cevap verdi...” (Yuhanna Bab 1, Ayet: 20-21)
Hz. Yahya (as)'a üç soru sorulmaktadır ve O, bu üç soruya da olumsuz cevap verir:
a. Sen Mesih misin? Yani İsa mısın?
b. Sen İlyas mısın?
c. Sen O Peygamber misin?
Demek Yuhanna İncili’nin bu cümlesinde üç ayrı peygamberden bahsediliyor. Bunlar Hz. İsa (as), Hz. İlyas (as) ve O Peygamber (asm)'dir!..
Bu ifadelerden anlaşılmaktadır ki; "O Peygamber" Hz. İsa (as)'dan farklı bir şahsiyettir. Acaba Allah'tan aldığı sözleri insanlara duyuran, Hz. İsa (as)'ın çıktığı dönemde hâlâ gelmemiş olan ve Hz. İsa (as)'dan farklı olan ve “O peygamber” diye işaret edilen peygamber kimdir? Elbette Hz. Muhammed (asm)’dır. Zira Hz. Muhammed (asv) dışında Allah'tan aldığı peygamberlik görevini yerine getirip, tarihte önemli bir yer kazanmış ve Hz. İsa (as)'dan sonra gelmiş ikinci bir insan gösterilemez.
@child_of_god 12.“Yalancı Peygamberlerden sakının. Onlar size koyun postu içinde yaklaşırlar, ama özde yırtıcı kurtlardır… Onları yaşam ürünlerinden tanıyacaksınız. Hiç dikenlerden üzüm, deve dikenlerinden incir toplanır mı? Her iyi ağaç iyi ürün verir. Çürük ağaç ise kötü ürün verir… İyi ağaç kötü ürün vermediği gibi, çürük ağaç da iyi ürün vermez… İyi ürün vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır… Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.”(İncil-Matta Bab 7, Ayet: 15-20)
İncil'in hiçbir yerinde Hz. İsa (as)'dan sonra peygamber gelmeyeceği söylenmez. Buna karşın İncil'de peygamberlik iddiasında olanları tanımada şu kritere verilir:
"Verilen ürüne bak ve yalancı ile doğru söyleyeni ayırt et..."
Eğer Hz. İsa (as)'dan sonra hiç peygamber gelmeyecek olsaydı; Hz. İsa (as), "Benden sonra peygamber gelmeyecektir, benden sonra kim peygamberlik iddia ederse o yalancıdır." diye çok kestirme bir şekilde bu meseleyi halledebilirdi. Demek, Hz. İsa (as)'ın, yalancı ve doğru peygamberi ayırt etmek için tavsiye ettiği yöntem, başlı başına Hz. İsa (as)'dan sonra peygamber geleceğine yeterli bir delildir.
Hz. İsa (as) 'dan sonra peygamber gelecek olması da; Hz. Muhammed (asv)’in peygamberliğine yeterli bir delildir. Çünkü Hz. İsa (as)'dan sonra gelip de, Allah'a inanan, Allah'a güvenen, Allah'ı seven ve putları terk eden toplulukların oluşması gibi harika bir ürün, sadece ve sadece Peygamberimiz (asm) ile yollanan din sayesinde elde edilmiştir.
13. Hz. İsa (as) Kudüs’e gelir. Her gün dersler vermeye başlar. Fakat ileri gelenler, kahinler ve din bilginleri onu yok etmek isterler. İsa (as) onlara şu mesajı verir:
“Eğer bu hakikatlere iman etmezseniz, Allah bunlara inanıp yaşayacak sizden başka bir kavme ihsan edecek…”
Derslerinden birinde aşağıdaki misali ve ardındaki hakikati halka ve kahinlere şöyle anlatır;
Bağ Kiracıları Benzetmesi (Matta Bab 21, Ayet 33-46; Markos Bab 12, Ayet 1-12; Luka Bab 20, Ayet 9-19)
@child_of_god Bir benzetme daha dinleyin: Toprak sahibi bir adam, bağ dikti, çevresini çitle çevirdi, üzüm sıkma çukuru kazdı, bir de bekçi kulesi yaptı. Sonra bağı bağcılara kiralayıp yolculuğa çıktı. Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı. Bağcılar adamın kölelerini yakaladı, birini dövdü, birini öldürdü, ötekini de taşladı. Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar. Sonunda bağ sahibi, 'Oğlumu sayarlar.' diyerek bağcılara onu yolladı. Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, 'Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım.' dediler. Böylece onu yakaladılar, bağdan atıp öldürdüler. Bu durumda bağın sahibi geldiği zaman bağcılara ne yapacak?”
