Radyo deyince Woody Allen'in 'Radyo Günleri' filmi aklıma gelir. 2. dünya Savaşı döneminde başka hiç bir eğlencesi olmayan bir ailenin tüm fertleriyle radyo başında geçen günlerini anlatan bu film, aktörün kendi çocukluğunda yaşadığı olaylardan gerçek bir kesit sunuyor.
Bundan tam 10 yıl önce, ergenlik çağlarımda 'Radyo deyince aklına ne geliyor' diye soran bir yerel radyoda verdiğim yanıttı bu. Ve bu yanıtla büyük ödül diye lanse edilen bir fotoğraf makinesi kazanmıştım. Son derece dandik bir fotoğraf makinesiydi. Amma velakin benim hatırlarımdaki yeri 'paha biçilemez' olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Ahh o günler. :)

Aradan yıllar geçti. Hayat değişti, dünya değişti, düzen değişti. Alışkanlıklarımız bile değişti değişmesine de radyonun bize hissettirdikleri hiç değişmedi. Çocukluğumda hatırladığım mutfakta duran, dörtgen dantel örtüsü hiç üstünden ayrılmayan annemin radyosu var hafızamda, Hatta o dantelin radyonun bir parçası sandığım, acıları, sevinçleri, coşkuları ve bilumum duygu karmaşalarını birilerine armağan edilen şarkılarla ifade ettiğimiz o günler. 'Hale, Jale ve tüm mahalleye' armağan edilen şarkılar belki yok. Ancak 'el üstünde tutulası, pamuklara sarılası', kendileri bu düzene ayak uydurmuş olsalar bile ne hissettirdikleri, ne de radyo tutkuları bitmeyen radyocular var. Her şeyden önce radyolar var.

Arabanızla bir yola çıkarsınız. Mecazen değil. Gerçek bir yola. Belki işe, belki yetişmeniz gereken herhangi bir yere. Belki de 'alıp başımı gitmek istiyorum' deyip gidemediğiniz bir yere. Belki sıcak bir yaz günü heyecanla tatile. Tozlu yollarında Anadolu'ya, memlekete. Kim bilir, belki de bir bilinmezliğe. İşte tam bu noktada yol arkadaşındır radyo. Radyoda konuşan ses ise en yakının. Bazen efkarlı en dumanlısından. Bazen coşkulu en kıpırtılısından. Amma velakin hep en sonunda alır seni senden. Yol mu biter, sen mi? Şarkılar mı akıp gider, seni senden alan melodilerin yarattığı melankoli mi?
Uzun lafın kısası, bugün #KizlarSoruyor'da yol arkadaşın, 'Nihat'la Sivrisinek' programının medarı iftiharı, radyoculuğun piri ve bence en önemli isimlerinden, aynı zamanda Kafa Radyo'nun en kafa sesi sevgili Nihat Sırdar var. :)

Merhaba Nihat bey. Benim için radyocu denildiği zaman ilk aklıma gelen isim, halkın nabzını çok iyi tutan ve her zorluğa rağmen radyocu kimliğinden vazgeçmeyen bir fenomensiniz. Öncelikle beni kırmayıp teklifimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz. Size soracak çok sorum var. Ancak ilk önce radyoculuk serüveni ne zaman, nasıl, hangi radyoda başladı? Bunu sormak istiyorum.
Merhaba Funda hanım. Ben teşekkür ederim öncelikle güzel sözleriniz için. Radyoculuk maceram 1994 yılında Best FM’le başladı. 12 yıl kadar orada çalıştım. Mesleği öğrendiğim yer diyebilirim rahatlıkla.
Radyo altın çağını 90'lar da yaşadı

Nihat bey, ben 1993 doğumlu, o unutulmaz 90’lar döneminin sonlarını ucundan yakalama şansına erişmiş biriyim. Annem iyi bir dinleyici olduğu için çocukluğumdan beri hep bir aşinalığım vardı. Sanki radyoculuğun altın çağı 90’lar gibi bir düşünce var. Sizce de öyle mi? Türkiye’de özel radyoların en önemli dönemi hangisiydi?
Uzun yıllar sadece devlet radyosunu dinlemiş bir nesil için elbette özel radyoların yayına başlaması, özel olmanın verdiği özgürlükle gelen renk ve rahatlık dinleyicinin çok ilgisini çekti. Bu kadar popüler olunca da radyoculuk, gerçekten radyo altın çağını yaşadı 90’lar da. Ama her işet olduğu gibi burada da iş daha çok para kazanmaya doğru evrilince başlangıçtaki o ruh kayboldu ne yazık ki.
25 yıl önce faks ve mektupla başladığımız dinleyici iletişimi bugün sosyal medya kanallarında sürüyor.

Teknolojinin, iletişimin bu kadar ileride olmadığı yıllarda radyo, aşıkların, arkadaşların birbirlerine şarkı armağan ettikleri, bir nevi duygularına tercüman bir mecraymış. Artık zaman değişti. Sizde değişen zamana en çok ayak uyduran radyocuların başında geliyorsunuz. Sosyal medyayı çok iyi kullanıyorsunuz? Özellikle Twitter’dan gündeme dair dinleyicilere sorular sorup harika ve yaratıcı cevaplarla bambaşka bir atmosfer yaratıyorsunuz? Siz her iki dönemi yaşamış bir radyocu olarak dünden bugüne dinleyici profili ve dinleyici istekleri ne oranda değişti? Kişisel düşünceniz olarak hangi dönem daha iyiydi?
Dünya müthiş bir teknolojik değişimin içinde. Bu değişime ne bir insanın ne de bir ülkenin direnmesi mümkün değil. Mühim olan ayak uydurabilmek ve işini o teknolojiden faydalanarak daha iyi yapabilmek. Ben bunun için çabalıyorum yıllardır.
Değişen ne varsa ayak uydurarak ama yaptığım işten ve ilkelerimden taviz vermemeye çalışarak kendimi geliştiriyorum. 25 yıl önce faks ve mektupla başladığımız dinleyici iletişimi bugün sosyal medya kanallarında sürüyor. Yarın kim bilir neler olacak?
Televizyonda asla radyo kadar özgür olamazdım

Radyocu olarak başlayıp yarattığı gizem ve popülarite ile ekranlara geçiş yapan, o alanda kariyerine devam eden isimler var. Beyazıt Öztürk, Kadir Çöpdemir gibi. Ama sizi ekranlarda görmedik hatırladığım kadarıyla. Sizce radyoculuğun en özel tarafı konuşan kişiyi merak etme, yani gizem duygusu mu? İlk yıllarınızda sizi hiç görmemiş dinleyicilerinizle yaşadığınız ilginç, belki komik anılarınız oldu mu?
Benim televizyon işine girmememin sebebi gizem değil aslında. Neticede 19 yıldır sahnede gösteri yapıyorum. Öyle gizlenmek gibi bir derdim yok. Televizyon işinin çok yıpratıcı olduğunu düşünüyorum. Bunu her anlamda söylüyorum. Hem fiziki yorgunluk, hem mental yorgunluk hem de özgürlük manasında.
Televizyonda asla radyo kadar özgür olamazdım ben. Sırf daha çok para kazanayım diye özgürlüğünden vazgeçmek istemedim. Hepsi bu.

Dinleyicinin beni görünce verdiği tepki konusuna gelirsek o duruma çok alıştım ben. Büyük bir hayal kırıklığı yaşatmasam da genel beklenti esmer biri olmam yönünde :)
'Sivrisinek' bir hayal kahramanı
‘Nihat’la Sivrisinek’. Sizinle bütünleşen efsane radyo programınız. Hikâyesini mutlaka dinleyicilerinizin çoğu biliyordur ama bilmeyenler için bunun hikâyesini sorsam? Neden ‘Nihat’la Sivrisinek’? Siz Nihat’sanız sivrisinek kim?
Sivrisinek bir hayal kahramanı aslında. Radyonun esas işlevi olan dinlerken hayal etme durumunu tam manasıyla dinleyiciye yaşatıyor. O yüzden kim olduğunu açıklamıyoruz ki hayallerin önüne geçmeyelim. Programın başlangıcı ise bir tesadüfler zinciri şeklinde oldu. Başkasının yerine yaptığım yayına gelen bir arkadaşım, onun bir cihazla sesini değiştirmemiz ve yayına almamız, o programın çok beğenilmesi ve kuşak programına dönmesi şeklinde başladı.
Araba tutkunuyum. Otobüs kullanmayı da çok seviyorum mesela. Kocaman bir kitleyi idare etmek müthiş bir duygu.

Bir de sizin iflah olmaz bir araba düşkünlüğünüz var. Bunu sizi dinleyen herkes bilir zaten. :) Erkekler arabalarını eşlerinden bile daha çok severmiş ama sizin tutkunuz bambaşka. Bunun altında yatan bir sebep var mı?
Ben çocukluğumdan beri çok seviyorum arabaları. Aslında tekerlekli ve yürüyen her şey diyebiliriz :) Bir 56 Chevy Belair’de araba kullannmayı öğrendim ben. O yüzden özellikle Amerikan klasiklerine bir hayranlığım var.
Otobüs kullanmayı da çok seviyorum mesela. Kocaman bir kitleyi idare etmek müthiş bir duygu. Bu yüzden eski bir otobüs alıp restore ettim. Onu da çok severek kullanıyorum.
İyi bir radyocu olmak için önce yetenek gerekli

Sevgili Nihat Sırdar son olarak ta kısa kısa birkaç soruyla bitirmek istiyorum
İyi bir radyocu olmak için gerekli olan en önemli vasıflar nelerdir?
Öncelikle yetenek gerekli. Genel kültür konusunda kendinizi sürekli geliştirmeniz, beslemeniz lazım.
Dinleyicilerinizle yüz yüze tanışıp iyi arkadaş olduğunuz, belki de sizde duygusal hisler oluşturan biri / birileri oldu mu?
Elbette radyo sayesinde tanıştığım ve yıllar içinde edindiğim onlarca çok iyi dostluk var. En büyük zenginliğimdir benim.

Radyo da en severek çaldığınız şarkı hangisi?
Ümit Besen'den Canikosu Yesin :)
Hiç bunu hayal etmemiştim :)
:) :)
Bu aralar en çok çalınan ve istenen şarkı Sıla’dan Karanfil.

Bu günlerde radyonuzda en çok çalınan, talep edilen şarkı hangisi?
Bu aralar en çok çalınan ve istenen şarkı Sıla’dan Karanfil.

Sevgili KizlarSoruyor üyelerine, yani KScanlara son bir mesajınız olur mu? Onlara ne söylemek istersiniz?
Funda hanım başta size gösterdiğiniz ilgi ve nezaket için çok teşekkür ederim. Okuyan herkese de vakit ayırdıkları için ayrıca teşekkür ederim. Tüm KizlarSoruyor üyelerine selam olsun.
Sevgili Nihat Sırdar' ın en severek çaldığı şarkı Ümit Besen'den olur da ben buraya koymaz mıyım :) Amma velakin gönül bir 'Allah Allah' dedirten 'Nikah masası'nı isterdi ama bu da güzel :)
Benim için çok değerli, radyoculuğun piri başta da belirttiğim gibi 'el üstünde tutulası, pamuklara sarılası' radyoculardan sevgili Nihat Sırdar'a çok teşekkür ediyorum. Başarılarının devamını ve sonsuz mutluluk diliyorum.
Hafta içi her sabah saat 07.00 ile 09.00 arası ve akşam 18.00 ile 20.00 arası son günlerin en popüler radyosu Kafa Radyo'da.
Sevgiyle... :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar