Yeni bir benceme daha hoş geldiniz ve hoş gidesiniz efem. Lafı uzatmadan direkt konuya cumburlop dalmak isterim...
Öjeni, tarihsel boyutuyla ele alındığında kelime köken bakımından genel anlamıyla Yunancadan gelir ve "eugenes (eu: iyi - genes: doğan)" şeklinde telaffuz edilir.
Öjeninin amacı kötü olan her ırkın yok edilip, daha iyilerinin türetilmesini amaçlamaktır. Ve bizlerse bu kapsamda Hitler'in kötü saydığı Yahudi ırkını yok ederek daha iyisine (aryan ırkına) ulaşmak istemesini, 20 yy'ın başında Amerikalıların öjeni kampları kurmasına kadar değineceğiz. Çünkü konu fevkalede uzun ve kapsamlı...

İlk olarak Eski Çağlarda bu kavramı ortaya atan kişi olarak karşımıza Platon çıkmaktadır. Lakin bu kavram Platon için kötü düşüncelerin yok sayılıp, daha iyisine yer verilmesi gerektiği anlamındaydı. Bu yüzden öjeni (ırk ıslahı) kavramı çok kapsamlı olup, her kesim için ayrı bir tanımsal şekle girmiştir. Bahsettiğim gibi Platon'da iyilik ve kötülük (duygusal), Hitler'de ırksal (insan katli), Amerika'da beyaz üstünlüğü için gibi gibi şekilde yorumlanarak deneysel yollarla ve bazen de zorunlu şekilde uygulanmıştır.
Gene Eski Çağ kapsamında insanlar kanımız bozulmasın diye akraba ve kardeş evliliği yapmış devamında engelli bireylerin çokluğu göze batmıştır. Ve zamanın liderleri bu duruma karşı çocukları ormana gönderip zayıfların öldüğü, güçlülerin geri geldiği ritüellerle birlikte tamamlama gayelerine girmişlerdi. Bazılarıysa "tanrılara kan akıtmak gerek" diyerek engelli olan insanları toplu şekillerde öldürmüşlerdi.
Gelgelelim 1900'lü yıllarda nüfusunda artışıyla birlikte Amerika daha bu yılların başında engelli insanların evlenmesini yasaklarken, 1903 yılında "Amerikan Üreme Kurumunu" faaliyete geçirilerek bu durumu devlet eliyle yasallaştırılmıştı. Ve devamında 1911'de de "Irk Düzeltme Kurumu" ile soy ağacı politikası başlatılmış olup kişilerin ırklarına kadar düzenleme çalışmalarına başlandı.

1909 yılına gelindiğindeyse toplanan veriler sonucunda göçmenler, fakirler ve azınlık grubun yüzünden Amerikan ırkının kötüye gittiğini ve genellikle engelli doğduklarını anlamaya başlayan devlet ilk önce nüfusun daha çok olduğu bölge olan California eyaletinde bu kesimler için kısırlaştırma politikasını başlattı. Bu yıldan 79 yılına kadar 20 binden fazla gönülsüz kişi üzerinde kısırlaştırılma politikası uygulanarak devlet zorunlu elden öjeni yapmaya devam etti.
Bu duruma karşı gelmek isteyen azınlık kesim şikayette bulununca da dönemin hakimi Oliver Holmes "Bu kadar embesille şimdiye kadar yaşadığımız yeter" diyerek öjeniye izin vermişti. Lakin durum vahimdi. Çünkü bu azınlık kısma uygulanan kısırlaştırma politikası altında yapılan öjeni harekatı bir süre sonra Amerika'nın 39 eyaletine daha yayıldı. Burnu yamuk olan, kafası altın orana uymayan, boyu kısa olan derken derken sayısız kişiyi çocuk doğurmaktan ve üretmekten men eden bir durum haline gelmişti öjeni.

Ülkenin yarısı kısırlaştırılıp "saf beyaz ırk" haline getirilmeye çalışılırken bunu doktorlar aslında gizli bir şekilde yapmaya çalışıyorlardı. Örneğin apandisit ameliyatı sırasında hasta kısırlaştırılıyordu yahut çocuklar hastaneye hasta geldiğinde ailesinden izin alındığı halde ailesi kısırlaştırma olayına izin vermiyorsa çocuk ölüme terk ediliyordu. Ve haliyle de aileler çocuklarının yaşaması için buna izin vermek zorunda kalıyorlardı.
İşte böyle böyle özgürlükler ülkesi, modernizm, kültürlülük, barış antlaşmaları vs denen şeylerin çıktığı ülkede durum aslında bu kadar acınası bir şekilde ilerlemekteydi. Çünkü gözleri o denli kararmıştı ki tek istedikleri beyaz tenli ve güzel olan insanlarla bir ülke kurmaktı. Ve burada daha yaptıkları çoğu şeyden bahsetmek istemiyorum. Zira Hitler bile bu durumda yavru kedi kalacaktır... Her neyse. Siyahiler, Kızılderililer, fakirler, akıl hastaları, engelliler, kronik hastalıklılar, azınlıklar derken derken durum Amerika'da bu şekilde devam etti.
Ahval böyleyken bundan elbette diğer ülkelerde (Brezilya, Almanya, Avustralya, Japonya, Kanada, Çin, Estonya, Norveç, Danimarka, İsveç gibi gibi...) Fazlaca etkilendi. Ancak Almanya içlerinden en tehlikelisi olarak karşımıza çıkacaktı. Çünkü Kavgam kitabında da Amerikalıların yaptığı öjeniden ballandıra ballandıra bahseden o dönemin lideri Hitler vardı. Zira Hitler Spartalılar efsanesini duymuş onların Superman gibi kusursuz bedenleriyle her şeyi başardıklarını öğrenince gaza daha bi gelip aryan ırkını yani süper insan modelini Amerikalılardan aldığı destekle yapacaktı.

Devir 1930'lardı. Hitler darbe yapmış sonra kaçmış ve yakalanınca hapse girmiş bu sıralarda da meşhur Kavgam kitabını yazmış ve baktığında kavgayla değil de adam akıllı bir stratejiyle başa gelebileceğini anlayınca Nazi topluluğunu kurmaya kendini adamış ve bu yolu takip ederek "saf alman ırkı" kapsamında öjeni temelli, halkın kürtajla ve kısırlaştırılmasıyla değil de Spartalıların yaptığı gibi özürlü ve zayıf çocukları öldürerek daha kaliteli ve saf bir ırkın var olacağına inanıyordu. Zaten Nazilerin temel zihniyet kapsamı da bu şekilde temellenmişti.
Ocak 1933'de Almanya'nın başına saf kan stratejisini uygulayacağı sözüyle çoğunluğun oyuyla başa geçen Hitler'in ilk işi öjeni oldu. Çünkü devir ilerliyor ve ırkının da temize çıkması gerekiyordu. Ve bu kapsamda Amerika'yla ortaklaşa 11 milyondan fazla insanı öjeni adı altında diri diri öldürdüğünü biliyoruz. Çizgili Pijamalı Çocuk filminde de öjeni konusuna değinilmekle beraber bu kapsamda özellikle Yahudilerin fabrikalarda canlı canlı yakıldıklarını da ayrıca görebiliriz.

1933'de başlarda halkı korkutmamak adına Hitler, "kalıtsal hastalıklara sahip nesillerin ürememesi kanunu" ile öjeniye başladı. Pek çok doktor bunun insancıl olmadığını düşünerek işinden edilirken canından da edildi. Nazi partili doktorlarsa bu mecrada teoride 400.000 civarı kişiyi kısırlaştırma uygulamasına girdiler. Lakin bu uygulama inanılmaz yavaş ve zordu. Anlaşıldı ki kürtaj ve kısırlaştırma bu kapsamda zamanı daraltan boş uygulamalardı yalnızca. Ardından akıl hastaneleri başta olmak üzere engelli ve kalıtsal hastalığı olan 200.000 civarı birey toplatıldı ve "tedavi ediyoruz" lafları altında öldürüldüler. Çünkü Nazilere göre bu iş kutsaldı ve kötü görünen her şey yok edilmeliydi.
Devamında kişiler otobüslerle toplatılıp bir yere gidiyoruz şeklinde otobüste verilen egzoz gazıyla öldürüldüler. Gaz odaları isimli olayda da durum aynıydı. Odalara hapsedilen insanlar zehirli gazlara maruz kalarak can çekişip canını veriyordu. Ardından toplama kampı ile ıslahlaştırma çabaları adı altında fabrikalarda insanların yakılması gibi sayısız durumda mevcuttu. Tabii bu süre zarfında saf ırk adına deneylerde yapılmaktaydı. İnsanlara iğneler ve ilaçlar verilerek özellikle bebeklerin düzeltilmesi amaçlanmaktaydı. Ancak durum daha da kötüye gidiyordu. Zira bebekler üç kollu, üç gözlü, kolsuz ve ayaksız şekilde daha da vahim bir duruma geliyorlardı.

Derken derken hiç boş durmayan, gözünü hırs ve kan bürümüş Hitler bu vaziyeti halka çok güzel pazarlıyordu. "Sağlıklı insanlar savaşta ölürken neden işe yaramayan engelli ve zayıf insanlar yaşasın ki" diye diye halkı kendine çekiyor, "aaa benim soyum güzel ve benim saf ırkımdan olacak, bu güzel bir şey" diyen halk çoğalıyordu. Nitekim Hitler çok iyi bir hatipti. Sözlerini insanların beyinlerine nakış nakış işliyordu.
Durum böyle ilerlerken bilimde öjeni mümkündü. Yani gen havuzu iyileştirilip daha iyi bir topluluk oluşturulabilirdi elbette. Ancak bu etiksel açıdan bakıldığında çok vahşiceydi. Çünkü yaşama hakkı elinde olan insanların bu denli bir çukura atılıp "sen yarımsın, var olmamalısın" gibi şeyler denilerek onun yaşama hakkının elinden alınması çok vahşiceydi. Yani bir şey sırf iyi diye onu yapmak iyilik olmayacaktı, olamazdı da...
İkinci dünya savaşı sonlarına doğru bu ahval az da olsa bitmişti. Taa ki 21. Yüzyıla gelindiğinde genetik mühendisliği adı altında öjeni yeniden hortlayana kadar. Ve elbette bu durum daha canice yapılmak yerine bebeklerin anne karnında hastalıklarının tespit edilip daha bebekler rahimdeyken düzeltilmesini amaçlamaktadır.

Özetle öjeni her toplum ve insan tarafından farklı algılanıp uygulanmış, temelde var olan ya da olacak olan kötü insanları (fiziken ve duygusal) yok etmeyi ve azaltmayı amaçlayan bir teori ve politikadır. Biz insanlarsa bu kavrama bakış açımızla alçalıp, yücelebiliriz. Şöyle ki Hitler gibi "benim soyumdan başkası olmasın" demek yerine, bilim ve ilim ışığında daha sağlıklı bireylerin çoğalmasıyla adım atarak gerçekte var olan modern öjeniyi tercih ederek ancak bu şekilde elimizde güzel kılabiliriz. Ki bilimsel yani modern öjeni ise anne karnındaki bebeğin hastalığını daha rahimdeyken tedavi etmeyi yani iyileştirmeyi amaçlar...
Özetinde özeti ennn uzun bencem bu olmuş olabilir. Ama benim adıma değinilmesi gereken bir konuydu öjeni... Okuyanın aklına, yazan benin ellerime sağlık o halde :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer