üreten ve katkı veren köylüye, şehir hayatına adapte olmuş şehirliye sözümüz yok. hatta kasabada yaşayana da sözümüz yok. Kızdığımız, kasaba kültürü...
Kasabalılar! Ne verirsen kabul ederler. Anı ve günü yaşarlar. Amaçları günlük iktisat ve çabuk yoldan zengin olmaktır. O yüzden sanatı ve edebiyatı da lüks görürler. Hatta edebiyatla ve sanatla ilgili olanları da alaya alır ve akıllarınca dalga geçerler. Köylü zaten kendi derdinde üretimdedir, ona lafımız yok, ama kasabalı tüccardır ve elitist değildir. Saygın da değildir ama saygı ister. Kasabalı, şehire de adapte olamaz; şehirde köyden getirdiği alışkanlık ve davranışları rahatça sergiler hatta şehirde köylülüğü, köyde şehirliliğiyle övünür.
Kasabalı için kazanmak önemlidir. Bu yüzden ahlak, doğruluk, hak ve adalet önemli değildir. Başarmalıdır, bu yüzden her yol mubahtır. Hep kazanana oynar. Kaybedeni de aşağılar ve kaybedenden olmadığını herkese ispatlamaya çalışır.
Kasaba kültürü biraz da müteahhit kültürüdür. Zengini Milyon borcu da olsa Mercedese biner, abartılı lüksten kaçınmazken, Fakiri için zenginliğe giden her yol doğrudur. Köşe dönmecidir. Yarını, çevreyi, doğayı, insanı, hayvanı düşünmeden direkt anlık düşünür. "Ben mi kurtaracağım, benimle mi düzelecek" bakış açısıdır.
Kasabalılık mikromilliyetçidir. Elazığlıyım desen, Elazığın neresi diye sorar. O da yetmez kimlerdensin diye devam eder. Ama iş ve çevre yapılacaksa Elazığlı değil artık Ankaralı İstanbullu İzmirli Ahmet oluverir. Yine de İstanbullu Mehmet'i tiyatroya, sinemaya gidiyor diye alaya alır. Kitap okuyanlara, kitap okumadan bu noktaya geldiğini anlatıp cahilliğini adeta kutsar. Analitik değil pragmatiktir. Son cümleyi anlayacak çapta hiç değildir.
Nasıl kurtuluruz bu kasaba kültüründen?
Kasabalılar! Ne verirsen kabul ederler. Anı ve günü yaşarlar. Amaçları günlük iktisat ve çabuk yoldan zengin olmaktır. O yüzden sanatı ve edebiyatı da lüks görürler. Hatta edebiyatla ve sanatla ilgili olanları da alaya alır ve akıllarınca dalga geçerler. Köylü zaten kendi derdinde üretimdedir, ona lafımız yok, ama kasabalı tüccardır ve elitist değildir. Saygın da değildir ama saygı ister. Kasabalı, şehire de adapte olamaz; şehirde köyden getirdiği alışkanlık ve davranışları rahatça sergiler hatta şehirde köylülüğü, köyde şehirliliğiyle övünür.
Kasabalı için kazanmak önemlidir. Bu yüzden ahlak, doğruluk, hak ve adalet önemli değildir. Başarmalıdır, bu yüzden her yol mubahtır. Hep kazanana oynar. Kaybedeni de aşağılar ve kaybedenden olmadığını herkese ispatlamaya çalışır.
Kasaba kültürü biraz da müteahhit kültürüdür. Zengini Milyon borcu da olsa Mercedese biner, abartılı lüksten kaçınmazken, Fakiri için zenginliğe giden her yol doğrudur. Köşe dönmecidir. Yarını, çevreyi, doğayı, insanı, hayvanı düşünmeden direkt anlık düşünür. "Ben mi kurtaracağım, benimle mi düzelecek" bakış açısıdır.
Kasabalılık mikromilliyetçidir. Elazığlıyım desen, Elazığın neresi diye sorar. O da yetmez kimlerdensin diye devam eder. Ama iş ve çevre yapılacaksa Elazığlı değil artık Ankaralı İstanbullu İzmirli Ahmet oluverir. Yine de İstanbullu Mehmet'i tiyatroya, sinemaya gidiyor diye alaya alır. Kitap okuyanlara, kitap okumadan bu noktaya geldiğini anlatıp cahilliğini adeta kutsar. Analitik değil pragmatiktir. Son cümleyi anlayacak çapta hiç değildir.
Nasıl kurtuluruz bu kasaba kültüründen?
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer