Kral Olmak ile Adam Olmak Farklıdır, Herkes Kral' da olmaz Ancak Herkes Adam da Olmaz?

Zamanın birinde, uzak diyarlarda bir krallıkta, henüz kendisine uygun bir kraliçe bulamamış bir kral yaşarmış. Halk, krallarının hâlâ neden bekar olduğunu konuşur, türlü dedikodular yaparmış. Bu söylentiler bir gün kralın kulağına kadar gelmiş.

Bir sabah, kral sarayının balkonundan şehrine bakarken, koyunlarıyla mahalleden geçen bir çobanın, bir evin balkonundaki kıza bir şey attığını görmüş. Kız, eline geçen kağıdı açıp, okuyup gülümsemiş ve parmak uçlarını öperek çobana doğru üflemiş. Bu sahne, kralın dikkatini çekmiş.

Hemen vezirini çağırmış:
— “Şu evin balkonundaki kızı derhal buraya getirin!” demiş.

Vezir, muhafızlarla birlikte gidip kızı almış, kolundan tutup kralın huzuruna çıkarmışlar. Kral, odadaki herkese seslenmiş:
— “Herkes odanın dışına çıksın, derhal bu kızla ben yalnız baş başa konuşacağım.”

Kız neye uğradığını şaşırmış, korkudan dizlerinin bağı çözülmüş. Kendi kendine "Ben ne yaptım? Babam mı bir suç işledi acaba?" diye düşünüyormuş.

Kral, kızın yanına yaklaşıp uzun saçlarına dokunmuş, başını eğip saçlarını koklamış.
— “Ben senin kralınım. Beni daha önce yakından görmüş müydün?” diye sormuş.
Kız titreyerek cevaplamış:
— “Hayır, kralım. Uzaktan bile sizi pek az görebildim.”

Kral tekrar sormuş:
— “Peki, uzaktan bakınca nasıl görünüyorum? Yakından bakınca nasıl?”
Kız, saygıyla başını eğmiş:
— “Siz Ülkemizin ve bizlerin cesur ve adaletli kralısınız. Uzaktan da yakından da öylesiniz.”

Bunun üzerine kral söyle demiş:
— “Sana bir kraliçeye yakışır bir teklifim olacak. Dilersen kabul etmeyebilirsin.”
Kız mahcup bir şekilde:
— “Ben sizin halkınızdan bir köleniz sayılırım. Kraliçe olmaya layık biri değilim. Bu sözleriniz emir değil lütuf gibi.”
Kral gözlerinin içine bakarak sormuş:
— “Sana Bu ülkenin kraliçesi olma teklif ediyorum. Benimle evlenip kraliçem olup bu sarayda yaşamak, hizmetçilerin olsun, istemisin?, Ne dersin? Dediğim teklifimi kabul edip etmemek de özgürsün kabul etmezsen de kılına zarar da gelmeyecek ”

Kız derin bir nefes almış:
— “Kralım madem bana karar hakkı veriyorsunuz, o halde, şayet benim bir sevdiğim kalbimin bir sahibi olmasaydı bu teklifiniz belki o zaman hiç düşünmeden kabul ederdim. Ama benim kalbim gönlüm bir başkasını seviyorum kralım.”

Kralın yüzü bir anda asılmış, sesi sertleşmiş:
— “Evet! Bu sabah gördüm o sevdiğini. Çoban değil mi o? Sana kağıt attı, sen de onu okuyup öpücük gönderdin. Ne yazdı sana o çoban? Hemen çıkartıp bana ver onu!”

Kız çekinerek kağıdı koynundan çıkarıp krala uzatmış. Kral kağıdı açmış, çobanın bir şiir yazdığını görmüş. Sonra kıza dönüp sormuş:
— “Sırf bu üç beş süslü sözler ile yazılmış bir aşk şiiri yüzünden mi kraliçelik teklifini reddediyorsun?”
Kız gözleri dolarak cevaplamış:
— “Evet kralım Sevdiğim adam O; çoban her sabah bana böyle şiirler yazar. Bana dokunamasa da yazdığı şiirlerinde ki sözleri ile yüreğime dokunur. Bu yüzden seviyorum onu.”

Kral öfkeyle bağırmış:
— “Bu kadar saçma bir nedenle mi beni reddediyorsun? Ben bir kralım, Kral!”

Kız kararlılıkla:
— “Size asla yalan söylemem kralım. Gerçeği istediniz benden bende söyledim.”

Kral bir an duraksamış, sonra şöyle demiş:
— “O zaman Peki o zaman şöyle yapalım. Eğer ben Kralın sana bu çobandan daha güzel şiirler yazarsam, benimle evlenmeyi kabul eder misin?”
Kız başını eğerek cevaplamış:
— “Eğer sizin şiirleriniz onunki kadar kalbime dokunursa, gerekçe olarak size bunu sunduğum için evet, sizinle o zaman evlene bilirim.”

Kral vezirini çağırmış:
— “Bu kızı evine bırakın ve güvende olduğundan emin olun.”

Kral masasına oturmuş, günlerce, haftalarca, aylarca şiirler yazmış ama bir türlü kızın kalbini fethedecek bir şiir yazamamış. Odanın her yeri buruşturulup atılmış kağıtlarla dolmuş. Kral sinirden kendini yiyip bitiriyormuş:
— “Ben nice kralları yendim, ordular toplayıp, savaşlar kazandım... Ama şurada bir kızın gönlünü fetih edecek üç beş süslü sözleri bir raya getirip bir kaça satır bir şiir yazamadım!”

Bir gün vezirini çağırmış:
— “Vezir! Ben başarılı bir kral mıyım?”

Vezir hemen eğilip cevap vermiş:
— “Elbette efendim. Sayısız savaş kazandınız. Başarılarınız dünya üzerinde ulaşmadık ülke yok krallığınız da, zaferleriniz de, başarılarını diller de destandır yüce kralım.”

Kral sinirlenmiş:
— “Vezir Başarı sadece savaş kazanmak mı demek vezir? Bu mu yani?”

Vezir hiç duraksamadan :
— “Aman k-Kralım benim ne haddime size başarılı bir kral demek ya da dememek.”

bağırmış:
— “Yeter! kes Vezir sen sorulara cevap ver, sakın bir daha haddini aşıp da kralına soru sorma!”

Korkudan titreyen vezir:
— “Af dilerim kralım...”

Kral;

— "Kes vezir soytarılığı, yakalık yapmadan sorduğum soruma hemen cevap ver "demiş.

Vezir ürkek ve titrek bir sesle

— “Aman efendim! Yüce Kralım zaferleriniz asla bir kral için küçümsenmeyecek hatta her kralın başarılı olamayacağı zaferler ve fetihler kazandınız. Tüm bunlar bir ülkenin kralı için daha önemli bir başarı ne olabilir ki demiş.

Kral vezirini bu cevabına yine çok sinirlenmiş

— “Vezir bu seni son uyarışım! Bir daha bana soru sorsan kelleni bedeninden kendi kılıcım ve ellerim ile hiç acımadan ayırırım" demiş.

Vezirin artık nerede ise kalbi korkudan durma noktasına gelmiş çok daha cılız ve titrek bir sesle

— “Kralım sizin istek ve arzunuz karşısında boynum kıldan incedir. Kralım dilediğini yapmakta özgür ve sınırsındır. Yüce Kralım ben bir kez daha af erseniz bağışlayınız beni affınız benim için çok büyük bir lütuf ve merhamet etmiş olursunuz" diye yalvarmış kralına.

Kral, yerdeki şiir kağıdını almış, vezirine vermiş:
— “Oku bakayım şu şiiri.”

Vezir, şiiri okuyunca hayran kalmış:
— “Aman efendim! Bu ne muazzam bir şiir! Ben şimdiye kadar hiç böylesine mükemmel, böylesine harikulade yazılmış bir şiir hiç okumamıştım. Bu ne kadar dokunaklı adeta kalbe kalbe atılan bir ok gibi, çok tesirli ve derin edebi bir eser bu.”

Kral gülümseyip sormuş:
— “Demek şiirden iyi anlıyorsun. O zaman hemen buna benzer bir şiir yaz.”

Vezir paniklemiş:
— “Aman efendim, ben okumaktan anlarım. Yazmakta sizin kadar mahir olamam.”

Kral yine sinirlenmiş:
— “Demek yazamazsın! Ben de yazamıyorum. Ama bu şiiri ben yazmadım vezir. Sabah getirdiğiniz o köylü kızına bir çoban yazmış.”

Saray yankılanmış kralın sesiyle:
— “Ne ben bu kadar zafer kazanmış, başarılar kazanmış kral olarak, sen bir vezir olarak bir çoban kadar olup! Bir köylü kızının kalbini fethedecek kelimeleri ile bir şiir yazamıyoruz!”

Vezir korkudan dili tutulmuş, konuşamaz hale gelmiş.

Kral, derin bir iç çekerek eklemiş:
— “Ülkeler fethetmişim, savaşlar kazanmışım ama bir kızın gönlünü fethedecek kadar adam olamamışım. Demek ki kral olmakla adam olunmuyor, vezir!”

Sonra masasına dönmüş, bir kağıda bir şeyler yazmış ve vezirine uzatmış.

Vezir titreyerek eğilmiş:
— “Emrinizi hemen yerine getiriyorum, yüce kralım...”

Kral Olmak ile Adam Olmak Farklıdır, Herkes Kral' da olmaz Ancak Herkes Adam da Olmaz?
Cevapla