
Ben en son içimi son bir kez günlüğe döktükten sonra şiir ile bitirmişim peki yaz siz?

Ben en son içimi son bir kez günlüğe döktükten sonra şiir ile bitirmişim peki yaz siz?
Bilirim ki ; insan ölmeden de cennete gider. Her yüreğin içinde barındırdığı bir sevda vardır. İşte ben o cenneti gözlerin de gördüm. Yüreğin de filizlendim , hayata tekrardan. İlk defa güneşin odamın camından süzülüp yüreğimi ısıtışına şahit oldum. Ben seni gördüğüm de yeniden doğdum. Ben mantığıyla hareket eden birisiyim. bir şey yapmadan önce düşünür , istişare eder ve öyle karar veririm. Konu sevda olunca akla söz hakkı tanınmıyor. Bu yüzden hep bildiğim bu gerçeğe hep kendimi kandırarak devam ettirdim. Bilirsin ki ; hayatım da hiç yanılmadım. Ben sevgimi temiz tuttum. Sana açılmadan aylarca önce sevdim seni. Kendimi tarttım , kendimi sorguya çektim , zamana bırakarak gerçekten seviyor muyum diye sürekli sorguladım kendimi. Peki , ne oldu? Ben tanımadan sevmem , demiştin. Beni tanımadan üstüne atılan iftiraya inandın. Engel attın. Dinlemek bile geçmedi aklından. Oysa aylar geçti , yıl oldu ben o atılan iftiranın gerçeğini sana anlattım. Fatma yenge olsun herkes çok uğraştı , olsun diye. Sen öne hep bir bahane sürdün. Kimseye tenezzül etmeyen ben , sana hergün vefa gösterdim , nelerden fedakarlık ettim. İnan bu sevgi için çok şeyden vazgeçtim. Bak sıkıntılarından , dertlerinden bahsettin. Daima dinleyenin , daima anlayanın , daima yanında olanın oldum. Yediğinden , içtiğinden tut , seni her gördüğüm de o anki ruh halini bile sana söyledim ve bilmedim mi. Keşke hani açık açık söylemiştin ya 1 elimde , konuşmak istemediğini umut vermek istemediğini söylemiştin. Bende teşekkür edip hoşçakal dediğim de arkadaşız. Yazacaksın demiştin. Ve o günü de ben haftalar öncesinden o konuşmayı yapacağını da bildiğimi söylemiştim. Ben o konuşmadan sonra sevgimi gömdüm de arkadaş olmadım mı. Bir kere çizgiyi aşıp sevgiye dair kelime dahi kullanmadım. Yazmadın , yazdım. Sormadın , sordum. Hani diyorsun ya ben sana değer vermesem konuşmam diye. Değer vermek , önemsemektir. Vakit olmasa bile zaman üretebilmektir. İnsan değer verdiğini arar. Oysa ben aramak istediğim de şiddetle karşı çıkmıştın. Gönül koymuyorum. Bilirsin , sevmek zorluk gerektirmez. Bunu da defalarca söylemiştim. Sevmiyorsan söyle. Konuşmak istemiyorsan söyle. Ben kadın düşüncesini de bilirim , zekasını da. Ben bugün sana olan bütün inancımı yitirdim. Kendim de kalmam gerek derken bile aslında beni istemediğini de daha doğrusu konuşmak istemediğini de anladım. Ben içi dışı bir insanım , Meryem. Bu yaptığın soğutmak , uzaklaşmak , uzaklaştırmak. Oysa konuşmak istemiyorum , demek zor olmazdı. Ki ben hiçbir konuda zorluk çıkarmadım. Akıl haklı çıkar , kalp ise aklı hep kandırır. Aklım hep haklı çıktı , kalbim ise hep aklımı kandırdı. Ben istedim ki ; sana olan sevgim seninle olsun. Seninle tohum olsun , seninle filizlensin, seninle meyve versin. Ama hayat o ya , sensiz kalacak , sensiz büyüyecek ve sensiz ölecek. Hayatın da mutluluklar. Umarım bulursun istediğin gibi birini. Parası olan , sana bakan , her istediğini alan birini. Ben artık inanmıyorum sana. Çünkü ; dürüst insan açık ve net olur. Ardına saklanacak şeyler aramaz. Hoşçakal güzel insan. Engelliyorum , istemesem de. Çünkü ; öyle kırıldım , yoruldum ve öyle yüreğim ağladı ki. Sen hiç farketmedin. Ve bak tükendim. İnandırdım kendimi sensizliğe. Ve biliyor musun ; bugün yüreğim haklı çıktı , aklım kandırdı onu. Artık aklımı dinliyorum. Neyse Allah a emanet. Dilerim Allahtan , baban sağlığına , sen umduğuna , hayatta daima güzel olan herşeyi karşına çıkarsın. Esenlikle , hoşçakal …..
