Baktıkça İnsanı Derin Düşüncelere İten Eser: Yaşamın Dört Evresi

Edvard Munch'un fırça darbeleriyle tuvalde hayat bulan eserimiz insana hangi yollardan geçtiğini, geçeceğini ve geçmekte olduğunu gösteriyor. Eserde ele alınan küçük kızın zamana ve hayata karşı nasıl yenik düştüğünü gözler önüne seriyor insan yaşamındaki evreleri ve ruhların nasıl değiştiğini anlayabiliyoruz bu eserde.

Edvard Munch'u biraz tanıtmak gerekirse, 12 Aralık 1863’te Norveç'in Løten kasabasında doğan sanatçımız ailesinin ikinci ve en büyük oğluydu. Edvard bir yaşındayken aile, Christiania'ya (bugünkü Oslo) taşındı. Beş yaşındayken annesi Laura Munch’u kaybetti bu ani ve acılı ölüm aileyi özellikle babasını ciddi bir şekilde sarsmıştı. Edvard'ın ölümle erken yaşta karşılaşmasından doğan mutsuzluğu, babasının üzüntüsüyle daha da katlanmıştı. Edvard bu çaresizliğini ve üzüntüsünü birkaç yıl sonra yapacağı resimlerine taşıyacaktı. Yaptığı esimler ölüm ve hastalıkla ilgili hayatı boyunca hissettiği yoğun duyguların ifadesiydi.

Baktıkça İnsanı Derin Düşüncelere İten Eser: Yaşamın Dört Evresi

Sanatçımızı az biraz tanıdığımıza göre eserine geçebiliriz. Munch, bütün evrelerde hayatın acı gerçeklerini ve insanın zaman içinde olgunlaşmasını başarılı bir şekilde bize yansıtmayı başarmış.

Baktıkça İnsanı Derin Düşüncelere İten Eser: Yaşamın Dört Evresi

Sarı, küçük tek pencereli evin yanında yakalıyoruz kadını. Çocukluğu, gençliği ve olgunluğu bize göz kırpar ufaklığın minik sevimli suratı hayatın zorluklarından habersiz olacak ki mutlu mutlu sırıtıyor.

Küçük kız

Baktıkça İnsanı Derin Düşüncelere İten Eser: Yaşamın Dört Evresi

Çocuğun ilk öğrendiği şey gülmektir bunu ufaklıkta net bir şekilde görebiliyoruz hayatındaki zorluklara rağmen masumca gülmeyi başarıyor. O saf, aydınlık, pırıl pırıl ve coşkulu bakışı bir yetişkinde bulmak imkansız. Çocukların her bakışları, her davranışları, içlerinde yeşeren ifade eder. O masumiyet içinde hiç kimseden kötülük beklemez, tüm insanlara karşı güven duyarak yaşarlar. Küçük kızda bunu görebilmek mümkün.

Genç kadın

Baktıkça İnsanı Derin Düşüncelere İten Eser: Yaşamın Dört Evresi

Artık yavaş yavaş olgunlaşmaya başlamıştır küçük kız. Ailelerinin, toplumun ve devletin dayatmalarıyla, hayatın zorluklarıyla tanışmış yüzündeki gülümseme yok olmaya yüz tutmuştur sorumluluk alması gerektiğinin o ''toz pembe'' hayatın son bulduğunun farkındadır.

Olgun kadın

Baktıkça İnsanı Derin Düşüncelere İten Eser: Yaşamın Dört Evresi

Artık bir genç değildir kadın. O eski enerjisi, dinçliği yoktur hayatın ona getirdiği her türlü şeyi kabul etmiştir artık. Sorumlulukları yüzüne yansımıştır artık bunları taşımayı öğrenmiş hayatın dişlilerinde sıkışmaya alışmıştır.

Yaşlı kadın

Baktıkça İnsanı Derin Düşüncelere İten Eser: Yaşamın Dört Evresi

Hayat denen dişli artık kadını iyice ezmiş cılkını çıkarmıştır. Kadının ise bu çökmüşlüğü kader deyip kabullenmek dışında hiçbir şansı yoktur o da bu dişlinin bir parçasıdır ve sıra yavaş yavaş ona gelmektedir. Öne doğru eğilerek yürümesinden, artık dışadönük biri olmadığını, kendi içinde saklandığını hissediyoruz. Yaşlı kadın, kırmızı ve siyah şapkalı kızlara doğru yürümekte. Onlara doğru yürümesi, gençliğini, eski saf ve masum hallerine geri dönmek istediğini çağrıştırıyor.

Baktıkça İnsanı Derin Düşüncelere İten Eser: Yaşamın Dört Evresi
Cevapla