İsa'ya şu karşılığı verdiler:
"Bu korkunç adamları korkunç bir şekilde yok edecek; bağı da, ürününü kendisine zamanında verecek olan başka bağcılara kiralayacak..."
İsa onlara şunu sordu:
"Kutsal Yazılarda şu sözleri hiç okumadınız mı? 'Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, gözümüzde harika bir iş!' Bu nedenle size şunu söyleyeyim, Tanrı'nın egemenliği sizden alınacak ve bunun ürünlerini yetiştiren bir ulusa verilecek. Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek."(Matta Bab 21, Ayet 43)
Baş kâhinler ve Ferisiler, İsa (as)'ın anlattığı benzetmeleri duyunca bunları kendileri için söylediğini anladılar.
O'nu tutuklamak istedilerse de, halkın tepkisinden korktular. Çünkü halk, O'nu peygamber sayıyordu.”
"... Bu nedenle size şunu söyleyeyim, Tanrı'nın egemenliği sizden alınacak ve bunun ürünlerini yetiştiren bir ulusa verilecek...”
İşte bu cümlelerde geçen “taş” şüphesiz Peygamber Efendimiz (asm) olup, Allah’ın mülkünün verileceği vaat edilenler de İslam ümmetidir… Hristiyan bilginlerinin “taşı” Hz. İsa (as)’ın kendisine yormağa yeltenmeleri de şu yönlerden boşunadır:
@child_of_god a. Bu taşla kastedilen zatın -haşa- Allah’ın oğlu olduğunu iddia ettikleri Hz. İsa (as)’dan başka olacağı, sözün gelişinden kesin olarak anlaşılır.
b. Onların iddialarına göre Hz. İsa (as), Yahudilerin ellerinde öldürülmüştür. Bu durumda taşın üstüne düşenlerin parçalanması ve altında kalanların ezilip helak olması nerde kalmış diye sorulmaz mı?
c. Hz. İsa (as) Yuhanna İncili Bab12, Ayet 47’de;“Ve bir adam sözlerimi işitip tutmazsa ona ben hükmetmem; çünkü bu dünyaya hükmetmeye gelmedim; ancak dünyayı kurtarmaya geldim...” demiştir. Bu ise “taş” olma vasfına kesin olarak zıttır. Çünkü İncil ayetinin ifadesine göre: taş; kimin üstüne düşerse onu ezip toz edecek ve taşın üstüne düşenler de paramparça olacaktır.
ç. Zebur’da o taşın baş köşe olmasına şaşıldığı: “... ve o gözlerimizde şaşılacak iştir.” cümlesiyle ifade edilmiştir. Hristiyanların iddia ettiklerine göre; Hz. Davud (as), Hz. İsa (as)’ı o kadar sayardı ki onun -hâşâ- Allah olduğuna inanacak dereceye varırdı. Bu halde Hz. İsa (as)’ın başköşe olmasına şaşmasını gerektirecek ne olabilir? Demek bu, Hz. İsa (as)’dan başka birisi olmalı ve onun peygamber olması şaşılacak bir şey olmalıdır. Bu ise şudur: İsrailoğullarının Hz. Hacer’den doğmamaları ve bu soydan gelmemeleri sebebiyle İsmailoğullarını kendilerine denk tutmaması ve esasen o zamanlarda İsmail (as) soyundan hiç bir peygamber gelmemiş olması, oldukça şaşkınlık sebebi olabilir.
d. Doğruluk ve emniyeti kesin delillerle sabit olan Hz. Peygamberimiz (asm)’in şu hadisi, o taşın bizzat kendisi olduğunu bildirmiştir:
@Chıld_Of_GOD Benimle peygamberlerin temsili bir köşke benzer ki; çok güzel yapılmış, fakat bir tuğlası bırakılmıştır. Köşke bakanlar güzelliğine hayret ediyorlar, ancak bu tuğlanın yerini boş buluyorlar. İşte o köşk benimle tamamlanıyor, peygamberlik benimle sona eriyor.”[1]
14. İncil’de, geleceği beklenen ve âlemin reisi olarak vasfedilen peygamber hakkında: “Seyf ve asa sahibi” denilmiştir.[2]Seyf; kılıç demektir. Demek gelecek peygamber cihad ile vazifeli olacaktır. Bu durumda Hz. İsa (a. s) olamaz, zira O cihat ile vazifelendirilmemiş ve cihat etmemiş bir peygamberdir.“Kılıç sahibi” sadece, Hz. Muhammed (asv) olabilir. Zira Efendimiz (asm) ve ümmeti cihad ile vazifelidirler. Ayrıca Efendimiz (asm) asa sahibi idi; asa ile gezerdi.
15. Yine İncil’de geleceği müjdelenen peygamber hakkında “sahibü-t tac”(tac sahibi) unvanı zikredilir.[3]Bu unvan da Efendimiz (asm)’a mahsustur. Tac, başa takılan sarık demektir. Eski zamanda, milletler içerisinde, milletçe umumiyet itibariyle sarık saran Arap kavmidir. Demek tac sahibi; Hz. Muhammed (asv)’a işarettir.
Sual:Niçin Hz. İsa (as) diğer peygamberlere kıyasla, Efendimiz (asm)’dan daha fazla bahsediyor ve Ondan müjde veriyor? Zira başka peygamberler yalnız haber vermekle yetiniyor?
Cevap:Çünkü Hz. Muhammed (asv), İsa (as)’ı, Yahudilerin müthiş iftiralarından, yalanlamalarından ve dinini tahriflerden kurtarmakla beraber, İsa (as)’ı tanımayan Yahudilerin zor ve meşakkatli şeriatına mukabil, kolay ve Hz. İsa (as)’ın şeriatını tamamlayacak bir şeriata sahiptir. İşte onun için çok defa “Alemin reisi geliyor” diye müjde vermektedir.
Özet olarak şunu diyeyim. Bu Muhammed'e değil kutsal ruhtan bahsediyor. Yayha'nin cevabı ise:yuhanna 1:26-30 da acik. Yahyaya soru sorulmuş ya. Ayrıca yuhanna 1:15. de cevabı.
Pirikletos değil grekce Paraklitos yani övülmeye değer. Bu da kutsal ruhu simgeliyor. Nasıl Ahmet e çevirip nasıl Muhammed yaptın 🤣🤣🤣🤣🤣🤣🤣. Sagolasin ya sabah sabah iyi oldu bu. Hem İncil değişti diyor hem de İncil den ayet veriyorsunuz 🤣🤣🤣
@Chıld_Of_GOD özet olarak neden Hz. İsa, Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vessellem gibi benden sonra asla peygamber gelmeyecek dememiş de, yalancı peygamberleri şöyle ayırt edebilirsiniz demiş? Demek ki sahte peygamberlerde gelecek ama siz gelecek olan gerçek peygamberi yani yalancı olup olmadığını şu kriterlerleden ayırt edebilirsiniz diye belirtmiş. Yoksa ben son peygamberim neden dememiş hiç bir İncil'de? Ben gitmezsem alemin reisi gelmez diyor? Ve neden Fahri âlem olan alemin reisi Hz. Muhammed gelip İslam'ı tüm dünyaya nasıl yayıyor? Dünyada en yaygın din Hristiyanlıktı ama en son yapılan araştırmalar en çok tercih edilen dinin İslam olduğunu ve birinci sıraya geleceğini belirtiyor. Buyur yabancı medyanın kendi araştırması= https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39127472
Ana Sayfa > Ramazan > Sorular > Dünya'da en yaygın din Hristiyanlık'tır. Eğer İslâm doğru din olsaydı en yaygın din İslam olurdu cümlesine ne cevap veriyorsunuz?