Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u fethetmeden birkaç yıl önce, 1440'lı yıllarda Florensa'da toplanan Avrupalı aydınlar neyin peşindeydi? Fatih'in İstanbul'u fethetmesi, Avrupa için başlanılan devrimlerin ve ihtilallerin arka planındaki felsefi doku neydi? Baylar ve bayanlar, şimdi kemerinizi sıkı bağlayın. Avrupa'nın kaderini tayin eden fikirlere gidiyoruz, Putların Alacakaranlığına!

Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!

Putların doğuşu: Orta Çağ Karanlığı

Kitaplara geçmeden önce, Avrupa'nın genel durumu hakkında biraz konuşmamız gerektiğini h hissediyorum. Avrupa'nın Hristiyanlaşma sürecinin birkaç yüzyıl sonrasında Avrupa derin bir karanlığa boğulmuştu. Kendileriyle savaşmaktan, Doğu'da yükselen Süper Gücün kapılarının önüne gelmesine rağmen müdahaleleri yetersiz kaldı, başarısız oldular ve karanlığa gömüldüler. Dönem içerisinde Krallardan da yüksek bir yetkide olan Papa toplumun tüm sosyal yapısını düzenliyordu. Kendisi, Tanrının yeryüzündeki gölgesi olarak gören Papa, insanları yargılama hakkına sahipti. İnsanların yargılama hakkı, konuşmayan ve Tanrı ile insan arasındaki aracının Papa olduğu bir noktada, yozlaşma kaçınılmazdı. Dönem boyunca 16. Yüzyıla kadar dini kitaplar basılmıyordu. Halk kendi dini kitaplarından habersiz, dini; Papadan öğreniyordu.

Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!

Putların düşüşü: Devrimler!

Avrupa'da 16.yüzyılda matbaanın aktif olarak kullanılması ve dini metinler çoğaltılıp halka açılmasıyla devrimlerin fragmanı başlar. Florensa etrafında toplanan aydınların geçmişime bakıp, Antik Roma ve Yunan mirasından kültürel eserlerimize bakıp putları kıralım mantığıyla başlanan devrimler 19. Yüzyılın sonlarına kadar ilerler. İşte, bu bence sahibi, bu dönemlerin tarihini değil, bu dönemlerde Avrupa'nın değişimine etki eden fikirsel düşünceleri sizlere anlatma kararı aldı. Putların kırılmasıyla başlayan ve aslında yeni putlar yaratan düşünsel çizgiye hazır olun...

Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!

Seneca: Mutlu yaşam üzerine & Yaşamın kısalığı üzerine

''Mutluluğu korumak için başka bir mutluluğa ihtiyaç vardır.''

Yerinde saymakta olanlar, geleceğini güvence altına alamazlar. Seneca'nın bu fikirsel söylemi aslında yaşamın hiç bitmeyen bir kavga olduğunu anlatır. Çünkü yaşam bir nevi kumardır, elindekini korumak istiyorsan önce elindekiler dışında başka bir şeye de sahip olman gerek. Avrupa karanlık çağdan yükseldiğinde hiçbir zaman işgalci olmadı, aksine sömürücü oldu! Önce Afrika'yı kuruttular, sonra Hindistan'ı ama her şeyden önce Amerika'yı!

''Zihin, rotasını tamamlayıp kendi sınırları içinde sağlamlaşınca en yüce iyi tamamlanmış olur ve daha fazlasını istemez, zira bu bütün dışında hiçbir şey yoktur ki sınırın ötesinde de başka bir şey olsun.''

Avrupa ideolojisinde o dönem artık kralların kişisel zevkleriyle değil ortak bir ideoloji uğruna kanlar dökülüyordu. Fransa'nın Napolyon öncesi Avrupa'ya hükmetme çabası Napolyon ile birlikte de devam etti. Almanya'nın 1. dünya savaşını çıkarma sebeplerindeki güç arayışı, Hitlerle birlikte devam etti. İngilizlerin, Mısır ve Hindistan'da yaptıkları... aslında bu fikir tarzı Amerika'ya da bir rol model oldu. Başkanlar değişiyor, ama fikirler ve rota asla değişmiyor. Avrupa'da yavaş yavaş papanın otoritesinden sıyrılıp bir fikirsel, halksal bir bütünlük içine girmeye başladılar.

Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!

William Shakespeare: Macbeth!

Her şeyden önce bu listedeki tek tiyatro oyunu. Listemde bunu vermemin sebebi eserde çok derin bir duygunun yitirilmesi, yazgı.
Eserde Macbeth'in önüne 3 cadı çıkar. Ona ileride sahip olacağı beylikleri söylerler ve en sonunda kral olacağını söylerler. Macbeth kral olacağını duyunca karısına anlatır, karısı ona kralı öldürmesini söyler böylelikle yazgın gerçekleşecektir. Macbeth ise korkar, ve karısı şöyle der:

''Tabiatına güvenim yok; fazla insan sütü emmişsin, en kestirme yoldan gidecek yürek yok sende. Yükselmek istemesine istiyorsun; içinde hırs yok değil; taş gibi de yüreğin olmalı yanında.''

Macbeth'in eşinin bu konuşması bana göre Avrupa'nın değişim ideolojisidir. Macbeth şöyle düşünür: ''Madem yazgımda kral olmak var, neden kralı öldürüyorum ki?'' fakat karısı değişimin sembolüdür ve yazgında varsa neden şimdi kral olmuyorsun, der. Ve en sonunda şöyle der:

''Yüzün, beyim, yüzün bir kitaptır unutma. İçinde korkulu bir şeyler okuyabilir insan, dünyayı aldatmak isteyen dünyanın rengine bürünecek. Bakışın, ellerin, dillerin gülsün, yüzünde lekesiz bir çiçek ol, içinden zehirli bir yılan.''

