Bugüne kadar gerek oyunculuğunu, gerek şarkıları / türkülerini, gerekse yaptığı sanatı çok sevdiğimiz sanatçılardan ölenler olmuştur elbette. İlk duyduğumuzda hani 'her ölüm erkendir' misali üzülüp şaşırdığımız da olmuştur. Amma velakin geçip giden ve bitmeyen hayat telaşesinin ortasında, yaşantımıza kaldığımız yerden devam etmekten başka yapacak bir şeyimiz de yoktur. Ancak öyle isimler var ki hayatımız boyunca bir kez bile yüzünüzü görmemiş, tanışmamış olsak da sanatlarıyla, duruşlarıyla, yaşam felsefeleri ve bize verdikleri duyguyla öldüklerine inanamayıp nerede adı geçse içimizi sızlatır. 'İyi ki o bu dünyadan geçti' diyerek sevgimizi, saygımızı depreştirir.
Bugün KizlarSoruyor'da ölümleriyle bir devri kapatan, varlıkları ve yoklukları arasındaki farkın arşa ulaştığı 4 önemli isim, onlarla ilgili 4 söz ve kapattıkları 4 devir var. Anlayacağınız mevzu derin. Mevzu baştan sona onlar...

İlk isimle başlayalım. Zaten yukarıda fotoğrafta görüyorsunuz. Ve eminim yüzünüzde oluşan tebessümle beraber hüznünüzü ve o hepimize verdiği 'ailemizden biri' hissiyatını yaşıyorsunuzdur.
Büyük usta; Kemal Sunal

Adını herhangi bir yerde duymak bile yüzümüzü gülümsetmeye yeten kaç kişi olabilir ki. Ciddi, ağırbaşlı, hatta bilakis kendi ağzından çıkan cümleyle 'soğuk, fazla gülmeyen' yapısına rağmen Türk sinemasında canlandırdığı güldüren, saf ve temiz insan rolünün erbabıydı. 56 yıllık kısa sayılacak hayatına 82 film, 1 tiyatro oyunu ve onurlu, sevgi, saygı dolu bir yaşam sığdırdı.Türk sinemasında başta 'İnek Şaban' tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kurdu. 7'den 70'e herkesin sevgisini kazandı. Sebebini ise yıllar önce (1998) Uğur Dündar ile Arena programında bu sözlerle açıklıyordu.
Yıllar sonra üniversiteyi bitiren ve aile hayatıyla da örnek teşkil ederken çektiği filmlerde giydiği kostüm, kıyafeti film çekimleri bitene kadar üzerinden çıkarmayan, evine dahi o kıyafetle gitmek gibi ilginç alışkanlıkları ve mesleğine saygısı olan bir sanatçıydı.

En büyük korkusu uçağa binmekti. Hayatı boyunca hiç binmedi. Ta ki 2000 yılına kadar. O gün film çekimleri için yola çıkması gerekiyordu.Israrlara dayanamadı, istemeye istemeye ilk kez uçağa bindi ve kalp krizi geçirip öldü. Ölümü tüm Türkiyeyi sarstı. Şok etti. Yıllar geçse de yokluğuna alışılamadı. Yerine başka bir sanatçı daha da gelmedi.
10 Kasım doğumlu olan usta Atatürk'ün ölüm yıl dönümüne denk gelen günü değil 11 Kasımı doğum günü olarak kutlamasını şu sözlerle anlatıyordu;
Aslında 10 Kasım doğumluyum. Ama atamın vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam, sevinemem, gülemem. 11 Kasım doğum günümdür.
Kemal Sunal öldü. Yüzümüzü güldüren filmler de bitti. Gülebildiğimiz bir devir onunla kapandı.
Barış Manço

Ben 1993 doğumluyum ve onu hayal meyal hatırlıyorum. Öldükten sonra keşfettiğim ve onun 7'den 77'ye programında olmayı çok istediğim, değerinden öldükten sonra hiçbir şey kaybetmeyen başka bir usta sanatçı. Kendisi Barış Manço. Ne garip tesadüf ki Barış Manço'da tıpkı Kemal Sunal gibi 56 yaşında vefat etmiş.
Türkiye'de 'Barış' ismini ilk alan kişi olan Barış Manço çok iyi bir şarkıcı, söz yazarı, besteci, yazar, gezgin, tv yapımcısı, sunucu gibi birçok titre sahip. İnsanlar tarafından tanındığı yıllarda uzun saçları, uzun bıyığı ve Anadolu kokan, mesaj içeren sımsıcak şarkılarıyla kendini kabul ettirdi. O, ünlü 68 kuşağının da bir parçası olan Barış Manço'nun kitlelere en çok ulaştığı program ise TRT de yayınlanan 7'den 77 ye oldu.

'Adam Olacak Çocuk'ta 'Kırmızı ışıkta geçmiyorsun değil mi?' diyerek duyarlılığı artırdı. 'Hmm ıspanak yemek seni güçlü yapar.' sözleriyle de çocuklara o yıllarda sağlıklı beslenme mesajlarını beyinlerine kazıdı. Kah yaşlılarla program yaptı. Onların da gönüllerine girdi. Kah gençlerle. Yeri geldi elinde asası dünyayı gezdi. Hep insanlarımız için uğraştı. Doğru mesajlar verdi.

Oğlu Doğukan Manço bir televizyon programında anlatıyordu;
Babamı çocukken çok göremezdik. Bizimle az zaman geçirebiliyordu. Bir gün onu televizyonda benim yaşlarımda çocuklarla sohbet ederken, gülerken görüp çok kıskanmıştım. Çünkü bizimle geçireceği zamanda başka çocukları mutlu ederek geçiriyordu. Ona çok kızmış çok kıskanmıştım.
Hayal meyal hatırlamak bile ona duyduğum sevgiye saygıya yetti. Yeri dolmaz ve ölümüyle bir devri kapatan sanatçı o. Barış Manço.
Barış Manço öldü. Çocukluğumuz da bitti. Masumiyet dolu çocukluk devri onunla kapandı.
Neşat Ertaş

Görür görmez mutlu olduğunuzu ve duygulandığınızı hissedebiliyorum. Çünkü o Yaşar Kemal'in tabiriyle 'Bozkırın tezenesi'. Kırşehir'in, Anadolu'nun bağrından kopan bir halk ozanı, abdallık geleneğinin son büyük temsilcisi. Hangi tür müzik dinlersek dinleyelim sonunda dönüp dolaşıp geldiğimiz yerdir türkülerimiz. Tıpkı 'kürkçü dükkanı' misali. Dinlediğimizde içimizi burkandır. Bize 'Heyy kendine gel. Sen busun. Horonsun, ata barısın, uzun havasın, ağıtsın ' diyendir. Kendimizi kaybettiğimizde yüzümüze nağmeleriyle tokat gibi vurup 'özüne dön' diyendir. Ve bunu bize diyen türkülerin şahıdır Neşet Ertaş. Ozandır. Candır. Gerçek bir ustadır.
Kendisi Kırşehir Çiçekdağı ilçesinde doğdu. Acıklı bir hayat hikayesinin baş kahramanıydı. Belkide onu bu acıları Neşet Ertaş yaptı. 2012'de hayata gözlerini yumduğunda 75 yaşındaydı ve ölümü çok büyük üzüntü yarattı. Hayat tarzı, mütevaziliği, edebi, adabı, yanık sesi ve yıllarca süren bir sosyoloji tezine konu olabilecek şahane sözleriyle gerçekten iz bıraktı.

Yoksa;
Cahildim Dünyanın Rengine Kandım / Hayale Aldandım Boşuna Yandım / Seni İlelebet Benimsin Sandım / Ölürüm Sevdiğim Zehirim Sensin / Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin.
...diyen bir yürek sıradan olabilir miydi?
Neşet Ertaş öldü. Bizi biz yapan türküler de bitti. Nerede yaşarsak yaşayalım, nerede doğmuş olursak olalım. Bize Anadolulu olduğumuzu hatırlatan, toprak kokan türküler devri kapandı.
Ahmet Kaya

1980'ler ve 1990'larda çıkardığı albümlerle Türkiye'de unutulmaz bir dönemin baş kahramanı olan Ahmet Kaya anne tarafından Türk, baba tarafından Kürk kökenli bir sanatçı. Ben kendisini çok seviyorum. Amma velakin hep akıllarda olan sadece belli bir siyasi görüşte olanlar Ahmet Kaya dinler düsturuna inat sol görüşlü olmayan bir vatansever Türk vatandaşı olarak kendisinin şarkılarına çok değer veriyorum.
Düşünün bir kere. Hangimizin hayatında aşk acısı çekerken, acılarla gark olmuş hayattan bezmişken, içimizi yakan bir Ahmet Kaya şarkısı olmamıştır.Hangimizin bir Ahmet Kaya şarkısında gözleri dolmamış, ne dolması, hangimiz ağlamamıştır hatta. Hangimiz söyleyin.

43 sene gibi insan ömrü için kısa sayılacak bir hayat yaşayan Ahmet Kaya gerek görüşleri gerekse şarkıları ile hep çok tartışılan bir sanatçı oldu. O dönem asla hoş karşılanmayan pek çok şey şimdi sıradan olağan şeyler haline gelince devlette hakkını teslim edip yakın bir zamanda Fransa'da olan mezarını Türkiye'ye getirmeyi teklif etti ve şu sözleri ondan yadigar kaldı.
Arka cebimde 2 metrelik kefenim duruyor, her an hazır ve nazır, her an ama yani. Ölürsem, hayatımda istediğim bir tek şey var, bir tek şey var. Asla bu ülkeyi sevmiyor demesinler asla yani, Ben Edirne'den Ardahan'a kadar bu ülkeyi çok sevdim..

Artık hayatımızda 'Ahmet Kaya şarkısı' diye bir gerçeğin varlığında hangi şarkısı içimizi acıtmadı ki. Kendi adıma aklım başıma hep sonradan geldiği için olsa gerek 'Hep sonradan' ve 'Acı çekmek özgürlükse / Özgürüz ikimiz de / O yuvasız çalıkuşu / Bense kafeste kanarya..' diyerek kalbime işleyen şarkı 'Acılara Tutunmak' favorilerim.
Tam 7 yıl önce;
Ve Ahmet Kaya öldü. Acıklı ve hüzünlü şarkılar bitti. Onun ölümüyle 'birlikte olabiliriz' duygusun verdiği umut devri kapandı.
Bugün KizlarSoruyor'da ölümleri bir devri kapatan, varlıkları ve yoklukları arasındaki farkın arşa ulaştığı 4 sanatçı, 4 söz, 4 devir vardı. Kemal Sunal vardı. Barış Manço vardı. Neşet Ertaş vardı. Ahmet Kaya vardı. Olmayan tek şey ise onların yerini doldurabilecek aynı zamanda kapattıkları devri açabilecek başka isimlerdi.
Gülebildiğimiz, çocukluğumuza dönebildiğimiz, Anadolulu olduğumuzu hatırladığımız ve 'birlikte olabiliriz' umudu taşıdığımız 4 ayrı devir ölümleriyle kapandı belki ama verdikleri duyguları, mesajları hatırlayıp o devri başlatalım yeniden. Hemen bugün. Şimdi.
Çünkü;
Hayat kısa, kuşlar uçuyor.
Sevgiyle..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar