Bir Şiirin Masalı: Gecenin Tanıklığı

Gerçekten istediğimiz şey ne?
Bir yardım eli mi? Yoksa bir kalbe kurulup orada barınmak mı?
Ne aradığımıza karar verdiğimiz zaman, aradıklarımız o kadar da ulaşılmaz olmayacak...

Çok beğenilmese de benim severek ve beğenerek yazdığım hikayenin ikinci kısmında sizlerleyim.
Hikayedeki mantık hatalarını, ilerleyiş şeklini ve hikayenin akıcılığını bozan her şeyi görüşlerde bildirmeyi ihmal etmeyin. Bir de, görsel oluşturmak için sınırlı haklarım var. O yüzden tutarsızlıkları görmezden gelin lütfen :)
Keyifli okumalar :)

Zeynep’in dükkâna gelişleri artık sadece kitaplarla açıklanamazdı. Onu oraya çeken şey, raflardan taşan sayfalar değil, Talha’nın sessizliği olmuştu. Her defasında, söylenmemiş cümlelerle dolu bakışlarıyla karşılaşıyor, içindeki boşluğu biraz daha dolduruyordu. Talha ise farkındaydı. Suskunluğuyla gizleyemediği ortak bir sırları vardı artık. Bir bakış, binlerce cümlenin ağırlığını taşıyordu.

Bir Şiirin Masalı: Gecenin Tanıklığı

Rafların arasına saklanan o defter, artık sadece Talha’nın değil, Zeynep’in de sırrı olmuştu. Okuduğu o mısralardan sonra Zeynep’in kalbinde yeni bir yol açılmıştı. Talha’nın kelimeleri, onun sessizliğinde yankı bulmuştu. Ve işte o yankı, geceyle gündüz arasında sıkışıp kalan iki ruhu birbirine yaklaştırıyordu.

Bir Şiirin Masalı: Gecenin Tanıklığı

Bir akşamüstü, güneş batarken dükkânın ahşap kapısı yavaşça kapandı. Sokak lambaları birer birer yanıyor, şehrin gürültüsü hafifliyordu. Talha anahtarı çevirdiğinde, kapının önünde bekleyen Zeynep’i gördü. Elinde bir defter vardı, yüzünde ise hafif bir heyecan.

- Biraz yürüyelim mi? diye sordu çekingen bir sesle.

Talha cevap vermedi, sadece başıyla onayladı. Yan yana yürüdüler. Dar sokakların taşlarına basarken adımları yankılandı, rüzgâr saçlarının arasına karıştı. Konuşmadılar, çünkü konuşmaya gerek yoktu. Sessizlik, aralarındaki en doğal dildi.

Bir Şiirin Masalı: Gecenin Tanıklığı

Yol onları küçük bir meydana çıkardı. Çocuk seslerinin yerini çoktan serin gecenin uğultusu almıştı. Parktaki banklardan birine oturdular. Talha başını gökyüzüne kaldırdı, yıldızlar seyrek ama parlaktı. Zeynep ise yürürken yük olmasın diye çantasına koyduğu defteri çıkardı.

Bir Şiirin Masalı: Gecenin Tanıklığı

— Hep siz yazıyorsunuz, dedi. Belki bu defa ben de bir şeyler yazmalıyım.

Defteri Talha’ya uzatmadan önce bir şeyler yazdı. Diğer sayfaları boştu. Yeni bir hikâyenin başlamasını bekleyen tertemiz bir alan gibi. Kalemin kapağını kapatıp çantasına geri koydu. Harfler, titrek ama içten bir şekilde inci tanesi gibi sıralanmıştı ardı ardına.

“Baharın gelmesini beklememek lazım,
Bazen bir bakış yeter,
Kışı unutturmak için.”

Bir Şiirin Masalı: Gecenin Tanıklığı

Talha satırları okuduğunda gülümsedi. Yüzünde beliren tebessüm, kelimelerden çok daha derin bir şeydi. Çünkü ilk kez biri, onun sessizliğine kendi kelimeleriyle dokunmuştu. O anda Talha’nın yalnızlığı hafifledi, gecelerin ağırlığı biraz olsun dağıldı.

Bir süre konuştular, belki de ilk defa bu kadar açık cümlelerle. Zeynep kitaplardan, hayallerinden, küçüklüğünden bahsetti. Talha daha çok dinledi. Dinlerken de fark etti ki, onun sessizliği sandığından daha az ürkütücüydü. Çünkü artık yanında yankı bulan bir ses vardı.

Bir Şiirin Masalı: Gecenin Tanıklığı

Zaman su gibi aktı. Saatlerin geçtiğini fark etmediler. Parktaki lambalar sönmeye yüz tuttuğunda kalktılar. Yolda yine konuştular ve konuşmalarından çok, yan yana yürüyüşleri anlamlıydı. Ayrılacakları köşeye geldiklerinde Talha, kısa bir duraksamayla mırıldandı:

— Şiirler bazen nefes almak için yazılır. Siz bana, nefesin kendisini hatırlattınız.

Zeynep cevap vermedi. Ama gözlerindeki parıltı, kalbine dokunan cümlenin karşılığını çoktan vermişti.

Şimdilik bu kadar :)
Okurken keyif aldıysanız ya da bu ne boş bir konu diyorsanız devamını yazmam ya da devam etmemem için olumlu/olumsuz fikirlerinizi aşağıda görüş olarak paylaşmayı ihmal etmeyin. :)

-Kafiye Kırığı

Bir Şiirin Masalı: Gecenin Tanıklığı
Cevapla