Müzik Kültürümün Doğuşu ve Altın Çağına Yükselişi

Günümüzde artık her müzikseverin, dinlemekten zevk aldığı müzik tarzları farklılıklar gösterebiliyor.

Müzik Kültürümün Doğuşu ve Altın Çağına Yükselişi

Bir zamanlar neredeyse hiç müzik dinlemeyen bir kişi olarak söylüyorum. Müzik öyle bir şey ki, insanın bilinçaltından tutun, hayallerini, hedeflerini, karakterini ve arzuladıklarını bile zaman içerisinde şekillendirebiliyor. Aynı zamanda dinlemekten zevk aldığınız müzik stili, sizin karakterinizi yansıtan bir ayna görevi görüyor. Bunu çevremde çok rahat bir şekilde gözlemleyebiliyorum.

Tabi ki çevreye "Cool" gözükmek için, yapmadığı şeyi yaptım, dinlemediği şeyi dinliyorum diyerek topluma yer edinen arkadaşları bu konuya dahil etmiyorum.

1- İlk hislerin doğuşu - Henry Jamison / The Rains

Bir sonbahar mevsimi, değişik kurslara katıldığım bir dönemdi. Düzenli müzik dinlemeye yeni yeni başlamıştım, aşk hayatımda bazı büyük sorunlar yaşıyordum. Duygularımı iyi yansıtan bir parçaydı. İçime işliyordu. Müziğin kalbime dokunuşunu hissedebiliyordum.

2- Derin hislere yolculuk - Schubert / Ave Maria

Kendimi öğrenmeye ve herkese karşı pozitif yaklaşım sergilemeye adadığım bir dönemdi. Dünyanın büyüklüğünün yanında ne kadar küçük olduğumu fark ettiğim zamanlardı. İstediğim hiçbir şey yolunda gitmese de, hayata karşı bakışım değişmişti. Eskiden her şeyi yaparım ederim diyen ben başarısızlıkları tattıkça, dünyanın ne kadar acımasız bir yer olduğunun farkına varmıştım.

3- Keman ve piyano aşkı - Otto A Totland / Pinô

Schubert'in eşsiz parçasını dinledikten sonra, piyano ve kemandan çıkan mücizevi sesler benim ilgimi fazlasıyla çekmeyi başarmıştı. Sanki yeniden doğmuş ve hayatın anlamını bulmuş gibiydim hatta aynı stilde farklı sanatçıları keşfetmeye başlamıştım bile.

4- Klasik müziğin derinlikleri - Joep Beving / The light she brings

Bir yeni dönemin daha başlangıcıydı. Müzik zevkim yeni bir mevsime merhaba diyordu. Klasik müziğe verdiğim yoğunluğu bir nebze olsun düşürmüştüm. Ancak hala dinlemeye devam ediyor, her notanın ruhuma dokunmasına izin veriyordum.

5- Yeni bir mevsim, yeni bir tarz - Phoria / Saving Us A Riot

Karlar eriyor, ancak benim ruh halimdeki umutsuzluk bulutları bir türlü dağılmıyordu. Yeni keşfettiğim müzik tarzında kafa sesleri ön plandaydı. En çok da bu sesler hoşuma gidiyordu. Kalbime dokunan, beni derin düşüncelere daldıran müzik stili işte tam olarak buydu.

6- Müzik zevkimin yükselişi - Albin Lee Meldau / Lovers

Müzik artık benim her şeyim olmuştu. Dinlemediğim bir an dahi yoktu. Ne sözleri, ne lisanlarını bildiğim bu güzel parçalar benim kalbimin derinliklerinde yankılanıyordu. Müzik kültürüme başladığım Henry Jamison tarzında yeni bir sanatçının daha parçalarıyla tanışmıştım.

7- Huzura doğru kaçış - Aldous Harding / Stop Your Tears

İçimdeki huzursuzlukdan sıyrılmak istediğim bir döneme gelmiştim. Karanlıklardan, aydınlığa geçiş için fazlasıyla hazırdım. Dinlediğim parçalarda artık bu yönde gelişmeye başlamıştı. Tek istediğim şey, sadece huzurdu.

8- Son umut ışığının sönüşü - GroupLove / One More Cup Of Coffee

Müzik Kültürümün Doğuşu ve Altın Çağına Yükselişi

https://open.spotify.com/track/1XLJxAcTdnMIeQpsvdfkSv

Tam o sırada her şey çok güzel olacak diye hissettiğim o noktada. İşler daha kötüye gitmeye başlamıştı. Bazı şeyler canımı acıtmaktan öte gitmiş, beni eskisinden de berbat bir hale getirmişti. İşte bu parça, en sevdiğim ve hep öyle kalacak tek parça.

9- İlk tanışma - Daft Punk / Within

Ve en sevdiğim grup Daft Punk ile tanışmama vesile olan o meşhur parça. Kendi stillerinden çok farlı bir yapısı vardı. Piyano notaları beni bu gruba iten ilk şey olmuştu.

10- Yeni bir umut ışığı - Daft Punk / Veridis Quo

Tam bu dönemde psikoloji ile ilgilenmeye başlamış, Modern Psikoloji üzerine bir düzine kitabı bitirmiştim. Artık yaşadığım problemlerden nasıl başa çıkacağımı biliyordum. Ancak bilmek, uygulamak için yeterli değildi. Daft Punk'ın diğer parçalarını dinlerken açıkçası bana fazlasıyla ağır gelmeye başlamıştı. Ben de Daft Punk'ın daha içten ve sıcacık kalplere seslenen parçalarını dinlemeyi tercih ediyordum.

11- Şafak sökerken - Daft Punk (The Weekend) - I feel it coming

Yaşadıklarımı sindiremediğim, tekrar tekrar hatırıma getirdiğim bir dönem. Evet fazla duygusaldım ama kolay şeyler yaşadığımı da söyleyemem. Ben unutmaya çalıştıkça hatırıma gelen kötü anılar dört bir yanımı sarmaya devam ediyordu. İşte bu dönemde de beni bu güzel şarkı karşıladı. Adeta zifiri karanlık dünyamda, yeni bir kandilin parıltısı oldu.

12- Kendi müzik tarihimin Altın çağı - Daft Punk / Human After All

Bu parça beni azim, kararlılık ve başarıyla tanıştıran parçaydı. Hayatımda dinlediğim hiçbir şarkıda bu enerjiyi ve pozitifliği bulamazdım. Evet tam olarak aradığım ve devamlı dinlemem gereken şey buydu. Her umutsuzluğa düştüğümde bunu açıp kendime gelebiliyordum. Damarlarımda akan kanı, neler yapabileceğimi, imkansızlıkların aslında var olmadığını, başarmak için sadece azim ve çalışmanın yeterli olduğunu keşfettiğim bir dönemin tam ortasındaydım.

Eehh aynı zamanda artık dinleyemediğim Hard olarak tanımladığım dinlemeye istemeyerek de olsa başlamıştım :)

13- Kopuş noktası - Daft Punk / Television Rules The Nation

Ahhh :D Bu da kopuş noktasından sonra dinlemeye başladığım ilk müziklerden bir tanesi. :P İşte tam olarak burada psikopata bağladım diyebilirim.

14- Müzikte damak tadını keşfet - Daft Punk - Harder, Better, Faster, Stronger (Dillon Francis Remix)

Müzik Kültürümün Doğuşu ve Altın Çağına Yükselişi

https://soundcloud.com/dillonfrancis/daft-punk-harder-better-faster-stronger-dillon-francis-remix

Bu tarzdan aldığım enerji ve hareketi daha üst seviyelere ulaştırmak istiyordum. Artık Daft Punk'ın farklı remixlerinden haz almaya başladım. Tatmin seviyem gün geçtikçe yukarılara çıkmaya başladı. Artık seçtiğim parçaları çevremdekilerde beğeniyor, benden yeni parça önerisi istiyorlardı. Nokta atışı yapar gibi müzik seçmeye başlamıştım.

15- Küçük misafirlikler - Led Zepppelin - Stairway to Heaven

Peki ya devamlı bu tarz müzikler mi dinliyordum artık, hani arada hiç mi eskisi gibi soft parçalar dinlemiyordun diyebilirsin. Evet arada bir dinlemeyi ihmal etmiyordum tabi ki. Müziği ruhunda yaşayan İngiliz Rock grubu Led Zeppelin ile tanışmam uzun sürmemişti.

16- Misafirlik biraz uzun sürdü - Steady Holiday / Superstar

Arada bir yeni müzik stilimden sıyrılıp daha slow parçaları dinleyerek kendimi dinlendiriyordum. Bazen bu dinlendirme işini abarttığım doğrudur. İşte bu slow merakı benim, en keyif aldığım parçalara doğru sürüklemenin ilk adımlarını atmamı sağladı.

17- Elektro-pop dünyası keşifleri - Emmit Fenn - Painting Greys

Artık yeni parçalar keşfetmenin vakti gelmişti. Günlük dinlediğim Daft Punk müziklerinin yanına çerez niyetine bir şeyler aramaya koyulmuştum. Tam o sırada imdadıma yeni bir tarz yetişmişti. Elektro-Pop-Disco-Slow arasında bir karışımdan oluşuyordu. Bu da benim tam olarak istediğim tarzdı.

18- Daft Punk akımının etkileri sürüyor - Ratatat - Drugs

Daft Punk grubuna yakınlığı ile tanınan Ratatat grubunu keşfetmem zor olmamıştı. Bu grup gerçekten bir harika. Her parçada en az 20 epic bölüm bulabilirsiniz.

19- Eşsiz bir grup - Starcadian / He^rt

Unutulmaz şarkılarıyla benim kalbimde ayrı bir yeri olan Starcadian grubunu en sonlara bıraktım. Artık dinlediğim müzik tarzı 3 aşağı 5 yukarı bu stilde gidiyor. Slow- Elektro karışımından vazgeçemiyorum. Starcadian grubunun en sevdiğim parçasıyla devam ediyorum.

20- Son dokunuşlar - Vitalic / Poison lips

Bu parçayla bencemi sonlandırıyorum, herkesin dinlediği bir müzik stili var. Asla o insanları dinledikleri parçaların farklılıkları yüzünden yadırgamayın. Kimse annesinin karnından bu parçaları dinleyerek doğmuyor. Müziğin insanlarla nasıl bir bağ kurduğunu bilemeyiz. Belki hayata karşı bir isyan, belki bir haykırış, belki bir heyecan... Belki de Rien Quell..

#MüzikKültürüm #RienQuell

Müzik Kültürümün Doğuşu ve Altın Çağına Yükselişi
Cevapla