Toz Pembe Bir Hayat!

Ben konularımı seçerken değişik ve genel olarak kimse tarafından çok yaygın bir şekilde duyulmamış öyküleri ya da hikayeleri paylaşmayı seviyorum. Hayatımız boyunca her yaşanmışlık, her öykü bizlere ayrı ayrı dersler veriyor aslında. Bir nevi görüş açımızı zenginleştiriyor bu dersler. Ve bu sebepten dolayı da yaşama daha farklı bir pencereden bakabilmemize neden oluyor.

Şimdi sizlere bahsedeceğim öyküde beni çeken yan ise hayata bakış rengi oldu. Şimdi herkesin bu renk hangi renk diye içinden geçirdiğini duyar gibiyim.

Tabi ki PEMBE.

Toz Pembe Bir Hayat!

Bayan olmamdan kaynaklı mıdır nedir bilemem ama pembe renk benim sevdiğim ve genellikle de tercih ettiğim renler arasında yerini alıyor. Hayatımızın o gri siyah katmanlarından bu tarz renklere sahip olmak ise insanın hafiflemesine sebep veriyor.

Şimdi size bahsedeceğim iş kadını da aynen böyle düşünüyor olmalı ki, tüm hayatını pembe renklere boyamış birisi.

Bu iş kadınının adı Mary Kay Ash. Amerika'nın Texas şehrinde dünyaya gelmiş. Yarattığı tarz ile adı Pembeli Kadın olarak anılmaktadır.

Toz Pembe Bir Hayat!

Mary Kay Ash 83 yıllık yaşamı boyunca acısı ile, tatlısı ile, pek çok başarı, ödül ve güzellik sığdırmış bir iş kadınıdır. Amerika'nın en büyük kadın girişimcilerinden bir tanesidir.

Ünlü bir makyaj firmasının da kurucusu ve sahibidir.

Toz Pembe Bir Hayat!

Ama tabi ki sadece bu bahsettiklerim değil onu Mary Kay Ash yapan özelliği ise İNSANLIĞI.

Çalışanlarına vermiş olduğu değer ve önem. Şimdi herkes pembe gözlüklerini taksın gözüne, bu güzel ve iyi kadını tanıtmaya başlıyayım ben sizlere.

Çok genç yaşta hayata atılan Mary, evlilik ve geçim gibi pek çok sorumluluğu aynı anda yüklenmiş. Fakir ama onurlu ve dürüst bir aile ortamında yetiştirilmiş.

Tabi ki Mary'nın de hayalleri vardı, gönlünde yatan hayalleri her zaman bir yerlerde onu korumuş ve hayata sıfırdan başlamış.

Altı yaşında iken yani küçücük bir kız çocuğu iken, kurabiye satarak iş hayatına atılmış.

Toz Pembe Bir Hayat!

Genç yaşlardaki ilk evlilik yıllarında ise kapı kapı gezerek kitap satmaktan gocunmamış hiçbir zaman.

Ama gönlünde her zaman kitap yazmak varmış. Ve kitap sattığı dönemlerde yazmak istediğini kafasının bir köşesine koymuş. Kendi kozmetik firmasını kurmuş, iş hayatının erkek egemen ortamında olmasına rağmen, özgüveni ve cesareti ise onun en büyük yardımcısı olmuş.

Her zaman başkalarının başarılarını önemsemiş. Karşısındaki kişilere bakarken, "bana kendimi ÖNEMLİ HİSSETİR" levhasını boyunlarında taşıdıklarını hiçbir zaman unutmamış. Personeline sürekli bir şekilde teşvik etmiş. Onları övmek en büyük ilkeleri arasında yer almış yaşamı boyunca.

Hayatının önceliklerine yani bu öncelikler ailesine, inançlarına ve kariyerine odaklı kalmak olmuş. Ve bu da mutluluğuna mutluluk katmış.

Toz Pembe Bir Hayat!

Başarılı iş hayatı boyunca pek çok onursal ödüle layık görülerek ödüllendirildi. Ölümünden sonra dahi pek çok ödül almaya da devam etti. "100. yılın en büyük kadın ödülü" de bunlardan bir tanesi. Özellikle kadınlara yaptığı yardımlar ile, kurduğu vakıflar ile pek çok kalbi kendisi gibi pembeye boyamış bir kişi. Ama en çokta personelini. Canı gönülden isteyerek, kalbini ve sevgisini katarak yapmış.


Mary sadece yaşadığı ülke de değil, dünyada da adını duyurmuş bir iş kadınıdır. Hayatı, iş felsefesi ve insanlara vermiş olduğu değer ile bugün dahi pek çok ülkede ve pek çok insanın kalbine dokunmaya devam ediyor ve asırlar sonra da devam edecek gibi gözüküyor.

Dünyadan göçüp gittikten sonra bile yaptığı güzellikler ile anılan bir kişi olmak kadar büyük bir zenginlik olmasa gerek.

Çoğumuz çok zengin olabiliriz. Çok ünlü, şanlı şöhretli de olabiliriz. Ancak insan olmak, insan değerleri en yüksek basamaklarda iken bile akıldan hiç çıkarmamak ve özveri ile, alçak gönüllük ile yardımdan kaçınmamak bambaşka bir zenginlik olmalıdır.

Toz Pembe Bir Hayat!

Mary'nin kalp güzelliğinin bu nadide örneğine hepimizin gıpta etmesi ve sevmemesi gerçekten mümkün değil. Hayatı boyunca her daim mücadele eden bir kadın olarak ta hayranlık uyandırmaktadır.

Hepimiz zaman zaman yakaladığımız da pembe renkli dokunuşlar ile etrafımıza ışıltı saçmaya çalışalım.

Toz Pembe Bir Hayat!

Şimdi biraz hayal gücümüzü kullanalım. Pembe bir malikhane ve otoparkında yine aynı renkte Cadillaca marka sayısız araba olduğunu düşünün. "Yok artık!" daha neler dediğinizi duyar gibiyim. Ama bunların hepsi gerçek. Üstelik sadece bununla da kalsa iyi Mary.

Toz Pembe Bir Hayat!

Bu görkemli ve şaşalı malikanenin iç dekorasyonu hayal edin şimdi de. Banyosundan, yatak odasına kadar her şeyin yine bu pembenin tonlarında olduğunu. Uçuk pembe aynalar, pembe bir banyo, pembe küvet, şeker pembesi makyaj kutuları, aklınıza gelebilecek her türlü eşya bu evde pembe renkte.

Ve dile kolay tamı tamına 37 ülkede satışta olan kendi ürünlerine ait ürünlerin kutu ambalajları da pembe.

Toz Pembe Bir Hayat!

Mary çalışanlarına teşvik amacı ile hediye ettiği Cadillac marka arabaların da hepsi pembe. Ve işte tamda bu sebepten dolayı da "Pembeli Kadın" lakabı ile anılmaya başlanmış ve bu yıllarca da böyle devam etmiş.

80'li yaşlarına kadar çalışmış. İşini ve personelini hiçbir zaman yalnız bırakmamış. Şirketinin satış hacmini yükselten her personele istinasız birer pembe Cadillac marka araba hediye etmiş ve buda onun en büyük mutluluklarından bir tanesi olmuştur. Ve şuna da değinmeden geçemeyeceğim kendisi de aynı renk ve aynı model arabayı kullanacak kadar alçak gönüllü bir kadın.

Senede iki kere olmak kaydı ile, personeli en kaliteli ve en şık restoranlar da ağırlarmış. Bu organizasyonlar her defasında şehir dışında kaldıkları otellerde ve en lüks olanlarında yaparmış. Otellere geliş gidişler limuzin ile yapmış. Kendilerini önemli ve değerli hissetmeleri için çaba sarf edermiş.

Kendi yaşamında bulunan bütün imkanları hepsini personeli içinde cömertçe kullanmış, bir an bile olsa aksi bir düşünceye kapılmamış.

Toz Pembe Bir Hayat!

Tabi ki bu gönlü güzel kadının da ilk iş hayatına atıldığı zamanlarda yaşadığı travma olmuş. İlk iş hayatına atıldığı dönem ve bir gün, çalıştığı şirkette satış müdürü ile tokalaşmak için uzun bir kuyruk oluşmuş. O da herkes gibi heyecan ile sıranın kendisine gelmesi beklemiş. Ancak müdürü onu yokmuş gibi davranarak, tokalaşmadan önünden geçip gitmiş. İşte o genç yaşta bu duruma hayli içerleyen Mary, içini acıtan bu dersi hayatı boyunca hiç unutmamış.

Ne kadar meşgul olursa olsun, karşısındaki kişiyi önemsemekten de asla ama asla vazgeçmemiş.

Toz Pembe Bir Hayat!

Başka bir anısı ise bir o kadar manidar. Genç bir iş kadını olduğu dönemlerde, tam da doğum gününde, biriktirdiği parası ile kendisine siyah beyaz Ford bir araba almak istemiş. Artık hurdaya çıkan eski arabası ile galeriye gitmiş. Hem bu sebepten hem de kadın olduğu için satıcıdan yeterince ilgi ve alaka görememiş. Öğle tatili zamanı olduğu için satıcı Mary orada bırakıp yemeğe gitmiş. Bir saat beklemeyi göze alan Mary, zaman geçirmek adına tam karşıdaki bir başka galeriye uğramış. Diğerinin aksine son derece nazik bir satıcı ile karşı karşıya gelmiş. Sadece bakıp çıkacağını, istediği arabanın tam karşıdaki galeride olduğunu söylediği halde satıcı peşini bırakmamış. Sohbet sırasında doğum günü olduğunu da öğrenen genç satıcı bir düzine kırmızı gülle kendisine jest yapmış. Ve sonuç olarak ne mi olmuş dersiniz. Bu yakın ilgi ve alakadan gözleri dolan Mary, o çok istediği siyah Ford yerine sarı renkli Mercury bir araba satın alıp çıkmış galeriden.

İnsanlar ile iyi iletişim kurmanın, işini severek yapıp önemsemenin geri dönüşü de her zaman bu kadar güzel oluyor.

Toz Pembe Bir Hayat!

Serveti ile dünyanın en önde gelen iş adamlarından bir tanesi olan John Rockefeller de buna değer verenlerden. İnsanlar ile iyi iletişim kurmayı başaran personeline en yüksek maaşı ödemeyi felsefesi haline getirmiş biri. Çünkü enerjisi ve morali yüksek insanların, verimliliği otomatik olarak artırdıklarını düşünen biri.

Toz Pembe Bir Hayat!

Aynı misyon ile davranmayı kendine ilke haline getiren Mary, insanların takdir edilecek yönlerini bulmaya ve onları ödüllendirerek onların da bunu fark etmesi için özen gösteren bir kişi. Kendisine sevgi ve saygı duyan personeli ile beraber başarı yollarını pembeye boyamayı hiçbir zaman unutmamıştır.

İyi ya da kötü hepimiz iş hayatlarımızda zorluklar ile mücadele ettik ve hala da etmeye devam ediyoruz. İlk basamaklardan başladık belki de çoğumuz. Adım adım emek ile, gayret ile yükseliyoruz hedeflerimiz doğrultusunda. Ancak konum ve statü değiştirdiğimizde, insani değerlerimizi ne yazık ki unutabiliyoruz. Hatta itiraf edelim ki çoğu zaman acımasız bile davranabiliyoruz çalışanlara karşı. Sanki eskiden biz o yollardan hiç geçmemişiz gibi. Oysa, hepimizin iş hayatı, hepimizin ailelerimizden bile daha fazla zaman ayırdığımız bir yer iş yerlerimiz. İş yerlerimiz hepimizin adeta ikinci evi gibi. İş arkadaşlarımız, müdür ve yöneticilerimiz ile nerede ise her gün beraber oluyoruz. İşin stresli ortamında elimizden gelenin her zaman en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Genel olarak biz çalışanların beklentisi ise sadece minicik bir övgü ya da takdir edilmek. Yani kendimizi değerli hissettirecek, bir sonraki adımımızı daha güvenli atabilmemize imkan sağlayacak ufacık belirtiler. Yeri geliyor, bunlar olmadığı gibi, hakaret ve saygısızlıklar ile de karşılaşabiliyoruz. Bu moral bozukluğu ise yaptığımız işe, sesimize, hareketlerimize ister istemez yansıyor. Diğer çalışanları da bu ne yazık ki olumsuz olarak etkiliyor. Zaman içerisinde bunlar birikiyor birikiyor. Artık ayaklarımız sabahları işe gitmez olmaya başlıyor. İşlerimizi artık eski heyecan ve istekle yapmamaya başlıyoruz.

Bu nedenle işverenler, müdürler, patronlar her zaman personeline karşı olan yaklaşımını son derece önem teşkil ediyor. İş verimini ve başarı ivmesini yüksek tutmak için zamanı en iyi şekilde değerlendiren, işini zevkle yapan bir personele sahip firma her zaman yükselmeye hak eden bir firmadır. İyi ve kötü zamanlarda tek yürek olarak çalışmayı başarabilirler çünkü. Buna herkes inanırsa çözüm çok basit aslında...

Mary gibi pembe dokunuşlar ile hayata sarılalım. Sevgiyi, saygıyı ve zarafeti harmanlayıp bir ressam edası ile kişilerin hayatlarına küçük küçük dokunuşlarda bulunalım. Bir tebessümün aslında binlerce kişinin kalbine giden yol olduğunu hiçbir zaman unutmamanız dileğiyle...

Dostça ve sağlıcakla kalın...

Toz Pembe Bir Hayat!
Cevapla