Daha önce Osmanlı Devleti'ni kısaca sizlere anlatmıştım, bu Bence'mde ise yine Türklerin tarihte kurduğu en büyük devletlerden biri olan Büyük Selçuklu Devleti ve aynı hanedandan gelen Anadolu, Kirman, Irak ve Suriye Selçuklularından sizlere kısaca bahsedeceğim. Ancak bu sefer Bence'yi çok uzun tutmak yerine bölümlere ayırarak sizlere anlatmayı düşünüyorum.
İlk bölüm, devletin kuruluş devri ile alakalı olacaktır. İkinci bölüm, Tuğrul Bey ve dönemi, üçüncü bölüm Alp Arslan ve dönemi, dördüncü bölüm Melikşah ve dönemi, beşinci bölüm ise Berkyaruk, Muhammed Tapar ve Ahmed Sencer dönemi ile devletin yıkılışıyla alakalı olacaktır.
Selçukluların soyu ve ortaya çıkış süreci

Selçuklu hanedanlığı, lakabı ''demir yaylı'' olan Dukak Bey'e kadar götürülmektedir. Dukak, Uygurların dağılmasından sonra ortaya çıkan Oğuz Yabgu Devleti'nde (Bugünkü Kazakistan sınırları içinde) ''subaşı'' yani askerî komutandı. O dönemdeki rütbeleri günümüze uyarlamayı her ne kadar doğru bulmasam da günümüzde genelkurmay başkanı gibi düşünebilirsiniz. İbnü'l Esir'in anlattığına göre Dukak Bey, Oğuzların İslam memleketlerine saldırmasını engellemiş güçlü ve basiretli bir adamdı. Dukak Bey'in ölümünden sonra oğlu Selçuk Bey, babasından devraldığı sübaşı görevini icra etmeye başladı. Selçuklular, Oğuzların Kınık boyundan gelmektedir.
Selçuk Bey'in Cend şehrine gelmesi ve Kök Tengri inancından İslamiyet'e geçiş

Dukak'ın ölümünden sonra sübaşı görevine geçen Selçuk, henüz genç yaşta askerî komutandı. Selçuk'un doğumu tam bilinmese de 10'uncu yüzyılın ilk çeyreğinde doğduğu düşünülmektedir. Yani 900-925 yılları arası ve 100 yıl yaşadığı ileri sürülse de bu pek de sıhhatli bir bilgi değildir. Selçuk'un huzura destursuz girmesi, söz almadan konuşması ve kabiliyetli olması özellikle Oğuz Yabgu hükümdarının hanımını tedirgin etmişti ve Selçuk'un tehlikeli olduğunu ileri sürüp ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyordu. Bunu fark eden Selçuk, mecburen Yengi kentten daha güneyde olan ve yine Oğuz Yabgu Devleti sınırları içerisinde kalan Cend şehrine gitmek zorunda kaldı. Ancak Cend şehri ekseriyetle Müslümanlardan terekküp etmekteydi. Selçuk'un bu bölgede tutunabilmesi için Müslüman olması şarttı. Zira güneyde İslam memleketleri olduğu için güney coğrafyasında gayrimüslim olarak karşılanacağından burada hakimiyet kurması da düşünülemezdi. Beylerine danıştıktan sonra siyasi çıkarlar uğruna Kök Tengri inancından İslam inancına geçti ve böylelikle Cend şehrinde bir hakimiyet elde etti. Hatta vergi toplamaya gelen Oğuz Yabgulu vergi memurlarını ''Müslüman kâfire vergi vermez'' diyerek geri gönderdiği bilinmektedir.
Selçukluların Kök Tengri veya Musevi oldukları meselesi

Selçuklu hanedanının başta her ne kadar Kök Tengri inancına mensup olduğu bilinse de Musevi olabileceklerine dair bir tevatür vardır. Çünkü Dukak Bey zamanında hemen batıda Musevi Türklerden olan Hazarlar vardı ve Dukak Bey'in Hazarlara tabi olduğu söylenir. Bunun yanında, onun oğlu Selçuk Bey'in de Mikâil, Arslan İsrail, Musa ve Yusuf adında dört oğlu vardı. Bazı kaynaklarda Yunus isminde bir oğlu olduğu ileri sürülse de bu kesin değildir. Ancak Selçuk, oğullarına bu isimleri koyduğunda henüz Müslüman olmamıştı. Musevi olan Hazarların tesiri ve Selçuk'un oğullarına koyduğu bu isimlerden yola çıkarak Selçuklu hanedanının başta Kök Tengri değil, Musevi olabileceği de düşünülmektedir.
Maveraünnehir'e geçiş ve Karahanlılarla mücadele