Avrupa'da Papanın tahtından indirilmesi, ve olaylar sonunda aslında başlayan ego savaşları. Napolyon devrimin bir sembolü değildi, fakat o devrimden yararlanıp bir ego savaşına itti. Dostoyevski'nin Suç ve Cezasında Raskolnikov şöyle düşünür: ''Ben yaşlı bir tefeciyi öldürmekle birçok insana iyilik yapacağım ama katil olarak anılacağım, Napolyon binlerce masum insanı öldürdü, ama o bir kahraman olarak anılıyor!'' Günümüze bakın, dünyaya barış mesajları veren Avrupa'nın, Afrika'daki insanların Fransızca konuşması kadar ironik bir olay. Dünyayı aldatmak isteyen, dünyanın rengine böyle bürünüyor.

Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!

Friedrich Nietzsche: Deccal!

Her şey Nietzsche ile başladı aslında, bugünün Avrupası Nietzsche ile yoğruldu, onunla bütünleşti. Eser, 1888 yılında yazılmış ve 1895 yılında yayımlanmıştır. Hristiyanlığa bir eleştiridir.

''Ahlakın ne demek olduğunu onlar bilir! İnsanlık en iyi ahlakla güdülür!''

Bu cümle dehşet verici bir cümledir. Muhatabı doğrudan doğruya İncil ve papayadır. İnsanları kendi yarattığı değerlerle Ahlaklı (!) bir takipçilere çeviren Papa, bu ahlak sayesinde aslında koyunları güttüğünü söyler. Çünkü ahlakı yaratanlar onlar, yaşamı aşağılayıp insanların tensel ve tinsel duygularına karışabilecek cüreti bulanlar, o ahlaklılar!

''Budizmin önkoşulları, çok ılıman bir iklim, geleneklerde büyük bir uysallık ve özgürlüktür, militarizm yoktur.''

Bir dehşet verici cümle daha. Militarizm yoktur. Avrupa'daki dönem içerisinde Hristiyanlık dini o kadar parçalanmıştı ki, birbirleriyle savaşmaktan Osmanlı'nın kapılarına gelişine bile seyircisiz kaldılar. Nietzsche'ye göre dindeki militarizm çok tehlikelidir. Burada Militarizmden kastı tarikatlaşmış, örgütleşmiş bir grup insanın ortak ideolojisini kastediyor. Bu artık dinden çıkmış ve farklı bir boyuta geçtiğini vurgular.

Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!

Friedrich Nietzsche: Putların Alacakaranlığı!

Listemin birinci sırasında Böyle buyurdu Zerdüşt'ü yazmak isterdim. Fakat o kitap genel olarak tüm fikirlerinin toplamı olduğu için, burada daha detaylı olarak yazılan Putların Alacakaranlığına dönelim.

''Birey bir parça yazgıdır, önden ve arkadan, gelecek ve olacak olan her şey için fazladan bir yasa, fazladan bir zorunluluktur. Ona kendini değiştir, demek; her şeyin değişmesini istemektir, geriye yönelik olarak bile...''

Avrupa değişirken, bazı şeylerden taviz vererek değil, tamamıyla değişiyordu. Burada soru şu, Avrupa mı değişti, yoksa geride kalanlar mı aynı kaldı? Nietzsche'ye göre değişim kaçınılmazdır! Değişmek isteyen birisi için bir parçadan değil, bütünsel bir değişimle ancak mümkün olabileceğini söyler. Avrupa, Papanın eteklerini tutup koyunlar gibi güdülürken ne oldu da Fransız İhtilali ve reformlar yaşandı? Elbette bu olanlar Nietzsche'den çok önceydi. Fakat Nietzsche ile birlikte değişim revizyonu artık hızlandı.

''Benim özgürlük kavramım: Bazen, bir şeyin değeri, onunla neye ulaşıldığına değil, onun için ne ödendiğine...''

Martin Luther'in reform hareketleri, Fransız İhtilali, Rönesans, Fransa-Rus savaşları. Nihayetinde bu kitabın ardından gelen Almanya'nın özgürlük kavram istenci. Neydi 1. dünya savaşının genel sebeplerinin ardındaki özel sebep? Almanya'nın sömürge arayışı içinde olması. Bedeli? onunla neye ulaşıldığına değil, onun için ne ödendiğine. Hatta biliyor musun, 2.dünya savaşında bile bu psikoloji vardı. Hitler'in istenci Avrupa'yı kendine bağlamaktı. Onun için ona neyle ulaşıldığının önemi yoktu, onun için ne ödendiğiyle ilgileniyordu, hatırlarsanız eğer daha sonra savaş açacağı Rusya ile antlaşmalar imzaladı. İskandinavya'yı Ruslarla ortak aldılar. Altını çiziyorum, daha sonraki savaş açacağı kişiyle ortaklık imzalayan Alman istenci.

Yine İngilizler. Almanlar Fransa'yı aldığında ve Fransızların kurtulan askerleri İngiltere'de coşkuyla karşılandı. Ondan sonra Amerika'nın da katıldığı savaşla birlikte değerler, sonucunda ulaşılanların olduğu bir amaca değil, onun için ne ödendiğine döndü. İngiltere'de kadınlara silah kullanımı ve Rusya'da Kadın keskin nişancılar eğitimleri başladı.

Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!
Putların Alacakaranlığı: Avrupa Tarihine Yön Vermiş 4 Felsefi Kitap!
Cevapla