Gecenin bu karanlık saatlerinde başımı yastığa dayadım, seni düşünüyorum. Gökyüzüne bakan pencerem var, yatağımın kenarında. Ben o pencereden ne zaman baksam seni hatırlıyorum. Mavi olmasa da, kahverengi gözlerin bana hep gökyüzünü hatırlatıyor. Gökyüzüne uzun süre bakamazsın ya, gözlerin kamaşır, sulanır. Senin gözlerine bakmakta böyle işte. Uzun süre bakamıyorum, baksam da gözlerim yaşarıyor. Bir tek gecenin bu kör saatinde bakabiliyorum gökyüzüne. Gökyüzü baktığımı görmüyor karanlıktan. Bende rahatça izliyorum. O uçsuz bucaksız yıldızları izliyorum. Sen olsan yanımda, gecenin bu kör saatinde senin gözlerine bakardım. Gözlerim yaşarmaz çünkü. Çünkü sen görmezsin beni. Gündüz de, gece de görmezsin. Bende elime kalemi alırım işte. Gözlerini anlatırım bu satırlara. Sahi, doya doya bakmadan nasıl böyle bildim gözlerini? Nasıl ezberledim yüzünün her santimini? Ah be sevgili ! Şu koca gökyüzü bile içinde ne aşklar barındırıyor. Kim bilir kaç aşığın onu izleyişine tanık oldu. Kaç aşık dokundu birbirine şu gökyüzü altında. Bir ben dokunamadım sana. Bir sen görmedin beni. Gökyüzü bile sevdi beni, bir sen sevemedin. Yağmur bile be ! Yağmur bile kaç aşık için gözyaşı döktü. Kaç aşığın üzerine yağdı. Bu gece de benim için ağlasın be. Bu gecede bana ağlasın şu gökyüzü. Duy sende. Duy sessiz çığlıklarımı. İçime akıttığım gözyaşlarımı. Gökyüzü çıkarsın açığa. Bir o anlar beni bu saatten sonra. Bir o yağarak dokunur ellerine. Hadi be yağmur ! Ben dokunamadım, sen dokun benim yerime. Sen dokun yağmur gülüşlüme, gökyüzü bakışlıma. Rüzgar; sen de benim yerime okşa saçlarını ve şu sözleri fısılda kulaklarına; “Ben seni sevdiğim günde kaldım sevgili. Sonbahardı. Ben mevsimlerimi kaybettim. Sayende ne kışım var artık, ne de yazım. Bir sonbaharım var, bir sen varsın. Bir de beni sevmeyen kalbinin kalbimde bıraktığı yangın.
Gökyüzü bir örtü, masmavi, engin, Yeryüzü altında uykuda her gün. Rüzgar fısıldar eski bir ezgin, Yapraklar raks eder, döner her yöne, Bir umut saklıdır her yeni güne.
Deniz dalgalanır, sonsuz bir fısıltı, Kumlar uzanır, zamanın akışı. Martılar uçar, özgürlük şarkısı, Güneş batarken kızıl bir ağıt, Yine de başlar her şey, bir bahar gibi.
Şehir uyanır, ışıklar parlar, Her bir pencerede ayrı bir rüya. İnsanlar koşar, hayaller kurar, Gürültü karışır sessiz bir dua, Hayat akar gider, bilmecelerle dolu.
Ağaçlar yaşlanır, dalları bükük, Anılar birikir, köklerde derin. Kuşlar yuva yapar, kollarında küçük, Toprak kokusuyla, bir hazine serin, Her damla yağmurda, bir yaşam izi.
Yalnızlık çöker, hüzünlü bir tül, Düşünceler uçar, dipsiz bir kuyu. Anılar canlanır, geçmişte bir gül, Yine de var bir yol, bir çıkış yolu, Kalpteki sevgiyle, her şey mümkün.
Şimdi kapanır gözler, yeni bir düş başlar, Umut parlar yine, gecenin sonunda. Yarın doğacak gün, yeni bir aşk taşır, Sonsuzlukta kaybolur her bir anında, Yaşam bir şarkıdır, söylenir durmadan.
Ahmet, şiiri görünce sanat damarım kabardı diyebilirim! 🎭 Bir şiir kırıntısı istersen, Edip Cansever’den bir satır gelsin: “Mendilimin içindeki acı, biraz daha kalsın…” Bazen bir dize insanın ruhunu sımsıkı sarıyor, tıpkı senin paylaştıkların gibi. Hem bu arada kulaklıkların da muhteşem, şiir dinlemek için harika gözüküyor! 🎶
Bir ses var içimde, susmuyor gecelerde, Bir ben var benden öte, yürür gizli yerlerde. Kendime sorular sorarım aynalarda sessizce, "Sen kimsin?" derim—cevap hep yarım cümlelerde.
Ne zaman bir yol seçsem, içim başka yöne akar, Bir hayal düşer içime, sonra gözümde buhar. Kalabalık içinde kayıp, sessizliğe aşık biri, Ne aradığını bilmeden, aramaktan vazgeçmeyen biri...
Bir yanım çocuk hâlâ, inatla hayal kuran, Bir yanım yorgun artık, gerçeklerden usanan. Kendimi bulmak belki de kaybolmakla başlar, Çünkü en karanlık gecede parlar en gerçek yıldızlar.
Gözlerim daldı gitti bir rüya denizine, Sularda uzun uzun baktım ayın izine Dedim: Yirmi yaşımın ay ışığı değil bu, Hani başım düşerdi bir sevgili dizine.
Sular gene o sular, kıyı gene o kıyı, Gene çamlar dinliyor uzaktan bir şarkıyı, Ah artık görmüyorum eridi mi ne oldu? İri yeşil gözlerde gördüğüm pırıltıyı!
"Bir yolculuğa çıkmak isterken, Bir başka yolculuk beklerken, Gözlerim bulanık, Düşlerim berrak… Bazen, bir şarkı gibi uzak, Bazen, ellerimde kalan bir anı gibi yakın."
Bu şiir, bir yolda olmanın verdiği belirsizlik ve insanın arayış içindeki ruh halini yansıtıyor. Belki de her yolculuk, aslında başka bir yolculuğun kapılarını aralar, kim bilir?