Geçen gün yaşadıklarımı yazmak istedim, belki paylaşmak, belki de kendi içimde toparlamak için. Her şey o konsere gitmeden önce başladı, ama asıl hikâye insanları tanımakla başlıyor.
X, yıllardır tanıdığım biri. Dışarıdan bakınca sakin ve anlayışlı bir arkadaş gibi görünüyor ama aslında bir noktada hep kendi dünyasında, kendi mantığında hareket eden biri. Kendi sınırlarını bilmekte iyi, ama başkalarının sınırlarını hiçe sayabiliyor. Onunla aramızda hep bir dengesizlik vardı; çoğu zaman ben onun sınıfına giderdim, o bana gelmezdi. Bu davranışları bazen sinir bozucu olsa da, içten içe onunla bağımı koparmak istemedim.
Y, X’in yakın arkadaşı ve bizim ortak arkadaşımız. Y çoğu zaman X’in yanında, kararlarında X’e göre hareket eden biri gibi görünüyordu. Ama onun da kendi öfke ve bunalım dönemleri var; bazen aniden ortadan kaybolabiliyor ve bunu bana açıklamak yerine kendi iç dünyasında yaşıyor.
Z, Y’nin sevgilisi, farklı şehirden gelmişti. Onun için konser bir heyecan ve yeni bir deneyimdi. Ama Z’in gelmesi ve gitmesi, olayların akışını değiştirdi ve benim hislerimi daha da karmaşık hâle getirdi.
Ben, her zaman bu grubun içinde orta noktada durmaya çalıştım. Onlara değer verdim, zamanımı ayırdım, ama çoğu zaman kendi duygularımı bastırdım. Konser günü dört kişi gitmeye karar verdik; kalabalık, heyecanlı ve herkesin kendi enerjisiyle dolu bir gün olacaktı. Konser ücretsizdi ve Ankara’da katılım rekoru kıracak kadar kalabalıktı.
Z başka şehirden geldiği için konsere beklemeden ayrıldı. Y yanımızdaydı ama X ve Y bunalma bahanesiyle beni onca insanın içinde yalnız bıraktı. O an orada sarhoşların olduğunu görüp onları merak edip X’i aradım; açtı ve Y’nin Z için kendini sattığını söyleyip bana bağırdı, yüzüme kapattı. Konserin başlamasıyla birlikte, onların ağırlığına rağmen konser benim için daha da anlamlı hâle geldi; çünkü her şeyden bağımsız olarak kendi mutluluğumu bulmayı seçtim.
Akşam olunca X yazdı, “Pardon kanka, çok bunalmıştık” diye. Ben soğuk bir cevap verdim ve normalde bir saat sürecek konuşmayı beş dakikada kesip kapattım. Ertesi sabah okulda, başka arkadaşlarla otururken X aradı; bilerek açmadım. Normalde öğlen ve ders aralarında takılırdık ama artık sadece uykuda geçiyordu zamanım.
Öğlen kantinde yanına çağırdı, ben umursamaz bir şekilde dilimi damağıma vurup “tı” sesi çıkardım. Sonra giderken elimi omzuma dokundurup ismimi ve soyismimi söyledi; ben sessiz kaldım. O günün sonunda X’in kaydı, mesajları, davranışları ve tüm bu karmaşa… hepsi birikmişti.
Konserden önceki gün, buluşma kararı aldık. 17.00’de mekâna geldim, saat 17.58 olmuş, hâlâ mesajlara cevap yok. Aradım, “LCWAİKİKİ’ye girdik, gel” dedi, ben sinirlenip “Ulan bir insan evladı arar lan!” deyip yüzüne kapattım. Sonra mekâna gittim; X “yeni geldik” dedi. Ben sustum. İçimden her şeyi haykırmak, küfretmek, tepki göstermek istedim ama sustum.
Ertesi gün konser günüydü ve ben tüm bunları geride bırakıp sessiz kalmayı, görmezden gelmeyi seçtim. Onların yaptıkları ve sözleri karşısında içimde bir öfke vardı ama bunu dışa vurmadım; sadece kendi sınırlarımı korudum.
Bugün ona okula erken gelmesini istediğimde "Uşağın değilim kanka" yazdı. Halbuki o en acil ve habersiz okul dışı buluşmalarına çağırdığında giderdim. Tavır aldım, harbiden de kuruldum. Bana suçlu olduğumu söyleyip hiç bir şey yapmamama ve o tavır hakkım olmasına rağmen konuşmayı kesti. bir saat sonra sanki hiç bir şey olmamış gibi yanıma geldi ama ben de görmezden geldim.
Haklı mıyım;?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Zeynep, hikayeni okurken hissettiğin karışıklığı ve yorgunluğu anladım. Açıkçası, X ile dinamiklerin biraz zorlayıcı görünüyor. Arkadaşlıkta denge çok önemli ve senin durumunda bu dengeyi kurmak biraz zorlaşmış gibi. Onu kardeş gibi gördüğünü söylemişsin, bu yüzden sınırlarını korurken aynı zamanda ona alan bırakmak istemek doğal. Ama bir arkadaşın, sınırlarını sürekli hiçe sayıyorsa ve kendine asıl önceliği veriyorsa, burada bir narsist tavır olabilir.
Sana önerim, bu hislerini onunla samimi bir şekilde paylaşman. Belki de onun gerçekten farkında olmadığı bir durumdur. Ama karşındaki bu tavrına tamamen duyarsız kalıyorsa, senin de hak ettiğin değeri alabilmek adına kendini korumak adına mesafe koyman gerekebilir. Arkadaşlık bir ekip işi sonuçta, tek taraflı olmaz.