1990’ların müzik sahnesi, Türk popunun en canlı, en özgür dönemlerinden biriydi. Bu dönemin en özgün seslerinden biri ise tartışmasız Nazan Öncel oldu. O, şarkı söylemekten çok daha fazlasını yaptı; hissettirdi, düşündürdü, bazen gülümsetti bazen de içimize işledi.
Sözleri ne zaman kulağımıza çalınsa, sanki biz söylemişiz gibi gelir. Çünkü o, duyguları olduğu gibi dillendirdi. Ne bir eksik, ne bir fazla. "Ben buyum" dedi; ne kendini sakladı ne de duygularını. Bir gün serseri ruhlu bir kadının haykırışı oldu sesi, ertesi gün kalbi kırık bir insanın iç çekişi. Ama hep gerçekti.
Kimi zaman kaçmak istediğimiz şehirlerin adını o koydu, kimi zaman içimizden çıkıp gelen öfkeyi onun dizelerinde bulduk. Aşkı, hüznü, hayal kırıklığını; hem sokak diliyle hem de şiir gibi anlatabildi.
Nazan Öncel’i tarif etmek gerekirse; bir aynadır desek yeridir. Ne hissediyorsak onu yansıtan, ne saklıyorsak onu açığa çıkaran bir aynadır.
1956’da İzmir’de başlayan hayatı, yıllar içinde bizim hikâyemize de karıştı. Artık onun şarkıları olmadan geçen bir zaman dilimi, eksik kalır gibi.
Henüz 18 yaşındayken anne olan Nazan Öncel, ilk evliliğini tanıştıktan yalnızca bir ay sonra gerçekleştirmişti. Ancak bu evlilik uzun ömürlü olmadı; 1985 yılında yollarını ayırdı ve ertesi yıl hayatına yeni bir yön vermek üzere İstanbul’un yolunu tuttu.
Küçüklüğünden bu yana müziğe tutkuyla bağlıydı. Gitar çalmayı kendi kendine öğrenmiş, genç yaşta ilk 45’liğini çıkarmıştı: Yağmur Duası. Ne var ki bu ilk adımı müzik piyasasında istediği yankıyı bulamadı. Bu süreçte geçimini sağlamak için bir muhasebe bürosunda çalışmaya başladı, ama müzik içindeki sesi susturamadı.
Ve ne iyi ki 1992 yılında tekrar stüdyoya girme cesaretini buldu! O yıl çıkardığı albümle ilk kez televizyon ekranlarında boy gösterdi. “Aynı Nakarat” klibiyle tanıştık onun sahnedeki duruşuyla. Albüm, sadece bu şarkıyla değil; “Gitme Kal Bu Şehirde” ve “Ağla Erkeğim Ağla” gibi parçalarıyla da büyük ilgi gördü. Bu albümde usta besteci Melih Kibar ile çalışmıştı.
Söz ve müziklerin tamamını kendisinin yazdığı bu albüm, onun yeteneklerini daha geniş kitlelere göstermesini sağladı. Ardından gelen “Ben Böyle Aşk Görmedim” ve “Göç” albümleriyle başarısını pekiştirdi.
Ancak gerçek anlamda müzikal doruğuna ulaştığı çalışma, hiç kuşkusuz 1996 yılında yayımlanan Sokak Kızı oldu. Albümle aynı adı taşıyan şarkı ve klibi, dönemin alışılagelmiş sınırlarını yerle bir etti; izleyenlerde adeta bir uyanış etkisi yarattı.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer