Bugünkü BENCE'mi film severlerin gerçekten beğenerek okuyacağını düşünerek yazıyorum.
Bilindiği gibi filmler, hem film severler için hem de kendilerini beyaz perdeden uzak tutanlar için sınırsız bir kaynak. Filozof Jose Ortega y Gasset, "Bana dikkat ettiğiniz şeyi söyleyin, ben de size kim olduğunuzu söyleyeyim” derdi. O halde gördüğümüz, kokladığımız, hissettiğimiz ve uyguladığımız değerler, hakkımızda çok şey söyler.

Değerlerimiz üzerine yapılmış filmler izlediğimiz zaman, karakterler aracılığı ile bu değerleri savunurken ortaya çıkan duyguları da anlamaya çalışırız. Bir bölümümüzün beyaz perdede olduğunu hissetmek güçlü duygu olabilir. İçinde bol miktarda gerçeklik olan bir kurgu izleyerek, aynı zamanda senaryo ve kameraların dışında da, kahraman olarak adlandırılmaya layık insanlar olduğunu da görmeye başlarız.
Tüm bu asil değerlere hitap eden filmler de mevcut. Bunlar kendini adama ve sevgi üzerinden, kişisel tatmin prensibine dayanan filmlerdir.
Billy Elliot

Asil değerlere hitap eden filmler rehberimizi Stephen Daldry'nin Billy Elliot ile başlamak istiyorum. Bu film, harika bir dansçı olmayı hayal eden, gecekondu mahallesinde yaşayan İngiliz bir çocuğun hikayesini anlatıyor.
Çocuğun hayalci ve yaratıcı tutumunun ve arzusunu yerine getirmek için her şeyi yapabileceğinin inancı, Gary Lewis'in de ustalık ile oynadığı babası Jackie Elliot'un performansını da ayrıca vurgulamak isterim. Babası çocuğunun potansiyeline ulaşmasına yardımcı olabilmek için kendi ideolojisini bile atlatabilen, fazla eğitim almamış bir madencidir.

Karakter ise tamamen düşmanca bir ortamda, kendi oğlunu ya da onun dans tutkusunu anlayamaz. Bununla birlikte, onu olduğu gibi kabul eder ve oğlunun rüyasını yerine getirmesi için elinden gelen her şeyi yapan bir baba.
Charlie’nin çikolata fabrikası

Tim Burton tarafından çekilen Charlie'nin Çikolata Fabrikası filmidir. Filmde, bir sürü özel efekt ve alaycı mizah kullanılmış, gerçekten çok dokunaklı ve çok güzel bir hikaye buluyorsunuz.
Küçük çocukları, Willy Wonka'nın ünlü çikolata fabrikasını görebilmesi için sahip oldukları ne var ne yok veren mütevazi bir aileden bahsediliyor. Ailenin bütün bireyleri, ebeveynlerin ve büyük anne ve babalarının her biri iyi, çalışkan ve minnetkar bir çocuğu mutlu etmek için sınırlı olan bütçelerini ortaya koyarlar.
Kelebeklerin dili

Birkaç yıl önce büyük yönetmen olan José Luis Cuerda, yetenekli yazar Manuel Rivas’ın Kelebeklerin Dili’ni, sayısız film severin kalbine dokunan harika bir filme uyarladı.
Genç öğrencilerin mutluluğu için sahip olduğu her şeyi veren, eğitime aşık yaşlı bir profesör olan Fernando Fernan Gomez'in hikayesi bu. Yanlış anlaşılan hayatının son anına kadar, hatta her şeyin bittiğini bildiği halde, iyilik ve dayanışma mesajını yalnızca çocuklardan birinde bir iz bırakmış olmasına rağmen, ilkelerine ve çocuklara duyduğu düşkünlüğüne sadık kalacaktır.
“Özgürlük, güçlü erkeklerin ruhunu teşvik eder.” – Kelebeklerin dili
Amelie

Jean Pierre Jeunet birkaç yıl önce, dünya sinemasının en iyi filmlerinden birinin Amelie olduğu söylemişti. Amelie, asil değerleri bir mizah duygusu ve enfes bir duyarlılık ile savunulduğu keyifli bir filmdir. Amelie Poulain öylesine bir kız değildir aslında. Annesi öldükten sonra babasının büyüttüğü bir kızdır. Büyüdüğü kasabada bir barda garson olarak çalıştığı Montmartre'deki evinde bir bahçe cücesine tüm sevgini de adamıştır. Hayatı çok basit ve sadedir. Nehre taş atmaktan, ahududu yemekten, insanları izlemekten ve her şeyden önce sınırsız bir hayal gücünün verdiği özgürce dolaşmasına izin vermekten hoşlanır.
22 yaşına geldiği zaman hayata geliş amacının başkalarına yardam etmek ve onlar için bir şeyler yapmak olduğunu, ancak bunu hiçbir fedakarlık olmadan yapması gerektiğini keşfeder. yani sadece bunu yapmaktan zevk almak niyeti ile yapması gerektiğini anlar. Amelie, muhteşeme bir yolculuğa çıkar ve biz de bu harika film sayesinde filmin keyfini çıkarma fırsatı buluruz.
Hayatımın tatili

Yönetmen John Madden, bize yaşlıların emekli oldukları ve son günlerini mutlu yaşayabilmeleri için Hindistan'daki acayip bir konaklama yeri olan harika Marigold Hotel ile iki hediye sunar.
Ancak otelin, bundan çok daha fazla şeylere gebe olduğu ortaya çıkar. İnsanlar o otelde kendilerini bulurlar, birbirlerine yardım eder ve birbirleri ile işbirliği yapar, aşık olur ve yalnızlık, çaresizlik dışında, benzersiz ve bir arada hissetmek için ellerine geçen bu ikinci fırsatı zevkle değerlendirirler.

Yönetmen John Madden, bize, yaşlıların emekli oldukları ve son günlerini mutlu yaşayabilecekleri, Hindistan’daki acayip bir konaklama yeri olan harika Marigold Hotel ile iki hediye sunar.
“Her şey sonunda yoluna girer, eğer girmezse daha işin sonuna varmadık demektir.” – Hayatımın Tatili
Asil değerlerimize hitap eden ve izlerken gerçekten yüzünüzde mutlu bir gülümse oluşturabilecek beş filmden bahsetmek istedim. Kendimiz ve sevdiklerimiz için daha iyi bir dünya yaratabiliriz.
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem - 16.03.2018
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar