Gerçek hayatta olsa farklı yaklaşacağımız Türk filmi klişeleri

Gerçek hayatta asla olamayacak ''hadi len oradan'' dedirten, incelendiğinde saçma tabanlı sahneler vardır ya hani, bir de pek matahmış gibi klişeleşirler... hemen yazalım birkaçını...


Gerçek hayatta olsa farklı yaklaşacağımız Türk filmi klişeleri...


Yıllar sonra kavuşan çift… Türk filmlerinde en sinir olduğum klişe. Fakir kız ve zengin adam evlenirler. Sonra zengin adamın kötü kalpli arkadaşları kıza iftira atarlar, esas oğlan da seviyorum dediği kadının lafına nedense inanmaz ve onu çocuğuyla ortada bırakır. Genelde Hülya Koçyiğit'tir bu. Yıllar sonra gerçek ortaya çıktığında hatalı erkeğimiz, özür diler ve mutlu son olur. Biz de aaa ne güzel der, yeriz. Kimse burada iftira atılan kadının gururunu sorgulamaz. Hani kadın hiç ''bir lafa yıllarca sattın beni, defol’’ demez. Esas adamdan nefret etmez, çok ilginçtir. Bir de üzerine iftira edenler de aniden yola gelir ve kadınla arkadaş olur ki bu daha ilginçtir :/





Esas oğlanın zengin nişanlısına yapılan haksızlık... Bu da birincisi kadar sinir olduğum başka bir klişe. Ortada fakir bir kız vardır, genelde Türkan Şoray olur bu. Bir de zengin nişanlı bir erkek vardır, nişanlısı ile de son derece mutlulardır. Sonra birden erkek fakir mahalle kızına gider, nişanlı kız da haliyle fakir kıza düşman olur ama kötü gösterilir. Mutlu son diye de fakir kız-zengin erkek tablosu çizilir.


Niye? Diğer kızın suçu ne? Ey kadınlar, düşünün ki varlıklı bir kadınsınız, nişanlandınız her şey çok güzel. Birden mahalleli ağzı bozuk bir kadın çıkıyor ve nişanlınızın aklını karıştırıyor. O kadına düşman olmaz mısınız? Bu ne biçim bir seçim diye hiç aşağılamaz mısınız? TV etkisi işte, insanı haklıyken haksız duruma düşürüyor.



Dövüş sahnelerindeki inanılmaz mantık hatası… Esas oğlanımız çok güçlü tarkan gibi bir adamdır. 5-6 kişi esas oğlanımızı dövmeye gelir ve ne hikmetse hepsi tek tek gelirler. Çok delikanlıdırlar. Can düşmanları da olsa 5-6 kişi birden çullanıp, herifi gebertebilecekken tek tek dövüşür ve dövülürler. Dövülürken birbirlerine hiç yardım etmez, sıralarını beklerler. Bu gerçek-üstü sahne ‘’Erkekseniz tek tek gelin’’ gibi yanlış bir algıya da yol açmıştır.



Kolayca zengin olan fakir kız… Esas kızımız çok zor durumda kalmıştır. Ve zengin olmaya karar verir. Evet, evet bildiğin karar verir. Normalde zenginlik ayağındadır ama istemiyordur(bknz:filmlerdeki karakterlerin iyilik ayağına salak olması) birden esas oğlana gününü göstermek için zengin olmaya karar vermiştir işte. Ya sesi güzel çıkar, ya dansçı olur, ya aktris olur ya da fotomodel… Birden tüm ülke adından söz etmeye başlar, tanımayan yoktur ve herkes kızımıza aşık olur. İşte bu işler bu kadar kolaydır Türk filmlerinde…




Şifa veren pirzola… Fakir bir semtte, fakir bir babanın oğlu/kızı hastalanır. Eve gelen doktor steteskopla(evey, evet yanlış duymadınız) amansız bir hastalık teşhisi koyar ve hastaya bilimum pahalı ilaçlar yazıp pirzola yemesini şart koşar. Neden pirzola? Çünkü en pahalı yiyecek pirzoladır, doktor ‘’sağlıklı beslensin’’ demek yerine pirzola yazmalıdır ki fakir aile iyice dara düşsün. Sonra kahraman babamız borç harç içinde pirzolayı alır ve ertesi gün hasta gözlerini açar. İbretliktir!




Yıllarca ayrı yatakta yatan evli çiftler… Buna da pek tavım. Esas oğlanımız ve kızımız bir şekilde ayrı düşerler. Esas kız da başka bir adamla evlenir, yıllarca evli kalır. Amma velakin hiç birlikte olmazlar. Sonra da zaten kız esas oğlana döner, mutlu son olur.


Olaya gel hele… Şimdi burada belli ki senaristlerimiz esas oğlanı gevşek göstermek istememişler ''sözde''. Ama zavallı koca karakteri geyik olmuş, çıkmış. Kimse bir adamın karısı ile yıllarca birlikte olamamasını sorgulamaz, başkasını seven kadınla evli zavallı adamı hiç düşünmez de bak yine de esas oğlanı bekledi diye alkış tutarlar. Algıları sakatlayan ilginç bir senaryodur, ibretliktir.



VE...



Selvi Boylum Al Yazmalım… Bunu sona sakladım. Sonuna ah vah edilmesinden dolayı son derece gıcık olduğum bir filmdir. Bir bakalım... Filmde İlyas adlı şehirli esas oğlanımız köylü bir kızla evlenmiş, sonra beni hiç anlamıyor diyerek onu aşağılamış, iftira atılan karısını arkadaşları önünde dövmüş, karısını ve çocuğunu terk etmiş ve sonra da aldatmış beter bir karakterdir. Köylü kız Asya da çocuğu ile ortada kalınca iyi yürekli bir adam onları sahiplenmiştir. Yıllar sonra İlyas ile Asya yine karşılaştığında ve Asya diğer adamı seçince herkes ah eder. Aşkı seçmedi, mantığı seçti der… Sanki ortada aşk kalmış gibi…


Hayır, kimse İlyas’ın yaptıklarının affedilemezlik derecesini konuşmaz. Sanki Asya sırf çocuğu diğer adamı seçti diye fedakarlık yapıyormuş gibi... Çok hüzünlü film he he… İnsanların algılarının nasıl değişebileceğine, mantığın nasıl kilitlendiğini gösteren çok tehlikeli bir filmdir aslında.



Sizin de aklınızda ibretlik sahneler varsa, ekleyebilirsiniz :D



Okuduğunuz için teşekkürler...

Gerçek hayatta olsa farklı yaklaşacağımız Türk filmi klişeleri
Cevapla