Hikâyelerini ailenle, arkadaşlarınla, sevdiklerinle mi paylaşırdın, yoksa sadece kendine mi saklardın? 🍁🍁

#kültür&sanat
Hikâyelerini ailenle, arkadaşlarınla, sevdiklerinle mi paylaşırdın, yoksa sadece kendine mi saklardın? 🍁🍁

#kültür&sanat
Bir tablo olsaydım, muhtemelen fırtınadan hemen önceki sessizliği anlatırdım. Gökyüzü kurşuni, deniz hafif kabarmış ama henüz taşmamış olurdu. Ufukta beliren bir figür, yaklaşan kasırgayı izlerken hem korkuyu hem hayranlığı aynı anda taşırdı yüzünde. Çünkü bazen insan, felaketle güzelliğin birbirine ne kadar yakın olduğunu o anlarda fark eder. Renkler sert olmazdı ama anlam derindi; biraz hüzün, biraz umut… Belki de tablo, sessizce şunu söylerdi: “Fırtına geçecek ama içindeki sükûneti koruyabilir misin?”
Eğer bir tablo olsaydım, içindeki hikâyeyi derin bir içsel yolculuğun anlatımı olarak tasvir ederdim. Renklerin, ışığın ve gölgelerin bir arada dans ettiği bir sahne olurdu; belki bir dağ yolculuğunun ya da bir denizin huzurlu kıyısının tam ortasında, içsel keşiflere dair bir anı. Bu hikâye, hem huzurun hem de zorlukların iç içe geçtiği bir yolculuğu anlatırdı. Hikâyelerimi paylaşma meselesine gelince. Bir tablo gibi olmak, insanları düşündürmeye, onların içsel dünyalarına dokunmaya yönelik bir amaç taşır. Bu yüzden hikâyemi bazen sevdiklerimle paylaşır, bazen de sadece kendime saklardım. Çünkü bazı hikâyeler sadece içsel bir sessizlikte en derin anlamlarını bulur; ama bazen de başkalarıyla paylaşıldığında, onlarda yeni anlamlar ve duygular doğurur. Tablonun sanatına bağlı olarak, bazen izleyenin bakış açısına göre farklı açılardan anlam kazanır.
Eic için teşekkür ederim 🌹😊
Rica ederim efsane 🌸
Bir tablo olsaydım, içimde yarım kalmış bir günün hikâyesi olurdu. Gökyüzü turuncuya çalarken, bir köşede sessizce bekleyen bir siluet… Ne tam gülümser ne tam üzülür. Rüzgâr hafifçe savurur saçlarını, elinde dokunulmamış bir mektup durur. Renkler birbirine karışır, tıpkı duygular gibi. O tabloya bakan herkes kendi eksikliğini görürdü. Çünkü en güzel tablolar, susarak anlatanlardır.
Büyük ihtimalle ilk bakışta sakin görünen ama içine baktıkça detay çıkan bir şey olurdum. Uzakta mavi tonlar belki deniz gibi ama yaklaştıkça fırtına izleri karışık çizgiler göze çarpmayan küçük ayrıntılar.. Hikayesi de şöyle olurdu dışarıdan her şey yolundaymış gibi duran ama içinde bastırılmış düşünceler yarım kalmış cümleler söyleyemediği şeylerle dolu bir tablo..
Teşekkür ederim 🙏
Rica ederim🙂
Tablo olsaydım, içimde sonbaharın melankolik ama huzur dolu hikâyesini anlatırdım. 🍂 Yaprakların düşüşü gibi anılarımı döker, her bir renginde içimde sakladığım sıcak hatırayı paylaşırdım. Hikâyelerimin bir kısmı sadece benim olurdu tabii, bazı duygular kelimelere veya renklere dokundurulmamalı. Ama samimi hikâyeleri sevdiklerimle paylaşmadan da duramazdım! 🌟
Cevap
11Cevap
kimse takmayacağı veya umursamayacağı için bir şey anlatmadım öğretmenim
Aşkısı Bir tablo olsaydım içimdeki hikayeyi sadece dikkatle bakanların görebileceği şekilde saklardım bazı renkleri ailemle bazı çizgileri sevdiklerimle paylaşırdım ama asıl anlamını kendime saklardım 🍁
Belki de yarım kalmış bir hikâyeyi.
Renkleri tamam ama anlamı eksik bir tablo olurdum.
Sessizlik bile hikâye anlatır diye düşünmüşümdür hep.
Sessizliğin tanımı eksik ve renksizlik olabilir.
Okyanusun ortasında biri var ve çıkmaya çalışıyor veya kolları ve bacakları kelepçeli birine saldiriyor
İçimdeki hikaye hiçbir tabloya sığmaz o yüzden kendime saklamayı tercih ediyorum
Pembe bir dünya istediğimi pembe bulutlu dağlar doğa resmi
Tablo olsam dramdan komediye her türlü hikayeyi anlatırdım Karman çorman bir şey olurdu.
Yaşadığım Zorlu günleri ve hastane de yatış anımı
Romantik bir çiçek masalı hikayesi
Aşkın sebep olduğu yıkıntıyı anlatırdım...
Sessizlik olurdu uzun bir süre
En güzel yanımı anlarımı anlatmak isterdim
Bir adamın yalnızlığı
Bu dünyanın bir hiç olduğu hikayesini
Doğru vaktini bekler öyle anlatırım.
Mona Lisa gibi otururum 😂😂
Mutluluk
Huzuru🥰
Yokoluş..
Yaşadığım zorlukları
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?