8'inci yüzyılın başlarında #Emeviler, #Türk İli'ne, #İslam'dan sonraki adı #Türkistan, şimdi ise zihinlerimize format atıp değiştirdikleri Orta Asya'ya seferler düzenlemişler ve #Sermerkand'a bile girmişlerdi.
Esasen ondan önce bu, ilk kez ikinci İslam halifesi Hz. Ömer döneminde olmuştu. Ancak Hz. Ömer, Türklere dokunulmamasını istiyordu. Bunda, Hz. Muhammed'in ''Türkler size dokunmadıkça sakın siz Türklere dokunmayın.'' hadis-i şerifinden anlıyoruz. Hatta #Hendek Savaşı'nda Hz. Muhammed'in oturduğu çadır, Türklere ait bir çadırdı ki bu durum, Arapların Türklerle ticaret hâlinde olduklarını göstermekteydi. Hz. Ömer, ordularını yolladığında #Dicle Nehri'nin geçilmesini istemiyordu. Ancak ganimet hırsı ile yanp tutuşan Araplar, nehri aştılar ve Türk İli'ni istila ettiler. Geri döndüklerinde Hz. Ömer, ''Keşke o nehir ateşten bir duvar olsaydı da geçmeseydiniz.'' demiştir. O nehir Dicle Nehri'dir ki arkasına ''Maveraünnehir'' denir, yani ''nehrin ötesi'' anlamında.
Emeviler zamanında şiddetleşen Türk İli akınları, Türkleri zor durumla bırakmıştı. Araplar, çok ağır vergi tale ederek Türklere ekonomik yönden güç sağlıyorlardı. Bütün bunlar, Türklerin Müslüman olmasını geciktirmiştir. Zira Emeviler de ırkçı idi. Daha sonra adaleti tıpkı Hz. Ömer gibi olan 8'inci #Emevi halifesi Ömer bin Abdülaziz, Türkler üzerindeki bu ağır vergi sistemini kaldırarak onlara oldukça müsamahakâr davrandı. #Abbasiler döneminde ise Türk-Arap ilişkileri iyice yumuşadı. PEKİ TÜRKLER, İSLAM'I KİMLERDEN ÖĞRENDİ? Türkler İslam'ı, Farslardan öğrenmiştir. Yani #İran. #Kadisiye Savaşı ile İran Müslüman olmuştu ve Türkler de İslam'ı Farslardan öğrendi. Bu sebeple ''salah'' ve ''sıyam'' kelimelerini kullanmak yerine ''namaz'' ve ''oruç'' kelimelerini kullanırız. Çünkü bunlar Farsçadır ve biz İslam'ı onlardan öğrendik. Arapçadaki ''salah'' ile ''sıyam'' kelimelerini kullanmayız. #Alevi meselesi de ilk kez burada ortaya çıkıyor onu da başka bir zaman anlatırım.
Türkler İslam'ı ilk kimlerden öğrendi biliyor musunuz?
Son 1000 yıldır Türkler, islamiyetin en keskin kılıcıydı.1. Dünya savaşında birçok yerde ingilizler arapları bize karşı kullandı. Bir anlatıya göre Peygamber Efendimiz Cebrail ile miraca çıkarken bir adamla karşılaşır. Bu adam kimdir diye sorar, Cebrail'de bu adam islamiyeti kabul edecek ilk Türk hükümdardır der.. O adam Satuk Buğra Han'dır.
İlk Emeviler'den, sonra Abbasiler'den öğrenmişlerdir. Hz. Ömer'in Türkler'le bir ilgisi yoktur, Kürtler'le desen anlayacağım da. Ah uydurma, hadisler uydurma hadisler...
Hz. Ömer'in Arap ordularının Dicle Nehri'nden öteye geçmelerini istemediği ve geçip Türk yurdunu işgal etmeleri hâlinde ''Keşke nehi ateşten bir duvar olsaydı da öteye geçmeseydiniz.'' dediği kaynaklarla sabittir. Araştırabilirsin.
Emeviler zamanında, Arapların uyguladığı ırkçı politika, Türklerin İslam'a girmesini zorlaştırmıştır. Abbasiler döneminde lişki yumuşamış ve kitleler hâlinde Türk olmuşlardır ama ve lakin Türker İslam'ı, Farslardan öğrenmiştir. Birçok sapık mezhep de Abbasiler zamanında zuhur etmiştir. Kaynaklarla sabittir.
Gelelim hadis olayına. Hz. Muhammed'in bu hadisi, aşırı güvenli bir hadis kaynağı olmasa da hadis olma ihtimali yüksektir. Hz. Muhammed, Türkleri tanıyordu. Zaten Hendek Savaşı'nda Türk çadırına oturuyordu. Böyle bir söz söylemesi muhtemeldir. Ki Türklerle ilgili ''muslim'' ve ''buhari'' hadis kaynaklarında da geçer ki bunlar en sahih hadis kaynaklarıdır.
Ha yani bilinen 4, bilinmeyen 100.000'lerce mezhebe ayrılması sadece ''Müslüman Türk'' denmesinden mi :D Hadi ama biraz gerçekçi olalım. Kuran açık değil. Ve herkes kafasına göre yorumladığı için binlerce mezhep ver. Her dinde bu böyle.
O Sünnilikte ayrılıyor. Çoğu sapık mezhepler Abbasiler zamanında ortaya çıktı.
Alevilik de İslam ile bağdaşmaz. Birçok yönü ters. Ancak Sünnilik aslında bir mezhep değildir. Sünniliğin asıl açılımı ''ehli sünnet vel cemaat'' Yani Sünnilik, Kur'an-ı Kerim ve Peygamber yolundan ider. İçerisindeki Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli gibi mezhepler, Kur'an'da olmayan eylemlere hüküm verir. Mesela her birinde namaz kılma şekli, elleri bağlama şekli farklıdır. Bunu, Hz. Muhammed'in ''Benden nasıl gördüyseniz o şekilde namaz kılınız'' sözüne bağlarlar. İşte Peygamberin ibadetteki farklı hareketleri bunları oluşturdu. Bir de hüküm vermede. Mesela Hanefilikte sadece balık ürünler tüketilebilir denizde, ancak Şafiilkte bütün deniz canlıları tüketilebilir. (Kaplumbağa, kurbağa, timsah gibi hem denizde hem karada yaşayan canlılar hariç)
Sünnilik Kur'an ve Peygamber yolunu takip eder. Diğerleri siyasi amaçla ortaya çıkmıştır zaten.
Dışlama değil bu. Ben sadece mezheplerin gene amacını izah ettim. Gerçekten de çoğu siyasi amaçlı zuhur etti ve aralarında İslam'ın omurgasını temsil eden de şüphesiz ki Sünnilik'tir. Bu ayrımcılık değil, görünen bir şey. İster kabul eden olur, ister olmaz.
Ben olanı söylüyorum. Siyaha siyah, beyaza beyaz demekle ikisini ayrıştırmış olmam. Nasıl görülüyolar ise onu söylerim. Ha bu mezhep kısmı biraz daha tartışmaya açık orası ayrı.
Türkler İslam'ı kabul etmese idi, Anadolu'ya belki de hiç gelemeyecektik. Türkler İslam ile şeref kazanmıştır esasen. 1055'ten sonra da ''Türk-İslam'' kelimeleri birleşmiştir.
Boşnaklar bile ''İslam'ın şartı'' demez, ''Türklüğün şartı'' der ancak oradaki Türklükten kasıt İslam'dır. İkisi ayrı kefede tutulamaz.
En İyi Cevaplar