Sivastopol Savaşı Film
Canı güzel ve kaliteli film çekenler burada mı?
O halde toplanın size bir kadının korkunç bir savaştaki yaşam mücadelesinin hikayesini anlatayım.
Karşınızda Battle For Sevastopol ya da diğer adıyla Sevastopol İçin Savaş.

Gerçek bir öyküden.
Battle For Sevastopol filmini izleyeli çok oldu hatta burada bir soruda da filmi kullanmıştım. Filme geçmeden evvel filmi izleyecekler için öncelikle belirtmeliyim ki başrol oyuncusu Yulia Peresild'in canlandırdığı karakter Sovyet Kızıl Ordunun en yetenekli ve adı en çok bilinen keskin nişancısı Lüdmila Mihaylovna Pavliçenko'nun hayat hikayesini anlatıyor.

Pavliçenko; 36 tanesi keskin nişancı olmak üzere katıldığı savaş dönemi boyunca toplamda 309 kişiyi öldürmüştür. 
Bu üstün başarı ile mensubu olduğu keskin nişancı birliğindeki en üst sıraya adını kan, ölüm ve barut kokusuyla yazdırmıştır. Sivastopol İçin Savaş izleyin mutlaka. Çünkü gerçekten çok iyi.
Gelelim filme
Yapım yılı 2015 olan filmin yönetmeni Sergey Mokritskiy. Film Nazi Almanya'sının 1941 yılında Sovyetler Birliğine savaş açtığı günlerde ülkesini savunmak için harekete geçen genç Pavliçenko'nun biyografik anlatımını sunuyor.
Tarih bölümünde okuyan güzel ve zeki Ludmila bir gün arkadaşlarıyla atış yapmaya karar verir. Arkadaş grubundaki erkekler tüfekleri ile hedefleri vururken o daha önce hiç tüfeğe el sürmemiştir.
Atış poligonundaki görevli adam ona nasıl nişan alıp ateş edeceğini birkaç dakikalığına gösterir ve onayla birlikte genç kız beşte beş yapar. Sivastopol savaşı filmi beğenmeyen yoktur bence.
Görevlinin bu genç kızın başarısını orduya bildirmesi ise uzun sürmez. Artık Ludmila Pavliçenko kendini bir anda Kızıl ordunun 6 aylık nişancı eğitimine yazılmış halde bulur. İşte filmin asıl hikayesi bundan sonra başlar.
Yaşıtlarının elinde çiçekler varken onun elinde mermiler vardı.
Ludmila'ya ailesi başta olmak üzere pek çok kişi bundan vazgeçmesini söyler. Hemşire olabilirdi, saha görevinde başka bir amaçla da hareket edebilirdi ama o savaşmayı seçti.


Film açılışta Beyaz Saraya davet edilen Amerika müttefiklerinin tanıtılması ile başlıyor. 
Başkan Rossevelt'in eşinin Ludmila ile ilk karşılaşmasında genç bir kızın nasıl olur da 309 Nazi askerini öldürdüğünü merak eden Ms. Rossevelt bu kadını daha da yakından tanımaya karar verir. Bu aşamadan sonra film bugün ve geçmiş arasında gidip gelir. Biz Pavliçenko'nun hayatını izlemeye başlarız.
Tabi o günlerde Amerikan medyası Pavliçenko'ya Lady Death yani Bayan Ölüm lakabını takar.
Kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı
İçinde yeterince rezillik ve ölüm barındıran bir savaşta, bir de kadın olarak mücadele etmek filmde çok güzel anlatılmış. Aslarının çekememezlikleri, üstlerinin ise kibri bir yana bir de savaş için zorlu eğitim koşullarına iradesiyle dayanan Pavliçenko ilk çatışmada iki Nazi'yi öteki tarafa tek biletle gönderdikten sonra önü açılır.

Filmde aile kavramı biraz sönük kalmışken arkadaşlık, gönül ilişkileri, kadın erkek kesişmeleri ve aşk güzel anlatılmış. Film boyunca Pavliçenko'ya hep birileri aşık oluyor ve Pavliçenko savaş boyunca aşkla ölüm arasındaki yolda gidip geliyor.

Tabii, bu gidiş gelişler sırasında savaşın ağırlığının Pavliçenko'ya nasıl ezici geldiğini, kişisel kırılma noktalarını, endişelerini ve korkularını da iyi göreceksiniz.
Battle For Sevastopol dolu dizgin savaş sahneleri içeren bir film değil. Yani, filme başlamadan önce macera, aksiyon izleyeyim mantığı ile hazırlanıyorsanız hiç hazırlanmayın. Yer yer ağır bir tempoda giden film zaten özünde biyografik yapı barındırdığından konu itibariyle ağır ama derinden devam edip gidiyor.

Nihayetinde film final sahnesinde şu replikle güzel bir mesaj verip bitiyor.

Beyler ben sadece 25 yaşındayım savaş boyunca 309 kişi öldürdüm, sizce de sırtımda taşıdığım yük yeterince ağır değil mi?
Son notlar
Filmde Palvliçenko'yu canlandıran güzide insan Yulia Peresild'in soğuk bakışlı hallerini ben çok sevdim. Acaba bu hatun normalde de böyle mi diye baktım ve şurada tatlı bir haline rastladım. 
Sonuç olarak film gayet güzel ve anlamlı. Yitip giden aşklar, ölen insanlar, sönen umutlar, savaşma arzusu, mücadeleler, kişinin kendiyle hesaplaşması, dostluk, politika, kanlı ve kirli hesaplar ve daha nicesi film içinde yer alıyor.
İlaveten bir filmi ne zaman izlesem en çok sevdiğim şey film sayesinde keşfettiğim müzik ya da şarkılardır. Bu iki parçayı doyasıya dinleyin güzeller. Sivastopol film en iyi savaş ve kadın filmleri arasındadır.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar