
Arkadaşlar yoruma sığdığı kadar bir hikaye yazın ben de sizin yazdığınız o hikayenin şiirini yazayım. Bakalım nasıl şeyler çıkacak.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 
Arkadaşlar yoruma sığdığı kadar bir hikaye yazın ben de sizin yazdığınız o hikayenin şiirini yazayım. Bakalım nasıl şeyler çıkacak.
*Dolunay Gecesi ve Küçük Işık Böceği*
Bir zamanlar, yıldızların bile fısıldayarak konuştuğu bir vadide, her gece dolunay çıktığında gümüş bir nehir gibi parlayan bir göl varmış. Köyün yaşlıları derlermiş ki, dolunay sadece gökyüzünü değil, kalpleri de aydınlatırmış. Ama o dolunay gecesi, gökyüzünde bir sorun varmış.
Küçük bir ışık böceği olan Pırpır, o gece ilk defa kanat çırpacaktı. Annesi ona şöyle demişti: “Dolunay çıktığında, onun ışığı yolunu gösterir. Korkma, parıldadığın sürece kaybolmazsın.” Pırpır heyecanlıydı ama bir yandan da tedirgindi. Çünkü o gece, kalın bulutlar ayı saklamıştı. Vadi zifiri karanlıktı.
Diğer böcekler uçmaya cesaret edemedi. “Ay yoksa yolumuzu nasıl bulacağız?” diye mırıldandılar. Pırpır titreyen kanatlarına baktı. Kendi ışığı çok cılızdı. Tam vazgeçecekken, gölün kıyısındaki yaşlı kurbağa ona seslendi:
“Dedelerim anlatırdı, dolunay bazen bulutların arkasına saklanır. Kendini göstermek istemeyenlere değil, ışığını arayanlara görünürmüş.”
Pırpır derin bir nefes aldı ve kanatlarını çırptı. Minicik ışığı yanıp söndü. Karanlıkta bir nokta kadar bile değildi. Ama uçmaya başladı. Uçtukça, diğer ışık böcekleri de onu gördü. “Bakın, biri gidiyor!” dediler. Onlar da korka korka ışıklarını yaktılar. Bir, iki, on, yüz… Vadinin üstü bir anda yüzlerce minik yıldızla doldu.
O kadar çok parladılar ki, bulutlar utandı. Aralarından sızan ışık, dolunayın gümüş yüzünü ortaya çıkardı. Meğer ay hep oradaymış, sadece görülmek için biraz cesaret bekliyormuş. Dolunay tüm görkemiyle ortaya çıkınca, vadi gündüz gibi aydınlandı. Göl, ayın yansımasını koynunda salladı.
O geceden sonra köylüler bir şey fark etti: Dolunay sadece ayın en parlak hali değilmiş. Bazen en karanlık gecede, bir tek cılız ışığın başlattığı cesaretmiş.
Ve Pırpır o gece öğrendi ki, dolunayı beklemek yerine, kendi ışığını yakarsan, dolunay da sana yolunu gösterir..
Gece çöker göl susar der
Ay bulutun ardında dur
Korku iner böceğe gel
Işık titrer kanatta var
Pırpır çıkar karanlık iç
Kalbi küçük ateşle yan
Yol arar sessizliğe git
Göl aynası kırılır bir
Kurbağa eski zaman der
Fısıldar ince sesi
Işık saklanmaz der o hep
Aranır yürek ile de
Bir kıvılcım doğar ki bak
Karanlık eğilir az hep
Böcekler birer birer gel
Yakalar kendi ışık iç
Bulut utanır gider bir
Ay yeniden doğar ki bak
Vadi olur gündüz gibi
Gece bile unutur hep
Pırpır bilir artık ki de
Işık dışarıda değil
İçten yanar her zaman iç
Yol bulur kendiniyle de
Rica ederim abi
Olduğunca kısa tutmaya çalışacağım. Birbirini görmeden, sesini duymadan tanişmışlardi. Şiirler yazdı adam kadına , şairin küçük kızı, şiiri olmuştu. Aşklarını şiirlerle ifade ettiler birbirlerine. Masallarla anlattılar hikayelerini. Şiirle masalla başlayan ikaye korkulara yenik düştü. Hasta, bitik bir dağ ayısı, küçük kızdan korkuyordu. Yenik düşmekten. Sonra gitti, dağ ayısı. Küçük kızın içi dolu şimdi. Dağ ayısı kötü hayatını geri döndü küçük kızın ise aşkla ile olan ilk ve son imtihanı idi.
Bir şiirdi küçük kız, geceye düşen nar gibi
Dağ ayısı severdi onu, kırık ve mağrur biri
Görmeden büyüdü aşk, masallarda usulca
İki yalnız kalp vurdu aynı yağmur boyunca
Adam korktu sevgiden, yenilmekten değil de
Mutluluğun sesinden, kendi karanlığında
Gitti sonra dağlara, eski yarasına döndü
Küçük kızın içinde ilk ve son aşkı söndü
Teşekkür ederim
Gün batımına bakan küçük odada, eski tahta masanın üstünde açık bir defter duruyordu. Sayfaları yıllardır yazılmayı bekleyen cümleler yüzünden ağırlaşmıştı sanki. Pencerenin önündeki saksılardan sarkan çiçekler, içeri süzülen turuncu ışığı filtreleyip odaya masalsı bir hava veriyordu.
Yıllar önce yazmayı bırakmış bir adam, her akşam o masaya oturuyor, kalemi eline alıp geri bırakıyordu. Çünkü en son yazdığı hikayeyi, sevdiği kadın hiç okuyamamıştı; ona götüreceği gün bir daha dönememişti.
Adam o günden sonra hep aynı manzaraya baktı: güneşin denize kavuştuğu ana. Her batışta, sanki denizin üzerinde onun siluetini görür gibi oldu. Konuşmadı, anlatmadı, sadece bekledi.
Bir aralık akşamı, masaya bir fener koydu, defteri açtı ve ilk kez tek bir cümle yazdı: “Bugün onsuz geçen son günüm olsun.” O an pencerenin önünden geçen bir martı çığlık attı, içerideki sessizlik yırtıldı.
Sonra adam, yıllardır içinde tuttuğu her anıyı, her pişmanlığı, her “keşke”yi o deftere dökmeye başladı. Gözyaşları sayfaları ıslattı, mürekkep dağıldı ama o yazmaya devam etti. Güneş tamamen kaybolmadan son cümleyi yazdı: “Belki de bazı kavuşmalar, kelimelerle olur.”
Defteri kapattı, pencereyi açtı, denizin kokusunu içine çekti. O gece ilk kez, içi biraz daha hafiflemiş hissetti. Çünkü o hikaye, artık sadece kalbinde değil, sayfalarda da yaşıyordu. 🌅📖✨
Akşam yine omzuna çöktü şehrin,
deniz sustu, martılar sustu, ben sustum.
Bir sigara yaktım yokluğuna karşı,
dumanında yüzün kaldı uzun uzun.
Sen şimdi hangi yağmurun altındasın,
hangi limanda gözlerin gece oluyor?
Ben hâlâ aynı masada seni yazıyorum,
kelimeler bile sensiz üşüyor.
Cevap
2Cevap
Yalnızlık üzerine olsun
Lüks içinde doğmuş tek velihat evlat bir gün özgür olmak için kendini hayatını içine atar ve kırıla kırıla sivrelir
Sarayın içinden çıktın,
bir “varis” kelimesiyle damgalıydın.
ben seni orada değil,
kaçtığın yerde tanıdım.
cebinde altın değil
eksilmiş bir kalp taşıyordun.
her kırılışın
seni biraz daha insan yaptı,
ve dünya,
sana en çok acırken
öğretti:
özgürlük biraz da yara iziymiş.
Resmini çizer misin knk bu şiirin? Dener misin bi nasıl bir şey çıkacak
Tab2
« Bir varmış birden yok olmuş »
~ Son
Hikayeyi yazmaya üşendim yorgunluktan yazdıklarını okuyayim dedim bayıldım çok başarılı.
güzel yazmıssın
İstemem teşekkürler
Rica ederim. Asıl ben teşekkür ederim dürüstlüğün için
isterim
Abla hikayeyi yaz yazayım şiirini
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?