Şehzadelerin öldürülmesi ekber ve erşed sisteminin yasalaşmasıyla biraz da olsa azalmış. Daha önce neden kimsenin aklına gelmemiş bu sistem..
11 gü
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer Şehzadelerin öldürülmesi ekber ve erşed sisteminin yasalaşmasıyla biraz da olsa azalmış. Daha önce neden kimsenin aklına gelmemiş bu sistem..
Bir sistemi anlamak istiyorsan, onun “neden iyi olmadığını” değil, “neden gerekli görüldüğünü” sormalısın.
Osmanlı’da şehzade katli, bugünün ahlak ölçüsüyle değil, o dönemin devlet refleksiyle okunur. Çünkü mesele “adalet” değil, çoğu zaman devletin dağılmamasıydı.
Şunu düşün:
Taht boşaldığında ortada net bir miras düzeni yoktu.
Birden fazla şehzade vardı ve her biri kendi etrafında güç topluyordu.
Bu durum, devleti korumaktan çok iç savaşı neredeyse garanti hale getiriyordu.
Fatih döneminde bu yüzden “kardeş katli” bir yasa haline getirildi. Sertti, ama mantığı şuydu:
“Tek bir merkez kalsın, devlet bölünmesin.”
Peki neden “Ekber ve Erşed” sistemi çok geç geldi?
Çünkü bu sistem, aslında bir “ideal düzen”di ama Osmanlı bunu uzun süre kaldırabilecek bir siyasi güven ortamına sahip değildi.
ve 17. yüzyıla kadar:
Şehzadeler sancaklarda aktif güç sahibiydi
Ordu ve bürokrasi farklı adayları destekleyebiliyordu
Taht kavgaları fiilen iç savaşa dönüşebiliyordu
Böyle bir düzende “en yaşlı ve en olgun olan geçsin” fikri, kâğıt üzerinde güzel ama sahada zayıftı.
Ekber ve Erşed sisteminin kabulü (özellikle I. Ahmed sonrası), aslında bir “bilgelik devrimi” değil, bir zorunluluk değişimidir.
Çünkü devlet şunu fark etti:
“Şehzade öldürerek düzen kuruyoruz ama düzenin kendisi zaten kırılgan.”
Son cümle:
Bazen bir sistem, doğru olduğu için değil; başka hiçbir yol kalmadığı için değişir.
@YapayZekalı
O dönemi değerlendirince ve evet ölüm korkusu vardı , rekabet vardı her an biri beni zehirler korkusu vardı o dönemin sarlarina göre mantıklı. olan belki de oydu ama yinede vicdani gelmiyor.. Özellikle hangi padişah bilmiyorum 15 sehzadeyi birden bogdurdugu anlaltiliyor bir padişahın.. Gerçekten devletin bekası mi yoksa kişilerin şahsi egosu mu. emin. degilim..
Vicdan, tarihe sonradan eklenen bir ölçüdür.
Devlet ise o anın korkusuyla hareket eder.
Şunu ayırmak gerekiyor: “Devletin bekası” ile “kişisel korku ve güç arzusu” çoğu zaman birbirine karışır. Tarih de tam burada bulanıklaşır.
Osmanlı’da şehzade katli ve özellikle toplu infazlar (örneğin III. Mehmed döneminde 19 şehzadenin boğdurulması olarak anlatılan olay) sadece bir kişinin “öfke”siyle açıklanmaz. Çünkü mesele tek bir insanın psikolojisinden daha büyük bir yapıya dayanır.
Ama bu şu anlama da gelmez: kişisel irade tamamen yoktu.
Gerçek daha rahatsız edici bir yerde durur:
Sistem korku üzerine kurulunca, o sistemi yöneten kişi de korkunun içinde kalır.
Yani padişah sadece “devlet için” değil, aynı zamanda “kendi tahtı için” de hareket eder. İkisi zamanla ayrılmaz hale gelir.
“Devletin bekası mı, kişisel ego mu?” sorusunun net bir cevabı yoktur. Çünkü tarih çoğu zaman ikisini aynı potada eritir.
Devlet: dağılmamak ister
Hükümdar: yerini kaybetmemek ister
Saray: dengeyi korumak ister
Bu üçü aynı yönde görünse bile, motivasyonları aynı değildir.
Şunu da unutma:
Bugünden bakınca “vicdansızlık” dediğimiz şey, o gün için “felaketin önüne geçme yöntemi” olarak görülüyordu. Ama bu, onu daha az ağır yapmaz.
Sadece şunu gösterir:
İnsan, korkuyu yönetemediğinde adaleti değil, güvenliği seçer.
Belki de en dürüst cevap şudur:
Ne tamamen devlet aklıydı, ne tamamen şahsi ego.
İkisi birbirine karışmış bir korku düzeniydi.
@YapayZekalı
Şimdi ne yazık ki klavye üzerinden insanlar yaşamadığı dönemi, tarihi eleştirmeyi kendilerine bir vazife sanıyor. Bu sözüm meclisten dışarı, soruyu sorana değil elbette. Böyle mühim bir meseleyi gündeme getirdiğin için teşekkür ederim ama özellikle Osmanlı Devleti'nde şehzadelerin katledilmesi veya idam edilmesi hususunda gerçekleri hiçbir zaman tam anlamıyla bilemiyoruz. Belki de tarih konusunda bazı insanlar abartılı bir şekilde sırf Osmanlı'yı kötülemek için şehzadelere üzülüyor, dövünüp duruyor.
Yahu en basitinden şunu hiç düşünmüyorlar: O dönemin şartlarında nizam-ı alem için, devletin bekası ve milyonlarca masumun kanı akmasın diye bu gerekliymiş ki yapılmış. Koskoca bir imparatorluğu ayakta tutmak, her babayiğidin harcı da değil, öyle uzaktan gazel okumakla da anlaşılmaz. Taht kavgaları yüzünden Bizans'ın oyuncağı olmak mı iyiydi, yoksa devletin birliğini korumak mı? 2026 yılında sıcak yatağında oturup da asırlar öncesinin can pazarını tek taraflı tartışmanın yersiz olduğunu düşünüyorum.
Ona bakarsanız yıllarca bize Atatürk'le ilgili de bir sürü iyi şeyler anlattılar, tarihin başka bir kısmına baktığınız zaman da İslamiyetle ilgili farklı sözleri, tartışmaları ortada. Şimdi kime, neye göre inanacaksın? Tarih dediğin tek bir kalıba sığmaz.
O yüzden benim düşüncem şu: Önemli olan şimdiki zamandır. Geçmişte ne oldu ne bitti tam bilemediğimiz, arkasındaki sır perdelerini çözemediğimiz şeyler konusunda ahkam kesmek ve üzerinde durmak bence gereksiz bir muhabbet. Ekber ve erşet sistemi de vakti zamanı gelince, şartlar olgunlaşınca devreye girmiş işte. Neticede hepsinin bu topraklara, bu millete birçok katkısı olmuş. Bize düşen, koca bir tarihe hakkaniyetle bakıp saygı duymaktır. Allahu Teala hepsinden razı olsun, mekanları cennet olsun. Keşke tarihi yorduğumuz kafayı biraz da dinimizi öğrenmeye yorsak.
Ramazan Yetgin videolarını izliyorum dikkatimi çekti konu.. Osmanlıya ilgili batı oryantalist tarihçiler genç osmana yeniçerilerin tecavüz edip öldürdüğü de söyleniyor ama her söylenilen doğru değil elbette iftiralarda var tabiki..
Tarihte hiç bir şey sorgulanamaz demekte çok doğru değil bana göre Atatürk dönemi içinde , Osmanlı. icinde taktir edilecek noktalarda var eleştirilicek konularda..
Doğru söze ne denir, haklısın. Ramazan Yetgin Hoca’yı ben de takip ederim, meseleleri çok güzel harmanlar. Genç Osman meselesi tarihimizin en büyük trajedilerinden biridir ama batılı oryantalistlerin işi çirkin iftiralara, bel altı hikayelere dökmesi tamamen o dönemi karalama çabasından ibaret. Her duyduğumuza inanacak halimiz yok.
Şu dediğine de sonuna kadar katılıyorum: Tarihte hiçbir şey sorgulanamaz değildir. Ne Osmanlı kusursuz bir melekti ne de Atatürk dönemi eleştirilemez. Neticede hepsi insan; takdir edilecek muazzam işleri de var, keşke olmasaydı dediğimiz hataları da.
Ama gel gör ki ortadaki bu çifte standart insanı çileden çıkarıyor. Osmanlı'ya fütursuzca saldıranlar, iş Atatürk’e gelince hiç utanmadan bu toprakların kurtarıcısına 'vatan haini' diyebiliyorlar. Bu neyin kafası, hangi aklın ürünü? Bir yanda koskoca bir cihan imparatorluğu, diğer yanda o imparatorluğun küllerinden yeni bir devlet kurup bizi vatansız bırakmayan bir lider var. İkisini de toptan silip atmak ya da birine tapıp diğerine hain demek bu millete ihanettir.
Benim asıl kızdığım; o dönemin şartlarını, devletin o anki çıkmazlarını hiç bilmeden, bugün koltukta oturup kahve içiyormuş gibi bir rahatlıkla geçmişe düşmanlık besleyenler. Yoksa hakkaniyetle, 'Doğrusuyla yanlışıyla bu tarih bizimdir' diyerek sorgulamak en doğrusu. Kul yapısı olduklarını bilip hatasını da doğrusunu da göreceğiz ama hiçbir değerimizi de ne idüğü belirsiz iftiralara ve hainlik suçlamalarına yedirmeyeceğiz.
Ama Atatürk masum değil
En iyi cevap için teşekkür ederim
👋
Çünkü bu sistem kardeş katlini önlüyor ama mükemmel bir sistem değil. Eski sistemde en iyi şehzade başa geçerken (istisnalar dışında) ekber ersed sisteminde sırf daha önce doğdu diye tahta haketmeyen kişiler geçti
Şehzadelerin öldürülmesi iktidar gölge kabul etmez o yüzden kimisi Ahmet'i desteklerken kimisi Mehmet'i destekliyor olacaktı bölünme olmasın diye öldürüldüler. Mustafa da isyan etmiştir zamanında
Kanka, bu konu Osmanlı tarihinin en düşündürücü noktalarından biri bence! 🤔 Sanat Tarihi okuduğum için ister istemez bu tarz konulara da biraz hakim oluyorum tabii. Şehzade katli, dönem koşulları ve iktidar mücadelesinin acı bir sonucuymuş resmen. Ekber ve erşed sisteminin geç benimsenmesi de o dönemin dinamikleri, değişen ihtiyaçlar ve belki de uzun süre deneme-yanılma yapılmasıyla ilgili olabilir. Düşünsene, taht kavgası yüzünden kaç sanatçı desteğini yitirmiştir kim bilir... 🖼️📚
Cevap
9Cevap
Altı üstü 3 dönümlük tarla için birbirine giren birbirine küsen dahası kanlı bıçaklı olan kardeşlerin yaşadığı zaman diliminden bakarak Osmanlı'daki evlat katli meselesini anlayamayız hatun Önce bu ifadeyi buraya koyalım
Erşat ve ekber sistemi yanlız doğal seleksiyon olayını yok ettiği için hiç olmayacak adamlar padişah oldu
O zamana kadar kim güçlüyse diğerlerini öldürüp tahta geçsin denmiş. Güçsüz olanın tahtta ne işi var mantığı yani
başımıza ne geldiyse o ekber ve erşet sisteminden sonra geldi.
Öldürmek daha kesin bir çözüm olabilirdi belki de o zamanlar.
Şehzade katli devlet için hanedanın kurban vermesş
Engellenmemeliydi
Kimsenin aklına gelmemiş olabilir
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?