Şiddetin Operasına adanmış bir film; Bir Zamanlar Batıda

Şiddetin Operasına adanmış bir film; Bir Zamanlar Batıda


Hafif bir rüzgar uğultusu ve sürekli tekrarlayan sinir bozucu tıkırtı eşliğinde bir tren istasyonuna gelen esrarengiz uzun çaputlar giyinmiş, üç kirli, pasaklı ve sert adamın uzun bakışları, konuşmasız, ağır ve yavaş hareketleri bir 20 dakika ilginizi çeker mi bilmiyorum ama Sergio Leone denen bir yönetmenin hayranıysanız bu sizin muhtemelen sinema zevkinizin üst noktasıdır. Zira filmin bu başlangıç sekansı sinema tarihinin en iyi başlangıç sekansıdır kanımca.


Hiç zevki olmamasına rağmen sinema eleştirmenlerinin izlemeseler bile ismini klasikler arasına tereddütsüz yazacakları bir filmdir 1968 yapımı Bir Zamanlar Batıda filmi. Bunu nerden mi biliyorum? Şurdan ki bu müziği dinlediğinizde Yeşilçam filmlerinde nasıl sıkça kullanıldığını anımsayacak ve bana hak vereceksiniz;


Konusundan bahsetmenin hiç gerekli olmadığı zira filmin, konusundan öte kahramanlarının mimikleri olmasından mütevellit konudan bahsetmenin yeterli de olmadığı filmlerdendir Bir Zamanlar Batıda. Bundan dolayı konu bakımından kahramanları Yunan tanrılarını andıran üst düzey bir ''intikam'' filmidir diyebiliriz bu film için. Zira intikam denildiğinde aklınıza bu film gelmelidir.



Bu filmde, aradığınız macerayı, romantizmi, duygusallığı bulamayacaksınız zira bu filmde duyguya yer yoktur. Kötü ve kirli adamların bakışmaları ve sert bakışlarını yönelttiğinde arkalarında şimşekler çakan Yunan tanrıları misali erkekler vardır bu filmde.


Erkek demişken, bu filmde kadına yer yok. Zira filmin tek önemli kadını Jill'dir ve o da kimsenin tanımadığı bir fahişedir. Bu sadece erkeklerin dünyasıdır.



İşte erkeklerin dünyasına adanmış bu filmin ilkin müziği bestelenir sonra bu müziğe uygun senaryosu yazılıp film çekilir. İşte sırf bu nedenle bu filme Şiddetin Operası ya da Ölüm Balosu denir.



Film boyunca ağzında bir harmonica ile hatalı notalarla ürpertici bir melodi çalan Harmonica'nın gizemi, Frank'ın acımasızlığı ve karakterlerin giydiği uzun çaputlarla sizi iliklerinize kadar ürperten bir film bu.


Bu filmde dünyalar güzeli Jill, kasabayı terk eden sevdiği adam Harmonica'nın peşi sıra bakar ya işte Jill'in o bakışları ilgimi çekmez, karşılıksız sevdiği Jill'e arkadan hayal kırıklığıyla bakan serseri, katil ve cahil adam Chenney'in bakışları bir Baudelaire şiiri kadar anlamlıdır. İşte filmin duygusallığa ilk ve tek yakınlaştığı sahnedir bu;




Uzun bakışmalar dedik ya filmde diyaloglar azdır ama bakışmalar, insan sesi dışında kalan rüzgar, at sesleri ile bu film gerçek bir estetiktir de olan konuşmalar da zaten başlı başına bir atasözü gibidir;



- Bana güven Frank.
- Hem askılı pantolon giyiyorsun hem de kemer takıyorsun, pantolonuna güvenmeyen bir adama ben nasıl güvenebilirim ki?



Şiddetin Operasına adanmış bir film; Bir Zamanlar Batıda
Cevapla