
Kadın her sabah aynı kıyıya geliyordu. Saatlerin bir anlamı yoktu artık; zaman onun için ilerleyen değil, daire çizen bir şeydi. Ayakkabılarını çıkarır, yosun tutmuş taşın üzerine oturur, dizlerini kendine çekerdi. Bu hareketi ne düşündüğünü göstermek için değil, düşünmemek için yapardı. Çünkü bazı anlar vardır; düşünce başladığında insanın içi daha da karışır. Suyun yüzeyi her gün aynı görünürdü ama kadın bunun bir yanılsama olduğunu bilirdi. Hiçbir şey aynı kalmazdı, sadece bazı değişimler sessizdi. İçinde taşıdığı his de öyleydi. İlk zamanlar bunun geçici olduğunu sanmıştı. Sonra alıştı. En sonunda ise bunun onunla kalacağını kabullendi. Kabulleniş, çoğu zaman huzur değil, dayanma biçimiydi. Gökyüzünde beliren koyu kanatlı kuzgun, günün değişmeyen tek tanığıydı. Ne yaklaşır ne uzaklaşırdı. Kadın onu bir işaret gibi görmedi; sadece varlığını fark etti. Çünkü insan, kendine benzeyen şeyleri açıklamaya çalışmaz. Kuzgun, onun söyleyemediklerini taşıyan bir sessizlik gibiydi. Sevdiği adamı düşünmekten kaçınmıyordu artık. Kaçmak, umudu diri tutardı; oysa kadın umudu çoktan geride bırakmıştı. Bilinmek ile seçilmek arasındaki farkı acı bir açıklıkla öğrenmişti. Tanınmak, sevilmek anlamına gelmiyordu. Ve bazı kalpler, en çok da fark edildikleri hâlde yalnız kalırdı. Bir zamanlar kendini ait sandığı bir düzen vardı. Cümlelerin yarım kaldığı, bakışların tamamladığı bir düzen… Sonra hiçbir şey kopmadı; sadece yön değiştirdi. Kadın bir gerçeği yakalamadı, onu içten içe hissetti. İşte bu yüzden yükü ağırdı. Çünkü sezilen şeyler, açıklananlardan daha derin iz bırakırdı. İçinde yükselen sertlik, dışarıya dönüşmedi. Hesap sormadı. Gitmedi. Kalmak, onun için bir zafer değil; başka türlü var olamamanın sonucuydu. Günler birbirine karıştıkça beklemek bir eylem olmaktan çıktı, hâle dönüştü. Bir gün, sanki içinden kopup gelmiş gibi mırıldandı:
Beklemekten yorulmuş saatler susar,
Zaman, adımı ezberler durur.
Bir bakışın gölgesi düşer içime,
Kalbim kendi sesinden utanır.
Gidenle kalan aynı acıyı taşır,
Sadece yükleri farklıdır biraz.
Unutmamak, en uzun cezadır,
Ve en sessiz kazançtır bazen.
Bu dizeleri bitirdiğinde kuş kanatlandı. Kadın ilk kez yalnız kaldığını hissetti. Ama bu bir eksiklik değildi. İçinde artık ne bir beklenti ne de bir talep vardı. Sadece olduğu hâliyle duran bir varlık…
Gece çökerken su aynıydı. Gökyüzü değişmişti. Kadın kalkmadı. Gitmedi. Çünkü bazı insanlar için kalmak, yenilgi değil; var olmanın tek yoluydu.
Daha fazla yazamıyorum çünkü soru olarak paylaşmama izin verilmiyor.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar