Firavunlar İslam'ın anlattığı gibi zalim miydi? Yoksa somut delillerin kanıtladığı gibi yönettikleri toplumun haklarını gözetmişler miydi? Sizce hangisi doğru söylüyor? İslam mı Antik Mısır yazıtlarımı?
Burada iki önemli durum var, Birincisi Firavun'un nimetleriyle geçimini sağlayan bir milyon halk ve içinde bulunan İsrailoğullarının durumu.
Hz. Musa'nın (a. s) kavmi [İsrailoğulları] "Allâh'ı görmeden iman etmeyiz" demelerinden ötürü aşağıdaki Bakara;51-57 âyetleriyle açıklanan bir gerçeğe şahit olmuşlar. Yani diyebilirim ki burada Firavundan başka biri ile de imtihan edilebilirdi Hz. Musa'nın (a. s.) kavmi.
51. Musa'ya kırk gece (vahyetmek üzere) söz vermiştik. Sonra haksızlık ederek buza-ğıyı (tanrı) edindiniz. (Hz. Musa Tûr-i Sinâ'ya gidince Sâmiri adın-da birisi, altından yaptığı bir buzağı heykelini getirir, «Bu sizin Rabbinizdir. Musa bunu unuttu, o gelinceye kadar buna tapın» der. Hz. Harun buna mani olmaya çalışırsa da başaramaz. Bu kıssa Tâhâ sûresinde genişçe anlatılacaktır.) 52. O davranışlarınızdan sonra (akıllanıp) şükredersiniz diye sizi affettik. 53. Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve hak ile batılı ayıran hükümleri verdik. 54. Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Şüphesiz siz, buzağlyı (tanrı) edinmekle kendinize kötülük ettiniz. Onun için Yaradanınıza teybe edin de nefislerinizi (kötü duygularınızı) öldürün. Öyle yapmanız Yaratıcınızın katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah tevbenizi kabul etmiş olur. Çünkü acıyıp tevbeleri kabul eden ancak O'dur. 55. Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı. 56. Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki şükredesiniz. (Yıldırım çarpmasından baygın düşen kavim Ah lah'ın iradesi ile yeniden canlanır ve istediklerinin yanlış olduğunu anlar. Ayette bu olay, ölme ve tekrar dirilme olarak anlatılmıştır.) 57. Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret hel-vası ve bıldırcın gönderdik ve «Verdiğimiz güzel nimetlerden yeyiniz» (dedik). Hakikatta onlar bir ze değil sadece kendilerine kötülük ediyorlardı.
Ve unutulmaması gereken bir gerçek var ki Firavun 400 sene yaşamıştır. Bunun sebebi zalim olması bir yana halka cömert davranması ve onları Allâh'ın izniyle nimetlendirmesidir.
Ancak ona verilen lütufu kendinden saymış yani hem uzun yıllar yaşaması, hem de elindeki güç sebebiyle kendini bir nevi Tanrı kabul etmiştir. (Tabiri caizse "Ben ölmüyorum, çok ta güçlüyüm. O hâlde ben bir Tanrı'yım." gibi bir fikre kapılmıştır.)
Hz. Musa (a. s) kavmini Firavunun elinden kurtarmaya çalışmıştır ancak ona sihirbaz dendiği yetmezmiş gibi O'nu ve kavmini helâk edeceğini söylemiştir.
Uzun uzun anlatmak istemiyorum. Ancak Hz. Musa (a. s) Rabbine Firavunun helâk olması için dua ederken, ALLÂH bunu kabûl etmemiştir. Çünkü 1milyon için helâk edilmemesi, Hz. Musa (a. s) için de helâk edilmesi gerekiyordu. Bu da mümkün değildir.
Yukarıda dedik ki cömert davranıyor ve uzun yıllar yaşamış. Peki neden boyle bir ibretlik hikâyesi var?
Onu da Bakara;49-50 âyetleriyle açıklayabiliriz.
49. Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Çünkü onlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar, (fenahk için) kızlannızı hayatta bırakıyorlardı. Aslmda o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. (Firavun, eski Mısır hükümdarlarına verilen bir ünvandır. Hz. Musa'nın gelmesine tekaddüm eden senelerde kâhinler, İsrailoğullarından doğacak bir çocuğun, Firavun'un tacını tahtını yıkacağını söylediler. Bunun üzerine Firavun, yeni doğan erkek çocukların kesilmesini emretti. Allah bununla israiloğullannı imtihan ediyordu.) 50. Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlannı da, siz bakıp dururken denizde boğduk. (Rivayetlerden, bu mucizenin Kızıldeniz'de geçtiği anlaşılmaktadır.)
Evet. Erkek çocuklarını kesiyor denildi. Çünkü söylenen bir gerçeği kendisi de biliyordu.
Tamam bunu da Kurân söylüyor. Belki Kurân'a iman etmeyen için muamma bir durum söz konusu olabilir.
Ancak hepimiz biliyoruz ki insan boyutunu aşan taşlarla yapılmış Giza piramitleri günümüzde bile yapımı kolay olmayan bir şeydir. Bu yüzden teknolojinin de kısıtlı olması sebebiyle büyük bir insan gücü gerekmektedir. Bu da halk yani köle kesiminden sağlanacaktır. Bu da Firavunun bir diğer yanı.
Ve ibretlik bir diğer hikâye de, Firavun Allâh'ın gökte bir Tanrı olduğunu hayal etmiş ve kendisince, "Bana öyle yüksek bir merdiven yapın ki.. Bakarsınız Hz Musa'nın (a. s) Rabbine ulaşırım?" gibi bir söz etmiştir.
Bu sebeple de Piramitleri inşa etmiş olabilir.
Ilk başta da söylediğim gibi. ALLÂH Firavunu dileseydi 70 yaşına dahi varmadan öldürebilirdi. Ancak halk onun sayesinde nimetleniyordu. Firavun son dönemlerde Hz. Musa'nın (a. s) halkı kendi tarafına çektiğini görünce tedirgin olmuş ve hazinede yeteri kadar ganimet biriktirmeye çalışmıştır.
Bunu da halkın rızkından çalarak yapmıştır. Ve hatta şöyle anlatılır,
"Bir müddet sonra Firavun, veziri Haman'a dedi ki: - Musa, İsrailoğullarını kendi etrafında topladı, bizi rahatsız ediyor. Onunla işimizin, nereye varacağını bilmem. Şimdi, hazineyi ve zahire depolarını dolu tutmamız gerekiyor; çünkü, hiçbir vakit hazırlıksız olmayalım. Bu sebeple, mutfak tahsisatını ve sofrayı her gün azaltmak gerekir ki, rahat olalım. O malın yarısını zahire temini maksadıyla bir tarafa koymak, yarısını azaltmak gerekiyor. Her gün fakirlere yaptığı yardımı azalttı. Firavun suda boğulduğu gün, mutfağında sadece iki cılız koyun kesilmişti."
Kardeşim sana sonuna kadar katılıyorum İslam Sümer ve babil eski yasalarının sürekli güncellenerek günümüze kadar gelmesidir, Dinler tamamıyla gezegenlere ilişkilidir. İslamda ki hikayelerin çoğu bu medeniyetlerin efsaneleriiyle benzerdir, muhammedin Burak diye bir ata binmesi ve tanrıyla görüşmesi, habil ve kabil olayı, yedi uyurlar, İslamda hırsızlık yapanın kesilmesi ve pek çoğu peygamber sanılan kişiler dini ve peygamberliği kendi çıkarlarına yani bir malzeme olarak kullanmışlardır babadan oğula peygamberlik bile geçmiştir kuranı okumadan Arap tarihini okumak gerekir bariz çıkar ortaya herşey
Kurân'ı baştan sona anlayarak okuyan insan sizin dediklerinizden utanır.
Sümer ve eski Babil yasalarının devamı diyorsunuz... Çok dikkatimi çekti de, Her kavme bir peygamber gönderilmiştir gerçeğini unutuyorsunuz.
O ilmi kim verdi? Sümerlere. Babile?
Bir yaratıcı olmazsa, Kâinata dair bu kadar ilmi kim Kurân'a yerleştirebilir.
Ya siz daha bilgilisiniz Kurân'da yazılanlardan? Ya da Kurân'daki ilmin farkında olamamışsınız bu zamana kadar.
Tarih okuyorsunuz ancak yanlış okumayın.
Gayrimüslimler bile ilminden faydalanıyor. Nitekim Yahudiler öyle yapmıştır.
Ve her gün değişen yasalar neden değişiyor dediğimizde, topluma gore daha iyi kanun getiriliyor diyorlar.
Kutsal kitapların gelişip, son hâlini alması ve kusursuzluğa erişmesi gerçeğini dile getirdiğimizde ise eleştiri okları hemen Kurân'a dönüyor. Neden tek bir kitap değil diyorlar... Neden yenisi geliyor her defasında?
Oysa insanın Kurân'da yazılanları kavraması ve dönemin gerekli şartları kapsaması için böyle bir vakit yani 14 asır öncesi Allâh'ın hikmeti dairesinde uygun düşmüştür.
Bir çocuk emeklemeden yürümez. Bir çocuk yürümeden koşamaz. Ve bir genç belli bir süreçten geçmeden diploma eline alamaz.
Kurân dediğiniz gibi çıkar için uydurulmus bir efsaneler kitabı değildir. Maneviyatı kavramak gerekir. Sonra da gizlenen hakikati.
Müslüman anlam olarak cahilliğe tapan demektir zaten. Müslümanlar tek bir firavun olduğunu zannederler. Firavun Mısır kralı demektir ve yüzlerce belki de binlerce Mısır firavunu vardır. Ayrıca Antik Mısır Medeniyeti 1400 yıllık İslam Medeniyetsizliği'nden çok daha uygardır. Müslümanlar 21. yüzyılda yaşasalar bile onlardan daha ilkeldirler. Sadece Mısır piramitleri, insan, hayvan, yarı insan-yarı hayvan şeklindeki heykeller, resimler, yazılar, kağıt, mumyalar, çeşitli tedavi yöntemleri, ilaçlar, matematik ve astromi ile ilgilenmeleri bile Antik Mısır'ın İslam'dan daha gelişmiş olduğunu göstermektedir. Antik Mısır mimari, heykeltraşlık, tıp, ecza, kimya, resim sanatı, edebiyat, astronomi ve matematik konusunda İslam'dan daha gelişmiştiler. Hatta senin dediğin gibi tarih konusunda da daha gelişmiştiler.
Firavun kelime anlamı olarak acımasız, zalim kimse olarak tanımlanır fakat bir çok kişi firavunu sadece mısırdaki firavun olarak biliyor ve anlıyor. Öncelikle şunu göz önünde bulundurmak lazım insanlar çıkarları için her türlü yalan, yanlış bilgi aktarımı yapabiliyor günümüzde'de yeterince şâhit oluyoruz fakat ilâhi kitaplar hiç bir çıkar üzerine kurulmamıştır ne olmuşsa iyi ve kötüsüyle bire bir anlatılır her şey, bu sebeple tabi ki islamın bize aktardığı bütün bilgiler şüphesiz doğrudur.
Bir kere Firavun denizde suyun altında secde etmiş olsa bile nasıl mumyalanmış? Sudan çıkarılıp mumyalanıp tekrar mı bırakılmış? İnternette gezen o fotoğraftakinin bir Firavun olduğunu hangi biliminsanı veya arkeolog söyledi?
Antik Mısır kabartma ve Papirüs; yazıt, hiyeroglif ve resimleri diyorsunuz. Bunu gidip gözünüzle gördünüz mü? Veya tespit ettiniz mi 5000 yıl öncesinde imiş. Ancak onları da bir insan yapabilir.
Ama bir şeyin doğruluğunu kanıtlamak için önce kalb gerekir, sonra da akıl. Bunu siz de yapabilirsiniz, yani muhakeme edebilirsiniz. Bunca bilgiyi, bunca ilmi, bu güzel hitabeti, herkese seslenişi, içindeki nizam ve düzeni, her yerde aynı dili kullanışı ve hiçbir şeyi eksik bırakmayışı Kurân'ın bir insan kelâmı olmadığının kanıtıdır.
Bir insan kelâmı içinde birçok çelişkiler içerir. Ancak Kurân'da çelişki olmadığı gibi, hepsi bir arada düşünülmeli ve hâdislerle anlamaya çalışılmalıdır. Yoksa bir âyeti tek başına açıklamak güç.
Ayrıca insan unutkandır. Hem yazılarında kişisel özelliklerini yansıtır. Kurân'da bu durum yoktur.
Ve beni en çok şaşırtan ve hayrete düşüren, mealini şimdi tekrar okuyorum ki her şey yeniden yaşanıyor gibi. Sanki bu asırdan bilgiler veriyor gibi.
Yani diyeceğim o ki Firavun olsun. Lut kavmi olsun, Semud olsun hepsi bir anda bu asırda gözümün önünde.
Kurân okumak güzel. Gerçekten güzel. Bu hissi kimsenin kitabı veremiyor bana. Çok şükür Rabbime.
En İyi Cevaplar