Bunun için aklıma gelen en güzel örneklerden birini paylaşmak istiyorum sizinle. Romantizm akımının öncülerinden olan ünlü ressam Joseph Mallord William Turner, "Denizde Kar Fırtınası" adlı eserininden söz ederken şu cümleleri kullanır : "Manzaranın neye benzeyebileceğini görmek istedim. Kendimi bir gemi direğine sıkıca bağladım. Dört saat boyunca direkte asılı halde deniz ve kar tarafından dövüldüm."
Atalarımızın "Emek olmadan yemek olmaz." sözünün de ne kadar doğru olduğunun bir kanıtı olacak nitelikte güzellikte tabloyu da detaya ekliyorum :)
Severek yaptığınız bir şeyin en iyisini yapmak adına sınırlarınızı ne kadar zorlarsınız?
Encilik oyunu "elde var sıfır" şeklinde sonlanıyor genelde. Mevzu bahis ressama bu eseri verdiren şey hırs olmasa gerek. Ama tutku, ama merak, ama disiplin fakat hırs... Hayır. Hırs içerisinde daima bir parça öfke barındırır. Elindeki iş bitmeden, o insanı yer bitirir dolayısıyla.
Cevaba gelince, evrende sınırlar ve yokuşlar yoktur - perspektif ve duruşlar vardır. Aldığım da verdiğim de yanıma kardır daima. Gözü pek bir insanım.
Sanırım hiç bir şeye bu kadar tutkuyla bağlanamadım. Hep ayaklarım yere bassın istedim ya da karşıma bu kadar ilgimi çeken bir şey çıkmadı. Veya da ciddiye almıyorum sanırım. Ama tutkulu ve bu tutku uğruna her şeyi yapan insanlara da çok saygı duyarım
En İyi Cevaplar