Selam, Dilimizi korumakla mükellef hissedebilmeyi en baştan öğrenmek durumundayız, yani biz toplumca bu sorumluluğa sahip miyiz? Dilimiz sinsice yozlaştırılmaya kalkışıldığında bunu anlayacak basirete, ferasete ve engelleyecek tepkiselliğe sahip miyiz? Sosyal medyadan uzak kalamayız. Yeni diller illaki öğreneceğiz.. Peki ne yaparsak anadilimizi, güzel ve baki Türkçe'mizi ebediyen yaşatırız? Minik bir örnek vereyim misal:Adını dahi anmak istemediğim bir medya patronunun programlarındaki saçma sapan konuşmalar yüzünden, bugün gençliğimiz artık "tekrar"yerine"tekrardan"der hâle geldi. Bu bile bir yozlaşma değilse nedir? Kesinlikle kitap okumayı ve bir de sözlük okumayı çoğaltmalıyız. Sinema filmi izlemeyi çoğaltmalıyız. Bir de sosyal medyada kısaltmalar yerine atasözleri, deyimler, deyişler tüm zenginliği ile kullanılmalı. Hatta bakanlık gençleri burs vererek dilimizi anlamaları ve aktif kullanmaları için teşvik etse muazzam olabilir. Düşünerek pekçok orijinal ve yarayışlı çözümler geliştirebiliriz... Teşekkürler...🦄🍀❤️
Dil bir milletin karakterini, kültürünü ve yaşayışını yansıtan, kendine özgü kuralları ve fonetiği ile bir millete özel olan en önemli araçtır diyebiliriz. Güzel Türkçemiz yüzyıllarca farklı dillerden etkilenmiş ama bir o kadar da o dilleri etkilemiştir. Ancak özellikle 8. yüzyılda İslamiyet'in kabulü ile başlayan Arapça etkisi ve 11. yüzyıldan itibaren de Farsça etkisi Türkçemizi derinden etkilemiştir. Öyle ki Türk dil yapısında bulunmayan bazı kural ve tamlamalar dahi kullanılmaya başlanmıştır. 1911'de Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp öncülüğünde Selanik'te Genç Kalemler Dergisi etrafında başlatılan Yeni Lisan Hareketi "Milli bir edebiyat milli bir dille yaratılabilir." sözüyle, Türkçenin sadeleştirilmesi konusunda en kalıcı atılımı başarmışlardır. Bunun için şu ilkeleri kabul etmişlerdir;
1- Arapça ve Farsça gramer kurallarının kullanılmaması, bu kurallarla yapılan terkiplerin kaldırılması,
2- Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçede söylendikleri gibi yazılması,
3- Başka Türk Lehçelerinden kelimeler alınmaması,
4- İstanbul konuşması esas alınarak yeni bir yazı dilinin meydana getirilmesi,
5- Dil ve edebiyatın doğu-batı taklitçiliğinden kurtarılması
Günümüz Türkçesinin sadeleşmesinde ve gelişmesinde Yeni Lisan Hareketini ilk devre olarak düşünecek olursak ikinci devre 1930'larda başlayan Dil İnkılabı da ikinci devredir diyebiliriz. Bu devrede Atatürk'ün öncülüğü ile Türkçeye devlet eli uzanmış, sadeleşme ve Türkçecilik bir devlet politikası haline gelmiştir. 1932'de Türk Dil Tetkik Cemiyeti'nin ve 1936'da Türk Dil Kurumunun kurulması Türkçenin sadeleştirilip zenginleştirilmesi yanında araştırılıp incelenmesini de sağlamıştır.
Dilimizin korunması anlamın başta biz gençlere büyük iş düşmektedir. Konuşurken araya bilinçsiz şekilde serpiştirilen yabancı özellikle de İngilizce kelimeler dilimizi yüzyıllar önce olduğu gibi aslından uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle dilimizi doğru kullanmalı "ok canım" demek yerine "tamam" , "yes baby" demek yerine "evet", "hello" demek yerine "merhaba" demeliyiz.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. şu an durum tam olarak böyle dışarıda Türkçe konuşan yok artık Türk göremiyorum valla
Ne demek kank rica Ama öyle ülkede hep Suriyelisi Afganı ıraklısı Osu busu bitmiyor üstüne ülkede 3 sınıf vatandaş olduk İngilizler ve fransızlar burada keyif catıyor bizde onlara hizmet eder olduk malum adam sağolsun bizi bu hale düşürdü 😔 artık Türküm dediğim zaman tepki yer hale geldik
Arap ve Fars etkisinde fazlası ile kalmışız ve bunu da din etkisi ile doğal görmüşüz. Hatta Arapçayı üstün dil olarak görmüşüz, kutsallığı öne sürülmüş. Halbuki bir ırkın en kutsal varlığı kendi dilidir. Kendi diline sahip çok ırk yok dünyada. Ama litetatürde Türkçe diye bir gerçek var. Başlı başına bir anadildir. Edebi gücü çok yüksek bir dildir üstelik. Elimizden geldiğince korumalı ve gelecek nesillerimize aktarmalıyız
Çoğunluğa hitap etmek lazım korumak istiyorsak bu da popüler olan seylerle mümkündür. Diziler, filmler, şarkılar bu konuda sanatçının payı çok büyük. Eskiden her kanalda haberlerde dizilerde filmlerde hep İstanbul türkçesi görüyoruz ama eskiden de insanlar köylü ağızı ile konuşuyordu. yayın kuruluşları her zaman haberlere dizilere çıkan kişileri özenle seçiyordu ki topluma bunu aşılamaya çalışıyordu. Şimdi her şey allak bullak iyi koruduk ama buraya kadar gibi sanki.
sert müdahale yapmaya gelmiyor dil. toplumun karakteristiğini dikkate almadan dil yozlaşmasın diye yapılan müdahaleler de işe yaramıyor. faks yerine belgegeçer dedirtmemezsin mesela. dili boş yere kirletiyor.
Atatürk'ün sözleri moda veya demode olamaz kusura bakmayın ama dilimiz tam da "yabancı boyunduruğunda"ve dilimizi acilen bu boyunduruktan milletçe kurtarmalıyız. Dünya savaşları artık sanalda yaşanıyor, dikkatinizi çekerim.
Atatürk bu kadar fanatikçe savunulduğunu bilse içi sızlardı. Ne demek demode olamaz? Kendinin de söylediği gibi bir gün bilimle de ters düşer, bir gün demode de olur.
Konuştuğun dilin saflığı da 20 yıl sonra kalmayacak, korusan da korumasan da.
Sözlerin demodeliğine odaklanmaktan ziyade, fikirlerin kapsayıcılığına dikkate davet ediyorum. Ayrıca şunu da belirtmek isterim. Sizinle kavga etmeyeceğim.
Dil bir milletin ortak hafızası en önemli insanlık aracıdır. Korumak için Türk Edebiyatına sıkı sıkı sarılmalı yabancı dillerden Türk dilini arındırmalı...
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Yeni dillerden mi bahsediyorsunuz yok devamke falan yok randomn