İnsanlarla bağ kuramadığım için kitaplarla bağ kurdum. Asosyal bir insanım ve içimdeki yarım kalmışlığı kitaplarım tamamlıyor, doyamam kitap okumaya, öyle çok seviyorum ki okumayı, elimden gelse tüm vaktimi kitap okuyarak doldururum. Ben insanları sevemedim, dışlanma fobisi de var ben de ve kitaplar insanı dışlamıyor, ayağına çelme takmıyor, insanı dönüştürüyor, farkındalık katıyor insana, canlandırıyor insanı, duygularına derinlik katıyor, empatiyi öğretiyor. Bana göre kitaplar, kitabı yazan yazarların mektubu, fısıltısı, öğretileri, vurgulamak istedikleri. Kimbilir belki bazı yazarlarda dışlanma duygusunu yaşadılar ve seslerini duyurmak istediler, bir eser bırakmak istediler, belki kendilerini, hislerini anlattılar belli etmeden. Kitaplar benim sessiz dünyama ses oldu, kitabımın sayfasını açıp okumaya başladığımda yepyeni karakterler tanıyorum, bazı karakterler bana öyle yakın geliyor ki, empati yapıyorum o kişilerle ve böylece kendimi daha net görüyorum , kitaplar bir bakıma ayna, insanın kendini keşfetmesini ve dönüştürmesini sağlayan bir ayna. Kitap okurken kah ağlarım, kah gülerim, kah farkındalıktan kaynaklanan bir hüzün duygusuna kapılırım, romandaki karakterlerle muhakkak bir bağ kurarım. Faydalı içeriklerle dolu olan, öğretileri olan, insanı olumlu manada dönüştüren kitaplar kesinlikle okunmalı
Kitap değil ama filmler de çok ağladım hala bazen sırf ağlamak için film izlediğim oluyor çünkü mesela bir duygusal sahne olduğu zaman o sahneyi kendi hayatıma bağlıyorum hayal kuruyorum arkada ki duygusal müzik de beni oldukça etkiliyor tabi ki de ama kitap okurken ağlayacağımı sanmam.. çünkü kitap okurken genelde duygusuz olurum yani ses ve görüntü beni daha çok etkiliyor duygusal anlamda.
Etkilendiğim oldu ama ağlamak zor iş ya kitap okurken ağlayamam hiç sanmıyorum İsrail'in Filistin'e yerleştirilmesini konu olan bir kitap vardı limon ağacıydı sanırım onu okurken biraz içim burkulmuştu oradaki insanların yerinde olduğumu düşündükçe de sinirlenmiştim ama ağlayanlar mutlaka olacaktır.
Eskiden bir tane şiir kitabı okumuştum ismi Elif Gibi Sevmek idi. Onu okurken bayağı ağlamıştım, zaten o dönemler de ağır bir duygusal boşluk yaşıyordum
Okurken ağladığım çok kitap olmuştur ama okuduktan sonra bile günlerce ağladığım kitap "Çanakkale Zaferi ve Şehitleri" diye bir kitaptı. Hıçkıra hıçkıra ağlamıştım.
Küçük Şeylerin Tanrısı kitabını okurken böhür böhür ağladım. Keza Şeker Portakalı da öyle.
Bir de geçenlerde okuduğum bir kitabın bir bölümü çok fena ağlattı. Çıtır çerez bir erotik romanda o kadar insancıl bir dokunuş beklemiyordum, hazırlıksız yakalanmış olmam da etkili yazıldı sanırım.
Valla başka türlü anlatamam. Yani öyle gözünden iki damla yaş düşmesi değil, hıçkıra hıçkıra, inleye inleye ağladım okurken. Muazzam bir kitaptır, okumadıysan hararetle tavsiye ederim.
Lisede Miraç Çağrı Aktaş'ın bir kitabını okumuştum ama şu an adını hatırlayamadım. Kitap beni çok etkilemişti. Başroldeki karekter için oturup hıçkıra hıçkıra ağlamıştım. Hatta annem birine falan bi şey oldu için ağladığımı zannetmişti ffkfktk
Ağlatma değil ama 2015 lerde ; Rena'nın yemini- 2 kız kardeşin auswitczh anıları diye bir kitap vardı çok etkilemişti beni. O halde 2.5 yıl nasıl 1 toplama kampında geçmiş, ölmememeleri o kadar garip ki anlatamam.
Evet 6. Sınıfta bir kitap okumuştum sonunda ağlamıştım çocuk kitabı gibiydim ama romandı sonra onu bir daha okudum aynı duyguyu bir daha yaşadım ama bu sefer ağlamadım çünkü ağladığın zaman o duygunun zayıflığını yeniyorsun. Yanlış anlamayın ağlamak zayıflık değil ağladıktan sonra daha güçlü oluyorsun sadece.
Sokak Nöbetçileri adlı bir roman okumuştum. O roman da kahkahalarla güldüğümü de hatırlıyorum, hüngür hüngür ağladığımı da.. Yalnız değilsiniz yani : )
@xkaybolan_hayatlarx Evet, karakterler de olaylar da bana çok gerçekçi gelmişti okuduğumda. Ve benzerlerinin gerçekten yaşandığı bir dünyada kurgusunu okumak bile beni duygulandırmıstı.