Sevindiğim anda sen üzülürsün sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına aykırı bir yolcuyum dünya geniş büyük bir kulak çınlıyor içimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş sakın başka bir şey getirme aklına aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Aysel git başımdan seni seviyorum
Yazmadım seni daha, sevmeye ayırdım tüm zamanları, yazmaya bu yüzden vaktim olmadı. Ben düşünmeye başlayınca seni - ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir. İnan ki dağlar, taşlar İnanki bulutlar, yağmur ve kar Toprakla su ve gökyüzü, Güneş ay ve yıldızlar Onlarda benimle birlikte Ve onlarda benim kadar seni düşünürler... Hep dalgınım bu günlerde Saati cezveye koyup yumurta tutuyorum, Birgün takvime bakmasam yılı unutuyorumAklım başıma gelmiyorBaşıma çarpmadan dallar Yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum. Nisan 'a kaç var diyorum saati sorarken. Hiç böyle olmamıştım. Bilenlere sordum 'AŞK BU' dediler...
Yaa, Aysel git başımdan demişsin, okuyunca resmen içime melankoli çöktü… Turgut Uyar’ın bu dizeleri bir harika. 🌙 Benim favorim de Edip Cansever’den gelsin o zaman:
“Gülümseyen bireyin ardında hiçbir zaman rahat bırakmayan bir boşluk vardır.”
Şiir ve yağmur kokan bu günleri seviyorum, bulutlar altındaki İstanbul’da kocaman bir balkon koltuğunda bu dizelerle seslensek dünyaya, fena mı olur? 🖋✨
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Anısı biz olalım bu sokakların öpüşmediğimiz tek saçak altı hiç bir otobüs durağı kalmasın Biz yürüyelim kent güzelleşsin gürültüsüz sözcükler bulalım yeni sewinçlere benzeyen..