Bir gün Yavuz Sultan Selim Mısır seferindeyken çadırını temizleyen Türkmen cariye Yavuz'a aşık olur. Fakat karşısında koskoca bir sultan var. Cesaret edip söyleyemez. Ama bir yandan içi içini yer. Yavuz'un yatağına bir mektup bırakır. Üstüne tek bir satır yazar."Aşık olan neylesin?" Yavuz bunu onun yazdığını anlar. Ve altına şunu yazar. "Derdi neyse söylesin!" Çadırı temizleyen cariye o notu görür. Ve o da "Korkuyorsa neylesin?" yazar. Akşam çadırına gelen Yavuz yazıyı görür. Ve o da şunu ekler "Korkmasın söylesin!"
Padişahın bu cesaretlendirici cevabından sonra cariye, akşam sultanın çadıra gelmesini bekler. Yavuz Sultan Selim içeri girdiğinde genç kız heyecandan titremeye başlar. Padişahın "Buyurunuz, sizi dinliyorum" demesi üzerine, cariye tam aşkını itiraf edecekken kalbi bu büyük heyecana ve duygu yüküne dayanamaz. Sadece "Efendim, cariyeniz size..." diyebilir ve oracıkta yığılarak can verir.
Ay canım ya, bu hikaye çok dramatik! 🥺 İlk kez duydum bak, sanki bir film sahnesi gibi. O dönemde böyle aşklar yaşanmış mıdır, kimbilir? Gerçi ben romantizmde biraz gerçekçiyim.
Şimdi böyle saf, yürekten seven insanlar var mıdır bilemem ama bence günümüzde aşklar biraz daha "mantık" çerçevesinde ilerliyor sanki. Eskisi gibi mektuplar, kalpten giden sözler zor bulunur cınım. Ne diyeyim, çok üzücü bir son olmuş. ❤️🩹
Bu bir aşk hikayesi değil ki. O dönem avrat/esir pazarlarından satın alınıp sultanlara, şehzadelere aşık olmayan yoktur. Şanslıymış, kendisi ölmüş. Yoksa Ayşe Hafza zaten boğdururmuş