Selçuk Bey, Cend şehrine gelip hakimiyet sahası kurduğu sırada batıda Sâmâni Devleti, doğuda ise Karahanlı ile Gazneli Devleti hüküm sürüyordu. Ancak Sâmânîlerle Karahanlılar arasında birtakım gerginlikler yaşanmaktaydı ve Sâmânîler, Cend havalisinde hakimiyet kuran Selçuk Bey'den yardım istediler. Bu durum, Selçuk'un giderek güçlendiğini ve diplomaside etkin bir hâle geldiğini açıkça göstermektedir. Sâmânîlerin askere, Selçukluların ise otlak alanlara ihtiyacı vardı ve bu sayede Maveraünnehir'e geçebileceklerdi. Dolayısıyla bu ittifak kaçınılmaz oldu. Karahanlılar, Buhara'yı ele geçirince Sâmânîlerin yardım talebi üzerine Selçuk Bey, oğlu Arslan Yabgu (İsrail)'yu Maveraünnehir'e gönderdi ve Karahanlı ordusu geri püskürtüldü. Bu desteklerin devamlı hâle gelebilmesi için Sâmânîler, Nur kasabasını Selçuklu yerleşkesine açtı. Böylelikle Selçuklular, Karahanlılarla Sâmânîler arasında bir tampon bölge konumunda kalacaktı. Ancak Selçuk Bey, Cend'de kalmaya devam ederek oğlu Arslan'ı Maveraünnehir'de bıraktı. Cend'de kalan Selçuk, gayrimüslim Türkler üzerine sefer düzenlediği sırada oğullarından Mikâil'i savaşta kaybetti ve Mikâil'in oğullarından olup ileride Büyük Selçuklu Devleti'ni kuracak olan Tuğrul ile Çağrı Beyler, dedeleri Selçuk'un himayesine girdi.
Selçuk'un ölümü, Arslan Yabgu'nun başa geçişi

Selçuk Bey, 1007 veya 1009 yılında öldüğünde yerine oğlu Arslan Yabgu geçti. Arslan Yabgu, Sâmânîlerle ittifakı sıkı tutsa da bu pek uzun sürmedi. Karahanlı İlig Han Nasr ile ittifak kurdu ve Sâmânî Devleti yıkıldı. Selçuk'un savaşta ölen oğlu Mikâil'in Tuğrul ve Çağrı adındaki iki oğlu ise dedelerinin ölümünden sonra amcaları Arslan Yabgu'ya yanaştı. Ancak İlig Han, bundan pek hoşnut değildi. Nitekim Buğra Han zamanında da Tuğrul, İlig Han'ın ölümünden sonra Karahanlı tahtına geçen Arslan Han tarafından esir edilerek hapse atılmış, kardeşi Çağrı üzerine ise asker gönderilmişti. Ancak Çağrı, gelen bu askerleri mağlup etti ve bu durum Arslan Han'ın ilgisini çekti. Tuğrul serbest bırakılarak Çağrı'ya çeşitli hediyeler verildi. Karahanlı şehzadelerinden Ali Tegin ile Arslan Yabgu, Buhara merkezli yeni bir devlet kurdu. Ancak Ali Tegin, Tuğrul Bey üzerine yürümeye teşebbüs etti. Tuğrul Bey bunun üzerine çöllere çekilince kardeşi Çağrı Bey ise 3 bin kişilik bir süvari birliğiyle Doğu Anadolu'ya gitti.
Çağrı Bey'in Doğu Anadolu Seferi ve Arslan Yabgu'nun zindana atılması

Karahanlılar tarafından istenmeyen Tuğrul ve Çağrı kardeşler, kendilerine yeni yurt aramak için Anadolu'ya gitmeyi uygun gördüler. Tuğrul Bey çöllerde kalırken kardeşi Çağrı Bey 1018 veya bazı kaynakların belirttiğine göre 1016 yılında 3 bin kişilik bir kuvvetle Doğu Anadolu'ya doğru yola çıktı. Gazneli topraklarından izinsiz geçişleri Gazneli Mahmud'u rahatsız etmiş ve valisini azarlamasına neden olmuştu. Bundan dolayı Gazneli vali Arslan Cazib, Çağrı Bey'in dönüşünü beklemekteydi. Çağrı Bey, Doğu Anadolu'ya gelmeden evvel yolda karşılaştığı Oğuz Türkleri de kendisine katıldı. Doğu Anadolu'da Vaspuragan gibi bazı Ermeni küçük devletleri üzerine baskınlar yaptı ve başarılarıyla birlikte çok sayıda ganimet topladı. Aslında bu sefer Anadolu'ya yerleşmek maksadıyla değil, keşif amacıyla tertiplenmiş bir seferdi. Ermeni tarihçi Mateos, Selçuklu birliklerinden uzun ve örgülü saçlı ve fırtına gibi atlara sahip birlikler şeklinde bahsetmişti. Çağrı Bey, Doğu Anadolu Seferi'ni tamamladıktan sonra geri dönüşte kendisine Gazneli vali Arslan Cazib'in pusu kuracağını bildiği için dağılarak küçük gruplar hâlinde tüccar kılığında geri dönmeyi başardı ve kardeşi Tuğrul Bey'e rapor verdi. 1025 senesinde ise Gazneli Mahmud, Selçukluların başbuğu Arslan Yabgu'yu Semerkand'a davet etti. Ziyafet verilen bir ortamda Arslan Yabgu ile ittifak yapmak istediğini beyan eden Gazneli Mahmud, kendisine savaşta kaç asker destek verebileceğini sordu. Arslan Yabgu ise Türkistan'a haber vermesi durumunda 200 bin atlı geleceğini bildirdi. Bunun üzerine Gazneli Sultan Mahmud, Arslan Yabgu'nun tehlikeli birisi olduğunu düşünerek onu 1025 yılında Kalincar Kalesi'ne hapsetti. Artık Selçukluların başına Tuğrul ve Çağrı Beyler geçecekti.
Harezm günleri

Arslan Yabgu'nun Kalincar Kalesi'ne hapsedilip 1032'de ölmesi üzerine Selçukluların başına Tuğrul ve Çağrı Beyler geçti. Arslan Yabgu'nun eski müttefiği Ali Tegin, Tuğrul Bey ile ittifak etmek istese de Tuğrul Bey Ali Tegin'e güvenmediği için bu teklifi reddetti. Bunun üzerine Ali Tegin, asker göndererek Selçukluları mağlup etti. Bu muharebede, Tuğrul Bey'in amcası Yusuf Yınal hayatını kaybetti. Aynı yıl Alp Arslan doğdu ve 1029'da Ali Tegin üzerine baskın yapıldı. Ancak Ali Tegin'in sürekli baskılarına karşı Tuğrul ve Çağrı Beyler, Harezm bölgesine gitmek zorunda kaldılar. Vali Altuntaş ise onlara Darhan bölgesini verdi. O sırada Gazneli Mahmud öldü ve yerine Sultan Mesud geçti. Yeni Gazne sultanı Mesud, Ali Tegin'i ortadan kaldırmak için valisi Altuntaş'ı görevlendirdi. Ancak Altuntaş'ın savaşta ölmesi üzerine Gazne birlikleri geri çekildi. Altuntaş'ın yerine geçen oğlu Harun ise Gaznelilere karşı isyan ederek yönetim sahasında bir devlet kurdu. Harun'un bu istiklal mücadelesine Selçuklular ile Ali tegin de dahil oldu. Ancak Yabgu emiri Şah Melik, Selçuklular üzerine yürüyerek onları kurban bayramının dördüncü günü bir baskınla feci şekilde vurdu. Ali Tegin'in 1035'te ölmesinden sonra Harun da Sultan Mesud'un gönderdiği bir suikatçi tarafından öldürülünce Selçuklular yalnız kaldılar. Bir yandan Gazneliler, bir yandan Ali Tegin'in oğulları, bir yandan ise Şah Melik'in saldırıları ardından zor günler geçirdiler.
Horasan'a göç, Nesa ve Serahs Savaşları

Selçuklular, tüm bu tehditlere karşı Harezm'de tutunamayacaklarını anlayınca Gaznelilerden izin almadan Horasan'a göç etmek zorunda kaldılar. O sırada Oğuz Yabgu Devleti'nden büyük bir Oğuz göçü de başlamıştı. Güneye doğru inen bu oğuz Türklerinin bir kısmı Selçuklulara katılmaktaydı. Tuğrul Bey, Sultan Mesud'a mektup göndererek yurtsuz kaldıklarını ve Horasan'da kalmaları durumunda askerî yardımda bulunacaklarını bildirse de Sultan Mesud bunu kabul etmedi. Sultan Mesud, Beydoğdu adında bir komutanını Horasan'daki Selçuklular üzerine gönderdi. 1035'te yapılan bu savaşta Selçuklular galip geldi ve Sultan Mesud'a mektup göndererek bu savaşı kendilerini ve ailelerini müdaafa etmek için yapmak zorunda kaldıklarını belirtti. Bu savaş sonrasında Sultan Mesud, Nesa ve civarını Selçuklulara verdi. O sırada Harezm'de isyan eden Harun'un oğlu İsmail de yeni bir isyan başlatarak devlet kurdu. Selçuklularla ise ittifak yaptı. Ancak Sultan Mesud, Selçukluların güçlenmesini istemediğinden onları Horasan bölgesinden kazımak istiyordu. Bu sebeple ansınız Selçuklular üzerine ufak bir ordu gönderdi. Selçuklular, gelen bu ordu üzerine ağırlıklarını ve ailelerini Merv şehrine bıraktılar. Gelen Gazne ordusunu 1038'de Serahs Savaşı ile bir kez daha mağlup ettiler.
Dandanakan Savaşı ve Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluşu

Gazneli Sultan Mesud, Selçuklular üzerine 1035 ve 1038'de gönderdiği iki ordusunun da mağlup edilmesiyle bizzat kendisi sefere çıkma kararı aldı. 60 fil, 70 bin piyade ve 30 bin süvari ile 100 bin kişilik devasa ordusuyla Selçuklular üzerine yürüdü. Tuğrul Bey, geri çekilip bölgeyi terk etmeyi düşünürken Çağrı Bey savaşı kazanma ihtimallerinin olduğunu dile getirip çarpışmayı uygun gördü. Ancak ne var ki, Gazne ordusu, Selçuklu ordusundan dört kat daha büyüktü. Gazne askerleri ağır zırhlı olduklarından Selçuklu askerleri vur kaç taktiği yaparak orduyu yıpratmaya başladı. Ayrıca su kuyularını kapatarak Gazneli askerleri susuzluğa mahkûm ettiler. İyice yorulan ve susuz kalan Gazne birlikleri düzenini kaybetmeye başladı. Tarih, 23 Mayıs 1040'ı gösteriyordu ki Selçuklu askerleri taarruza geçerek Gazne ordusunu kapan içine aldı ve Dandanakan Hisarı'nda vuku bulan savaşı kazandılar. Sultan Mesud savaştan kaçtı ve memleketine geri döndüğünde yenilgi sebebini komutanlarına yükledi ve onları idam ettirdi. Artık Selçukluları rahatsız edecek güçlü bir Gazne ordusu kalmamıştı. Ülke feodal olarak üçe ayrıldı. Sultan, Tuğrul Bey olsa da devletin doğu bölgeleri Çağrı Bey'e, güney bölgeleri ise amcaları Musa Yabgu'ya verildi ve buradaki beldeleri topraklarına katarak sınırları genişlettiler. Özellikle Çağrı Bey zamanında 1040'tan sonra da Gazneliler ve Karahanlılarla siyasi münasebetler yaşanmaya devam etti. Tuğrul Bey ise batı siyasetini takip etti.
Kaynaklar

- Mehmet Altay Köymen, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi Cilt 1: Kuruluş Devri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1989.
- Osman Turan, Selçuklu Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti, Ötüken Yayınları, İstanbul 2003.
- Cihan Piyadeoğlu, Büyük Selçuklular Yeni Bir Devrin Başlangıcı, Kronik Yayınları, İstanbul 2018.
- Cihan Piyadeoğlu, Çağrı Bey Selçuklular'ın Kuruluş Hikâyesi, Kronik Yayınları, İstanbul 2021.
- Ali Sevim, Erdoğan Merçil, Selçuklu Devletleri Tarihi Siyaset, Teşkilat ve Kültür, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2020.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer