+Daha çok anlat dedim. -Hoşuna gidiyor mu? +Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum. -Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz? +Gider gibi yaparız.
Beni etkileyen kitap cümlesi hep şu oldu: “Ben hastayım, çok hasta. Şu ana kadar hastalığımın ne kadar ilerlediğini anlamamıştım. Bir şeyler uçup gitmiş benden. Hayattan hiç korkmamışımdır, ama bir gün hayata doyabileceğimi hiç hayal etmemiştim. Hayat beni o kadar doyurmuş ki hiçbir şeye arzu duymuyorum. Ne kadar hasta olduğumu anlıyor musun?” - Martin Eden. Paragraf bu gerçi ama olsun beni etkilemişti fazlasıyla
Çocukken her aksam yatmadan önce Tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı'nın çalısma tarzının bu olmadıgını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her aksam yatmadan önce Tanrı'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim. Tanrım Sen Yaptıklarım için beni affet
Evet. Orhan Pamuk'un ilk giriş cümlesiydi. Beni en çok etkileyen kitap cümlesini yazsam buraya sığmaz herhalde. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabında Selim için yazdığı uzun bir bölüm vardı hepsi o kadar dahiyane sözler ki... ;)
Ölenlerin bir çoğu da yaşamayı hakediyordu. Onlara yaşamı geri verebilir misin Frodo? Öyleyse ölüm hakkında hak hukuk buyurmakta acele etmemelisin. Gibi bir cümleydi. Kitaplığım 6000 km uzakta olduğu için açıp bakamıyorum.
Daha önce pek fazla okumuyordum. Kitaplar evimizde pek sık görülmezdi. Ekmeğin daha önemli olduğu düşünülürdü. Karnımızı doyurmak zihnimizi doyurmaktan daha önemli bir işti.
Budanin öğretileri kitabında "Orman yangınında kaplan yavrusu annesi ensesinden tutup kaçırır ise, maymun yavrusu kaçan annesine yapışarak kurtulur'Aciklamasi.