Okuduğunuzda Asla Eskisi Gibi Olmayacağınız Yedi Güzel Eser: 2. Bölüm

İlk seri @KızlarSoruyor 'un derin katkıları ile bir hayli ilgi görünce dedim ki bu az geldi, sizi etkileyecek ve kendinize getirecek yedi güzel eser daha yazmak istedim.


Hazır mısınız? Kaşıklı (yani yine ben) gururla (yeniden) sunar(ım):


Okuduğunuzda Asla Eskisi Gibi Olmayacağınız Yedi Güzel Eser: 2. Bölüm



Okuduğunuzda Asla Eskisi Gibi Olmayacağınız Yedi Güzel Eser Bölüm 2


7. Çavdar Tarlasında Çocuklar - Jerome David Salinger


"Holden Caulfield'in masumiyet arayışının iç burkucu romanı"na hoş geldiniz. Bir gencin bakış açısı ile ergenlik ve yetişkinlik arasında kalmamın ne demek olduğunu anlamak vurucu olmakla beraber hayli esprili. Bu kitabın orijinali çok daha güzel demişlerdi de benim İngilizcem yeter mi bilemediğim için Türkçe okudum. Tek handikap samimi olmak adına sürekli argoya başvurulmasıydı, biraz çiğ kalmış gibi geldi bana. Yine de Salinger'ın olay akışı başarılı olduğu için bir çırpıda okuyorsunuz kitabı. Tavsiye ederim.



6. İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali


Kürk Mantolu Madonna'nın muhteşem tadını alan Sabahattin Ali'yi bir nevi keşfeder. Bunun devamında daha fazla eserini okumak ister. Öyle ki karakter tahlilleri çok iyidir Sabahattin Ali'nin. Bu romanında da, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor. Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış atıp etrafınızda bu insanların varlığını seziyorsunuz. Okumalısınız.



5. Beş Sevim Apartmanı: Rüya Tabirli Cinperi Yalanları - Mine Söğüt


"Pürtelaş Sokağında kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağındaki Beş Sevim Apartmanında tuhaf şeyler oluyordu."


Bakmayın kitabın adına, öyle korku hikayesi filan değil, zaten öylesini ben okuyamam korkudan. Bu kitap tuhaf, naif ve birbirinden bağımsız gözüküp sonunda muhteşem ve organik bir şekilde bağlanan beş -hatta Dr. Samimi'nin Günlüğü ile altı- hikayeden oluşuyor. Kasvetli gelebilir, hatta Mine Söğüt'ün tarzını Elif Şafak'la kıyaslamak isteyebilirsiniz, inanın Elif Şafak halt eder Mine Söğüt'ün yanında. Tavsiye ederim.



4. Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı



Sıkı bir dostluğun genç bir kadın tarafından sınanmasını okuduğumuz bu eser ayrıca sinemaya da uyarlanmıştır fakat ben izlemedim, okumak çok daha etkili geldi. Aşk yerine koruma kollamaya dönen ama içten içe içimizi acıtan Ender ve Çetin'in Nihal'e bakışları, belki de "Nefes alsın yeter."cilere ders olur, okumak gerek.



3. Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini


Öncelikle uyarayım, kitabı okuyacaksanız oturup ağlamaya hazır olun. Böyle iç burkan, böyle yaralayan bir eserle pek karşılamazsınız çünkü. Hosseini'nin ilk romanı olan bu eser, kan bağı olmasa da "kardeş" olan iki çocuğun arasındaki dostluğu, ihaneti anlatırken Afganistan'da yaşanan zulmü ve sömürüyü, vatan toprağını terk edip kilometrelerce uzağa gitmek zorunda kalan insanların zorluklarını, ırkçılığı ve dini ikiyüzlülüğü de gözler önüne seriyor. Kesinlikle okuyun. (Bu kitabın da filmi var okuduktan sonra izlerseniz etkisi çok daha fazla olacaktır.)




2. Oğullar ve Rencide Ruhlar - Alper Canıgüz


Benim bu yazarı keşfetmem tesadüf eseri oldu. Normalde "çıtır çerez" gibi görünen şeyleri pek okumam ama ön yargılı olmamak gerek. Kitabın baş karakteri Alper Kamu öyle değişik bir çocuk ki hayalinin ve zekasının gücü sizi sizden alabilir. Hatta Alper Kamu, Albert Camus'a bir göndermedir ki cidden lezzetli bir göndermedir. Trajik, komik, keskin, lezzetli bir şeyler okumak isterseniz bu kitap tam size göre. (Bir de ikincisi olan Cehennem Çiçeği de bunun üzerine kaymak gibi gider, aklınızda olsun.)



1. Hayatın Kaynağı (The Fountainhead) - Ayn Rand


Zirveye koymazsam büyük ayıp edeceğim Ayn Rand yine yapmış bu kitapta yapacağını. Atlas Vazgeçti'yi okudu iseniz zaten bir açlık çekmeye başlıyorsunuz. Yana döne Ayn Rand romanı ararken Hayatın Kaynağı'nı keşfettim ben de. Bireyselliğin, zekanın, realitenin önemi bir yana, bir insanı karalamanın kolaylığını ve emeğe saygısızlığı net olarak gözler önüne seren eserin en harika yanı 900 küsur sayfa olmasına rağmen su gibi duru olması ve akması. Bir de anne babamızın zoru ile seçtiğimiz ve sevmediğimiz bir mesleği yapmamın ve bunun ağırlığı ile ezilmenin temsilini görüyorsunuz (Bkz. Peter Keating Karakteri). Bu arada keşfedeceksiniz ki etrafımız Ellsworth Toohey'lerle dolu ve bu çok rahatsız edici. Okuyun beni anlayacaksınız. (Bu kitabın da filmi var ve 1949'da çekilmiş. Ona da bir göz atmak lazım, tabii kitabı okuduktan sonra.)



Bir dahaki Bence'de görüşmek üzere...


Saygılar efendim...



Not: Son iki kitap için görsel eklememe izin vermedi sistem, daha doğrusu "Yükleniyor..." yazısı çıktı ama yükleyemedi. Neden fotoğraf yok demeyin bu yüzden, iyi okumalar...

Okuduğunuzda Asla Eskisi Gibi Olmayacağınız Yedi Güzel Eser: 2. Bölüm
Cevapla