En son yazdığım bir veda mektubu. 4 yıl oldu. Bir daha da yazmadım. Saygılarımla.
En son ne vakit yazdım acep, amanın çocukluk yazılarımı okumak istemiyorum, fiyaskoydu hepsi, utanılacak şeyler değildi aslında, çocukluğun verdiği saçmalama halleri, kendini tanımamak falan, hayatın acemiliği.
Keşke komik olsa, acı verici şeyler vardı içinde, birilerinin eline geçse kahkahalarla güler kesin ya da birileri biraz okur, ''nasıl zırvalamış, saçmalamış''der , keza Bitter alay etmişti benimle, aslında onun o alay edişi bana beni gösterdi, aslında benimle değil yazdıklarımla alay etti :D Nasıl da avutuyorum kendimi ama, benimle değil de yazdıklarımla alay etti diyerekten :))
Onları yazan ben değil miyim, birilerinin eğlencesi olurduk kesin, aman olursam da olayım yani, sayemde birileri güler, kınayan da kınasın beni , ne olacak sanki.
Benim bile okumaya sıkıldığım bir günlüğüm vardı , bak şimdi aklıma o geldi, yatağın altına sakladım onu ve o günlük amanın amanın köye gitti, birilerinin eline kesin geçti, normal saçmalamadım ama , hep aynı cümleler, hep aynı şeyler, kendimi motive etmeye çalışıyordum lakin hep aynı cümlelerle, öyle komik ve saçma ki, yoo niye saçma olsun, sürekli kendimi aşağılasam saçma asıl, kendimi güzel sözler söylememin neresi saçmaymış hem :))
Birisinin ya da birilerinin eline geçti o günlük, muhtemelen biraz okudu, benim gibi fazla meraklıysa çok okudu ve sıkıldı, belki kahkaha atıp güldü, alay etti falan , aman güldüyse güzel bir şey işte , sayemde güldü ya, bir insan benim sayemde gülüyor, benimle alay etmiş olsa da yazdığım upuzun sıkıcı şeyler, saçma sapan şeyler işte birilerini güldürüyor.
Aslında yine günlük tutmak istiyorum, acaba geçmişten bugüne çok şey değişti mi ben de, yazım dilim değişti mi, bu kez yazdıklarımı okurken sıkılır mıyım, sıkılmam gibi geliyor bana, kendimi tanıyorum maziye göre, yazmak istiyorum, sonra kendimi okumak. Kendime bir sürü mektuplar bırakmak istiyorum, belki birileri okur ve utanır, beni kötü gören birileri, aslında nasıl bir insan olduğumu anlarlar ha, aman anlamasınlar lakin ben kendim için günlük tutmak istiyorum, mesela beni heyecanlandıran bir olayı yıllar sonra okumak falan, beni ağlatan bir olayı ağlayarak yazabilmek tüm çıplaklığıyla yazabilmek, gözyaşlarım kalsın o sahifelerde istiyorum ve aradan yıllar geçse de ağlayarak lakin farkındalıkla lakin mutluluk gözyaşlarıyla, kendime sarılarak okumak istiyorum o sayfayı.
Başlasam mı acaba? Yazsam kendimi? Tanıtsam mı kendimi kendime?
Tanısam mı kendimi yeniden?
Kendimi terk ettiğimde, yabancılaştığımda , kendime bıraktığım o notlara mı sarılsam!
Aslında burada da günlük tutuyorum, kendime mektuplar bırakıyorum, burası için ''evim, günlüğüm, kendime bıraktığım mektuplar''diyorum.
Lakin kağıda dökülen notlar daha başka, onlar hep benimle , o sayfaların sesi, karıştırıp okumak falan, okurken anılara gitmek, burada da öyle lakin hiçbir şey o sayfaların sesinin verdiği huzuru veremez.
Belki bir gün cesaret edip, kendimin şimdiki versiyonuyla yeniden yazarım. Her şeyi, kızgınlığımı, maziyi, kendimi, sansürlemeden, süslemeden, püslemeden, olduğu gibi, bazı kısımları açık açık yazamam belki lakin kendimin anlayacağı düzeyde yazıp dolar gözlerim
İçimden geldi, şu şarkıyı paylaşayım..
Şarkı da ''Anılar beni rahat bırakın''diyor lakin günlük tutarken anılar canlı kalıyor , anılarla iç içe oluyor insan , ah bende ki tezatlık işte.
''Yalnız hayatta tek isteğim ,
Gönülden bana uzanacak, dost elinin delisiyim''
https://youtu.be/aEH8Hp_mhWU?si=de-GYaRyrMGf5z-K
Günlük yazmak benim içimi rahatlatıyor. Başkalarına anlatmak yerine yaşadıklarımı hislerimi kağıda dökmek daha güven veriyor. Ne kadar da boş şeyleri dert ettiğimi görüyorum, bazen gülüyorum yazdıklarıma, bazen o ana geri dönüyorum. Aynı zamanda zamanın çok çabuk geçtiğini büyüdüğümü en çokta her şeyin anlamsız olduğunu hissettiriyor. Genel olarak ilkokuldan beri yazarım güzel bir alışkanlık oldu ilkokul günlüklerim de çok komik baktıkça mutlu oluyorum en azından yazdığım için çocukluğuma ait anıları unutmamış oluyorum. Neyse fazla uzadı ilk defa bu kadar uzun yazdım 😅
Çok küçükken tuttum ama pek alışkanlık edinemedim, kafama yazdım ben de 😅
En iyisini yapmışsın
Rica ederim
Tekrardan rica ederim
Günlük tutmak bana terapi seansı hissi veriyor resmen, ruhumu üşenmeden ütülüyor diyebilirim 😄 En son yazdığım şey, İstanbul’da tek başıma gezdiğim bir sergi sonrası hislerimdi; renkler, insanlar, hissettiğim yalnızlık ve özgürlük karışımı… Sonuna da bir alıntı eklemiştim: “İyileşmek bazen sadece kendine dürüstçe yazmaktır.” 📖✨🕯️
Cevap
7Cevap
Ortaokulda bir gün yazmıştım. Benlik değil
Günlük tutmadım
Günlük tutmak demeyelim de el yazım ile bir şeyler yazmayı çok seviyorum Söz uçar yazı kalır diye bir söz var düşüncelerimi fikirlerimi kağıda geçirmeyi seviyorum hem bu şekilde kalıcı oluyor hem de el yazısı unutulmamış oluyor Artık her şey dijital olduğu için el yazısı bozulan çok kişi gördüm bunun olmaması için bir nevi alıştırma gibi diyebiliriz
Aşık olunca yazmaya başladım terk edilince bıraktım
Aga be.
Yazmak iyi hissettirir her zaman ama daha çok dilediklerini, isteklerini yazmak bilinçaltını o güzelliklere hazırlar.
Bi aralar çok yazardım aşırı rahatlatırdı iyi kötü sayfalarla ama artık yok denecek kadar az sadece ilham gelirse şiir ve özlü sözler karalarım
Genelde bende şiir ile süslerim günlüğümü yaptığım her seyi değil hissettiğim her şeyi yazarım fiillerden çok hisler önemli artık.
Günlük tutmak değilde canım sıkılınca yazıyorum bir şeyler yani bir nevi iç dökmek gibi
Günlüğü Türkçe tutardım eskiden açıp okudular bende kendimce anlayabilecegim dilde yazıyorum isteyip açıp bakınca hiç bir şey anlaşılmıyor
Güzel bir taktik 😂😂
Güzel bir his, geçen yılların doluluğunun farkında oluyorsun
Çocukluğumda bir kere yazmıştım onun dışında da hiç günlük falan yazmadım. Sıkıcı bir hâl almaya başlamıştı.
Eskiden tutardım, rahatlatırdı ama yaktım.
Yakmak güzel bir detay bak. Bende bir kaç bir şey yakmadım değil hani :)
İnsan kendini yakamayınca defterlere salıyor dumanı
En son 10 yaşında falandım tuttuğumda
Yıllar önce tutardım iyidir
Günlük tutmuyorum
Hatıra kalıyor önemli olan anı biriktirmek
Güzel bir şey 3 seneden fazla olmuştur yazmayalı
Uzun zamandır günlük tutmuyorum
Günlük tutmadım hiç galiba hatırlamıyorum
Daha önce hiç günlük tutmadım.
Hiç tutmadım
Tutmani tavsiye ederim. İnsana çok iyi geliyor
Teşekkür ederim
Rica ederim
Kaos defteri gibi, yaşadıklarımdan çok hissettiklerimi argo şekilde yazarım. Ama artık tutmuyorum
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?